HEMEN MAGAZİN İZMİR'E ABONE OL!

Süleyman Altunbaş

HER YOKSUL GECE KENDİNE UĞULDAYAN BİR RÜZGÂR ISMARLAR

Magazinizmir

Yıldızlarıyla ne derin bu gece gökyüzü

Yıpranıyor dudaklarımda alev

Sesim küçülüyor

Bu yalancı sonbaharda

Bir iki kırık hece kavruluyor

Ve atıyorlar kendilerini dışarı

Sükûnet kaybolan bir gün gibi lâl

Mavi yolda sivri topuklu kurt izleri

Bıçağa dayanan kemik

Ve bir avuç empati

 

Temassızlık var sanki bir yerde

Kötü kokular yükseliyor sokak aralarından

Öznesiz rüzgâr hangi yüzler için soyunuyor, bilinmez!

 

Şarabî kıyafetlerimizle yiyoruz çürümüş ayvaları

Sesli düşünen bir ezanın ezgisinden kaçıyoruz

Kalbimizde fosil gülüşlerle kala kalıyoruz orta yerde

Kaosun cinleri cirit atıyor orta yerde

 

Şimdi kısa bir gün gibi eskidi moleküller

İflasın eşiğinde insan,

Ruhların kapıları sürgülü arkadan

Fikirler örümcek ağıyla esir alınmış

Tenler, ardına dek açık

Zâviyeler güdük ve kör

Özgürlükler Lâleli’de bir pasajda mahsur.

 

Terk ediliyor küçücük pencerelerden bakan şiir

Şizofreni tavırlar revaçta

Fasarya gecelerde ayyuka çıkıyor şakşaklar ve şakşakçılar

Yeleleri kesilmiş bir rüzgâr gibi esişler: hükümsüz…

 

Aydınlığın karanlık yüzünde dans ediyor ifritler

Ateşini düşürmek için,

Her yoksul gece kendine uğuldayan bir rüzgâr ısmarlıyor

Ve uzun cümlelerden iskele kuruyor kurtarmak için kendisini insanoğlu

 

Tanrım! nerden sevdim, nerden düştüm bu hayata, nerden?!

 

Gece yalnızlıklarım…..


Yazarın Diğer Yazıları
FACEBOOK İLE BAĞLAN