HEMEN MAGAZİN İZMİR'E ABONE OL!

Berna Ülkü

İşte Ne Giysem?

Magazinizmir

Bol inişli çıkışlı bir Ağustos Ayı’ nı geride bırakarak. Eylül’ ü selamlıyoruz. Elbette kafada deli sorular, “nolcak bu memleketin hali” yankılarıyla çarpışırken; ben tabloya iyi tarafından bakmak istiyorum. Evet her TÜRK üretici buna Türk Modacılar da dahil, hammadde alımını dolar üzerinden yapıyorlar. Bu da maliyetlerinin artmasına sebep oluyor. Haliyle ürünlerine zam yapmaları gerekiyor. Eğer bu marjı, faydaya çevirebilirler ise, şöyle ki Türkiye’ de üretimi olan malzeme tedariğine gidip, aksesuarlarında dolara endeksi olmayan yapım maddelerini kullandıklarında hem iç piyasa canlanır, hem de alışveriş yapmaktan haklı olarak korkan bir tüketici kafilesini de kendilerine çekmemiş olurlar. Her kriz alışkanlıkların değişimi için bir fırsat. Ithal markalarına olan saygımız ve sevgimiz ortada, kedinin ulaşamadığı ciğere pis demenin anlamı olmadığı gibi; sadece taklit ürün piyasasının artmasındansa, niteliği olan ancak unique-tek olan bir Türk parçayı taşımayı tercih ederim. Türk tasarımcıları arasında Dünya’ ya açılmış ve birçok celebrity giydiren çok başarılı isimler var. İç piyasada biraz esneme gösterip, kardan zarar ettiklerinde, ciddi bir Türk Tüketim Takipci kitlesine ulaşmaları mümkün.

Hiç, hiçbir şey almayın diyemiyorum. Bizim ekonomimiz al-ver ekonomiye can ver stratejisi üzerine kurgulu. Alışverişi, tüketimi sıfırladığımız gün bir çok işçinin de ipini çekmiş oluruz. Bu vesile ile de, Türkiye’ de yer alan ünlü departman store da Türk Tasarımcısını kollar da, paralarını ithal markalardan satın aldıkları ürün şartlarında öderler diye de umut ediyorum. O gördüğünüz, bildiğimiz ve alışveriş yaptığımız çok ünlü mağazalar maalesef sezon satın almalarını yabancı markalardan peşin yaparken, iç piyasadan aldıklarını çook uzun vadelerde ödüyorlar. Zaten bir koleksiyon çıkarmak maddi ve manevi zor iken, daha da zorlaşan bir görüntü oluyor. Türk Tasarımcıları ünlü raflarda para için değil, prestij için yer alıyorlar. 

Peki, sade bir tüketici olarak biz ne yapalım? Önce, elimizde neler var onlara bakalım ve iyi değerlendirelim. Hâlâ gardırop temizliği yapmadıysanız, sakın alışverişe çıkmayın. Belki, muadilini bulacağınız evinizde bir alternatifiniz vardır. Emin olun, her kriz yeni kas gelişimine sebep olur. Şimdi ise, geliştirme zamanı. Mevcut parçalar ile kombinasyon yeteneklerinizi geliştirmek üzere, bol bol internette sayfalarında gezinin. Eminim ilham verecek ve elinizdekiler ile harika seçenekler oluşturacaksınız. Alacağınız ürünün mutlaka amortismanını hesaplayın. Bir-iki defa giyilecek bir ürüne ciddi paralar bayılmanın ne yeri ne zamanı. Özel davetleriniz için giysi kiralayan profesyonel siteler mevcut. Bir gece elbisesine sadece 2 defa için yatırım yapmayın. Gidin kiralayın. Hem cebinizden hem yerinizden tasarruf edin…

Yeni sezonda, ekosenin büyük aksesuarlar ile dansına şahitlik edeceksiniz. İngiliz aristokrasi’sinde başlayan, 70' lerin punk hareketine dönüşen ekose, yeni sezona asimetrik kesimlerle geliyor… 

İşte Ne Koklasam?

 
Söz Türk markalarından açılmışken ve destekleme kararı almışken; yeni keşfim “Nishane” markası ile Sizleri tanıştırmak isterim…
Tamamen Türk girişimi olan markanın parfüm yaratıcılarını Dünya’ dan alıyor. 22 farklı tınıdaki, ismine münhasır nish parfümlerin hikayeleri de en az kokuları kadar etkileyici. Milona’ da çıkış yapan marka, Dünya’ da da yerini bulmuş. Mutlaka hikayesi ve kokusuyla sizi büyüleyecek bir parfüm ile kendinizi bütünleyeceksiniz.

Beni en çok etkileyenlerden biri de “HUNDRED SILENT WAYS” Mevlana’ nın sözünden etkilenerek hazırlanmış parfüm üst notalarda, Mandarin, Tuberose, Şeftali; orta notalarda Beyaz Jasmin, gardenya, orris; alt notalarda ise Vanilya, Sandal Ağacı, Vetiver son noktayı koyuyor. Sessizliğin parfümde can bulmuş hali, mistik yaklaşımı ile Sizi güçlü kılacak ve ifadenizi vurgulacak.
 

 


Yazarın Diğer Yazıları
FACEBOOK İLE BAĞLAN