Hikayenin Pastayla Buluştuğu Yer 'İpek Butik Pasta ve Çikolata'

İpek Butik Pasta ve Çikolata’nın sevgili sahibesi Zeynep Moğol ile pastalar, çikolatalar ve kurabiyeler hakkında çok tatlı bir röportaj gerçekleştirdik.



3 yıl önce şeker hamuru pastalarla tanışan ve şu anda evinde profesyonel şekilde pastalar, çikolatalar yapan evli, biri 23 biri 13 yaşında iki çocuk annesi bir kadın. Onu bu röportaja konu eden ne mi? Müthiş ‘Hikaye pastacılığı!’

Hiçbir eğitim, kurs almadan, sadece hayal gücü ve sevgisiyle muhteşem pastalar ortaya çıkaran muhteşem bir kadın Zeynep hanım. Onun hikayesini ve pastalarını kendisinden dinledik ve sevginin her işin başı olduğuna bir kez daha inandık. Bir şeyi sevdiğiniz sürece bıkmadan usanmadan onunla uğraşabilirsiniz.

Hikayeniz nasıl başlıyor Zeynep Hanım?
Manisa’da şu an adı Celal Bayar olan Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Muhasebe bölümünde başlıyor. Ama hesap kitap işleri hiç hoşlanmadığım konulardı. Hiç bana göre değildi. Üniversitedeki tek ve en büyük kazancım eşim oldu. Okuldayken tanıştık ve evlendik. Mesleğimi hiç yapmadım. Evlendim ve hep evdeydim.

Peki ya pastalar?
Çocuklarımı büyütmüştüm, hatta büyük kızım Denizli’de okuyor. Ben de kendime bir meşgale arıyordum. Çok fazla gezmeyi seven bir insan değilim. Boş durmayı da sevmiyorum. Ben de evde oğlum sayesinde bilgisayar kullanmayı öğrendim. İnternette ise butik pastacılıkla tanıştım. Şeker hamurundan yapılan bu pastalara bayıldım. Hayranlıkla bu pastalara bakarken ‘Ben de yapabilirim bunları’ dedim. Sanata karşı da yeteneğim vardı. Lisedeyken resim yeteneğim çok iyiydi. Zaten Güzel Sanatlar okumak da tek hayalimdi ama Manisa’da Güzel Sanatlar bölümü yoktu. Ailem de ‘Ya Manisa’da oku ya da okuma dışarıya gitmene izin veremeyiz.’ deyince hayalim yerine sevmediğim muhasebeciliği okudum. Fakat dediğim gibi hiç çalışmadığım bu alandı çünkü sanata olan ilgim devam ediyordu. Şeker hamuru pastalar sayesinde ise bir nevi hayallerimi gerçekleştirdim.

İlk nasıl başladınız?
Deneme yanılma yöntemiyle ☺ Hiç kursa gitmedim. Yeteneğim beni yönlendirdi. Kursa gitmedim ama şu anda kurs verdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim ☺ Gerçi kurs gibi olur mu bilmiyorum ama. Tamimiyle kendi hayal gücümle oluşturduğum pasta tariflerimi, bildiklerimi paylaşıyorum verdiğim kursta. En fazla iki kişilik ve talep olursa oluyor zaten. Birlikte ev ortamında hem öğreniyoruz hem de eğleniyoruz. ☺ Benim tarzımı sevenler ve beğenenler olursa, kendileri kurs almayı talep ederlerse veriyorum. Bildiğim her şeyi paylaşıyorum onlarla. Bildiklerini saklayan, paylaşmayan pastacılardan olmak bana göre değil.

Dönelim pastalarınıza, daha sonra neler yaptınız?
Dediğim gibi, tüm pastalarımı kendi tariflerimle hazırlıyorum. Kesinlikle katkı maddesi kullanmıyorum. En çok önem verdiğim konu budur. Pasta güzel kabarsın, rengi beyaz olsun filan diye asla katkı maddeleri kullanmam. Şeker hamurunu bile kendim yapıyorum. Hazır şeker hamuru kullanmıyorum. Ki normalde şeker hamuru glikoz ile hazırlanır. Ama ben balla hazırlıyorum şeker hamurlarını. Bildiğim kadarıyla da benden başka balla yapan yok. Balla hem daha sağlıklı hem de daha dayanıklı oluyor şeker hamurları. Balla yapılan şeker hamuru pastanın üzerinde daha düzgün duruyor, akmıyor. Önce bir platform hazırlıyorum, onun üzerine şeker hamuruyla pastaya formunu veriyorum. Sonra da ince ince pastayı işliyorum. Kalıp kullanmıyorum mesela. Kendim işliyorum şeker hamurunu, tek tek kendim veriyorum formlarını.

Renklerini de siz mi yapıyorsunuz?
Evet. Kendim renkleri birbirine karıştırarak uygun renkleri buluyorum.
-Bir ressam gibi yani ;)
Aynen öyle. Yetenekle oluyor herhalde bu da.

3 yıldır pastaların haricinde neler yapıyorsunuz?
Macaron, şeker hamurlu kurabiyeler yapıyorum, kendim çikolata yapıyorum ve farklı şekillerde sunum hazırlıyorum.

Peki, satış nasıl başladı? Hayallerinizi gerçeğe dönüştürdünüz ve bu yolla para kazanmaya başladınız? Nasıl gerçekleşti bu?
İlk önce arkadaşlarıma hediye olarak yapmaya başladım. Herkes çok beğeniyordu. Sonra oğlum bana bir blog açtı. O sayede yayılmaya ve duyulmaya başladım. Pastalarımı satın almak isteyenler çıkıyordu. Özellikle Manisa’da ismim kısa zamanda duyuldu. Manisa’nın bu alanda ilklerindendim, benden sonra yapmaya başlayanlar oldu. ☺ Fakat blogun etkisini yadsıyamam. Tüm Türkiye’den pasta siparişi alıyorum ve bu mükemmel bir şey.

Hiç dükkan açmayı düşündünüz mü?
Manisa’da bu işi yapmaya benden sonra başlayıp da dükkan açanlar var ama ben düşünmüyorum. Zaten yeteri kadar talebim var. Daha fazlasına yetişemem, yapamam. Eğer daha fazlası olursa iş iyice ticarete dönece. Yoğunluktan yaptığım pastalardan keyif bile alamayacağım o zaman. Ben severek yapmak istiyorum. Çünkü bu iş gerçekten çok yorucu bir iş. Bir pasta için iki gün önceden hazırlıklara başlıyorum. Bazen sabaha kadar uyumuyorum. Özellikle figürlü pastalarla ilgilenmek çok vaktimi alıyor. Ayrıca dükkan işleri işin içine girdiği zaman o yükün altından kalkabilmek için pastalarımı pahalandırmam gerekiyor. O şekilde hem pahalı pastalar hem de seri üretim pastalar yapmak istemiyorum.

Türkiye’de pastacılığın durumu nedir sizce?
Maalesef Türkiye’de pastacılığa gereken önem verilmiyor. Mesela yurtdışındaki düğünlerde özel masa kurulur, pasta masaya gelir ve bütün bir gece kesilene kadar masada durur. Onlar için özeldir pasta. Ama Türkiye’de pastaya gereken değer verilmiyor. İnsanlar düğün salonlarına, gelinliklerine bir sürü masraf yapıyorlar. Fakat pastayı önemsemiyorlar. Bayat salon pastalarını düğünlerinde kullanıyorlar. Bir gelinlik bir gelin için nasıl kıymetliyse pasta da o şekilde önemli aslında. Sonuçta gelinlik de 2 saat giyiliyor sadece. Bir daha kullanılmıyor. Fakat gelinliğe o kadar para verip kıyabiliyorlar. Pastaya gelince bayatlamış pastalarla geçiştirebiliyorlar. Oysaki pasta her detayıyla ilgilenilmesi gereken bir konu. Özellikle gençlerin pastaya daha çok değer ve önem vermelerini çok isterim.

Siz butik pastacılıkta kimleri beğeniyorsunuz?
Türkiye’de Zeynep Ada, yurt dışından ise Marzia Caruso ve Antonella Di Maria çalışma tarzını beğeniyorum.

Siz kendi tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Şeker hamuru pastalarda modern çalışmalar çok fazla moda. Fakat ben sevmiyorum modern tarzı. Ben yaşanmış hikayeli pastalar, yani tamamen hayal gücüyle gerçekliğin ortaya çıkarıldığı gerçek pastalar yapmayı seviyorum. Mesela bir nişan için yaptığım bir pastayı anlatayım size: çiftler deniz kenarında tanışmışlar. Erkek evlilik teklifini kayıkta yapmış. Birbirlerini ilk gördükleri yer deniz kenarında bir bankmış. Bu hikayeyi kız bana anlattı ben de bu şekilde aynen pastaya yansıttım. Pasta deniz kenarında bir sahil gibiydi. Üzerinde kayık, o bank, çiftler ve tüm detaylar vardı. Bittiğinde harika görünüyordu.

 

Hikaye fotoğrafçılığı gibi hikaye pastacılığı yapıyorsunuz yani?
Evet, öyle de denebilir. Pastayı isteyen kişi gelsin, bana (düğün, nişan, doğum günü) hikayesi neyse anlatsın. “Şöyle tanıştık, şuradaydık, şöyle kıyafetler vardı üstümüzde” desin. Ben de o hikayeyi pasta dönüştüreyim. Sadece yuvarlak formunda olmasın pasta, denizler olsun, dağlar olsun. Hareketli, gerçek pastalar olsun. İstiyorum ki hep farklı modeller olsun. Yeni bir şeyler üreteyim, gerçek hikayeler oluşturayım. Örneğin bir düğün pastası hazırlayayım. İlk katında çiftlerin tanışmasını, ikinci katında sevgili zamanlarını, üçüncü katında nişanlılıklarını, son katında da evliliklerini anlatayım. Pastacılıkta hayal gücünde sınır yok. Ben de sonuna kadar bunu pastalara yansıtabiliyorum.

Aslında sizin ki daha modernmiş ☺ Peki, yemeklerle aranız nasıl?
Müthiş. Bu işe başlamadan önce mutfağım müthişti. Mantılar, su börekleri, hiç dışarıdan almam öyle şeyleri. Makarnamı, salçamı, tarhanamı bile kendim yaparım. Fakat artık yapamıyorum ☹ Evdekiler de bu duruma isyan ediyor. Dışarıdan bile yemek söylüyorum artık çünkü pasta yapmaktan yemek yapmaya vakit kalmıyor.

Bu durum sizi üzüyor mu? Evde yemek bile yapmaya vakit bulamayacak şekilde pasta yapıyorsunuz.
Evet, üzüyor çünkü vakit bulamıyorum. Ama hayır da diyemiyorum. Çünkü çok keyifli bir şey pasta yapmak. Bazen çok dolu olduğumda bile pasta siparişlerini geri çeviremiyorum. Kahroluyorum geri çevirirken. Sadece sürekli aynı pastaları yapmak istemiyorum. Farklı şeyler yapmak istiyorum. Mesela o tarz siparişlerle çalışanlar var. 3-5 model pasta seçiyorlar, “Bunun aynısından yapabilirim.” diyorlar. Ama bu mümkün değil. Aynı kişi bile yaptığı bir pastanın aynısını bir daha yapamaz. Mutlaka farklılıklar olur. O zaman da müşteri, hayal kırıklığına uğrar. Ben öyle çalışmıyorum hiçbir zaman. Kendi tariflerimi, kendi modellerimi, kendi hayal gücümü kullanıyorum.

Kendi pastalarınızın taklitlerini görüyor musunuz?
Tabi ki görüyorum. Çok denk geliyor. Ama biz pastacıların arasında yazılı olmayan bir kural vardır. Eğer bir başkasının tarifini, modelini kullanıyorsan onu ismini belirtmek zorundasın. Belirtmeyenlere kızıyoruz hepimiz. Belirtenleri görünce de hoşumuza gidiyor ☺ İsteyen herkes adımı vererek tariflerimi kullanabilir.

Yemeklere geri dönersek, en güzel yaptığınız yemek hangisi?
Her yemek ☺ Hepsini severek yediğim ve yaptığım için hiç birini ayırmam. Hepsini de güzel yaparım. Zeytinyağlılar, et yemekleri, mezeler… Anne tarafım Giritli benim, o yüzden zeytinyağlılar, mezeler, tüm otlar. Hepsini hem yemesini hem de yapmasını çok severim.

Nedir güzel yemek yapmanın sırrı?
Sevmek. Yemeği sevmek. Yediğin yemekten aldığın hazzı seviyorsan yemeği de özenli ve güzel yaparsın. Keyif almak ve sevmek her işin sırrıdır.

Hiç en güzel tariflerinizi birleştirip kitap yapmayı düşündünüz mü?
Ahh, keşke yapabilsem. Çok isterim bir kitap yapmak. Ve de Türkiye’de Türkçe yazılmış pastacılıkla ilgili tek kitap var benim bildiğim. Dolayısıyla hiç Türkçe okuma kaynağımız yok diyebiliriz. Belki ileride benim de imkanım olur, çok isterim bir kitap çıkarmak.

Eşiniz neler diyor size işinizle ilgili?
Çok destek oluyor bana. Zaten eşler destek vermese bizler yapamayız bu işi. Sabahlara kadar uyumadan çalıştığımız oluyor. Dolayısıyla eşim destek olmasa ben de bu kadar güzel pastalar yapamazdım. Ayrıca eşim de çok güzel yemek yapar. Benim pastam olduğunda, yorulduğumda, o işten gelince mutfağa girer, yemeği yapar. Tabi yemekten sonra mutfağın hali harap oluyor ama olsun.

Son olarak 1 yıl sonra ya da 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Neler yapmak istiyorsunuz?
1-2 yıl içinde butik bir cafe ve atölye açmak istiyorum. Arkası kocaman bir mutfak, ön tarafta benim maket pastalarım olsun. Orada kursumu vereyim, yanımda 3-4 kişi olsun. Benim sadece pasların süslemesiyle ve kurslarla ilgilenebileceğim bir atölyem olsun isterdim.
Onun dışında nişan ve düğün pastaları hazırlamayı çok seviyorum. En çok sevdiğim konseptler hikayeli nişan- düğün pastaları ve çikolataları. Çok büyük pastalar yapmak istiyorum. Şu ana kadar 2 tane 5 katlı pasta yaptım zaten. O yüzden istenildiği zaman ne kadar zor olsa da hikayeleri gerçek pastalara dönüştürebilirim.
Tabi insanlar pastaya ne kadar çok önem verirlerse bizler de kendimizi o kadar çok geliştirebiliriz. Onların özel günlerinde, davetlerinde bir kıyafete verdikleri önemi pastaya da vermeleri gerekiyor ki bizler de ortaya harika tasarımlar çıkarabilelim.

İşte Zeynep hanımın pasta hikayesi böyle. Evde sıkılan bir ev hanımından sanatçı bir pastacıya çevirmiş kendini. İnsanın bir işi sevdiği sürece her şeyiyle yapabileceğini kanıtlıyor bize. Eğer siz de hikayenizi bir pastaya çevirmek istiyorsanız Zeynep hanımın Facebook sayfasını inceleyebilirsiniz.

Magazinizmir.com'un özel röportajıdır. Tüm hakları saklıdır. Başka yerlerde izinsiz kullanılamaz.  

 


Haberin Galerisi İçin Tıklayın.

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER İpek butik pasta ve çikolata, manisa pasta, şeker hamurundan pasta, özel tasarım pasta, butik pasta, şeker hamuru pastalar, 5 katlı pasta, düğün pastası, özel pasta, manisa butik pastacılık, 1. Yaş Pastası, hikayeye özel pasta, kişiye özel pasta, zeynep moğol, zeynep moğol kimdir