Twitt Perisi Sordu Erkan Petekkaya Cevapladı!

Erkan Petekkaya; " Eğer oyuncu olmasaydım,kesinlikle İzmir'de yaşıyor olurdum"



Erkan Petekkaya'nın telefon numarasını öğrenişimle,aradığım gün arasında sanırım en az 3 koskoca gün vardır. Mütemadiyen elime telefonu aldım ve bir türlü aramaya cesaret edemedim. Hani olur ya çekinirsiniz; " ya soğuk bir adamsa, müsait değilim derse, hayır yapamam ropörtaj falan, nereden buldunuz telefonumu der ya fırçalarsa bir de beni,ya ukalaysa" diye yüzlerce soru vardı kafamda. Sanırım hep dizilerde ağır bir abi olarak karşımızda oluşunun etkisindeydim bende.

Elimde sadece bir avantajım vardı; O' da numarayı ikimizin de çok sevdiği ortak bir yakın dostumuzdan almış oluşum, ve Erkan Petekkaya'nın Twitter'ı varken beni takip ediyor oluşuydu. Hatta Dila Hanım dizisinin ilk bölümü sonrasında bir başka sitedeki köşe yazımda diziden bahsediştim ve ,kendisi okuyarak bana teşekkür de etmişti. Hatırlıyordur diye düşündüm. Bir de en mühimi;  şu anda bizzat kendisinin kullandığı tek sosyal platform olan İnstagram'da da birbirimizi takip ediyor oluşumuzdu.

Hadi Bismillah dedim ve aradım. Önce çekimdeydi yardımcısı sordu bana; " kim arıyor diyelim?"

Kimin aracılığıyla aradığımı ifade ettim ve; "adımı versem de bilmez,ben kendisini yine arar açıklarım" dedim.

Sonra ofisimde çalışırken telefonum çaldı arayan Erkan Petekkaya'ydı. Allah dedim ne diyeceğim adama, ter bastı ama açtım tabiki telefonu. Erkan bey; " beni aramışsınız buyrun kiminle görüşüyorum" dedi. Durum biraz karışık dedim. Şöyle desem hemen hatırlarsınız sanırım. "Ben Twitt_perisi'yim"

"Aaaaa twitt perisi merhaba nasılsın?".....

Size yemin ederim o saniyeden itibaren o samimiyetiyle bende kendimi kaptırdım,iyice rahatladım sordum ropörtaj yapabilir miyiz diye. Sonra,tabiki dedi ve akşam olunca ben sordum Erkan Petekkaya cevapladı. Senelerce birçok ünlüyle ropörtaj yaptım. Kimi gerçek hayatımda da arkadaşımdı,kendimi kasmadım, rahat geçti. Kimisini ilk defa görüyordum ropörtaj ortasında sıcaklık sağlandı. Ama hiçbir ropörtajımda Erkan Petekkaya'daki samimiyeti, içtenliği asla bulamadım. O dizilerdeki ağır aşık, ağır abimizden eser yok. Sanki 40 yıllık arkadaşım gibiydi. Biz sohbet ettik, ropörtaj değildi desem daha doğru olacak zaten. Özellikle oğlu Cano'ya olan düşkünlüğünü her cümlesinde hissetiğim,ailenin kutsal bir müessese oluşunun idrakında,modern, ama örf ve adetlerinden asla ödün vermemiş,bu basamakları çıkarken çok çalışmış, çaba sarfetmiş,ama asla geçmişini,ona emek verenleri unutmamış, bu camianın hem içinde, hem de bir o kadar da dışında durabilmiş,mütevazi, yani bizden,samimi,doğal,vefalı,vicdanlı, adam gibi bir adamlaydı sohbetim. Ve bu sohbet esnasında o kadar güldürdü ki beni,ropörtajın son sorularına yaklaşırken bu kez not aldıklarım dışında başka sorular düşünmeye bile çalıştım. Sırf ropörtaj uzasın Erkan Petekkaya'la bu kahkaha dolu sohbet bitmesin istediğim için... Teşekkürler Erkan Petekkaya,teşekkürler güzel yürekli adam..

Devlet Konservatuvarı mezunu,eğitimli bir oyuncu olmanın sinema piyasasında avantajlarını gördünüz mü?

Piyasada çok görmedim de,yani piyasada çok bakmıyorlar eğitimli misin ya da değil misin diye. Ancak eğer tiyatro yapacaksam bir eğitim gerekiyor gerçekten. Sinema piyasasında faydasını görmedim,ancak oyuncu olarak elbette yararlarını gördüm. Üniversitesini okudum neticede bu işin. Bu işin de bilimsel yanları var.Dramatoloji biliyorum,bir role nasıl yaklaşılır onu biliyorum. Ama eğitimimle iniltili bir şekilde düşünmedim hiç oyunculuğu,o benim içimden gelen birşey zaten. Kısaca aslında eğitimli oluşum oyunculuğumdaki yeteneğimin yanında bana bonus oldu,artı puan oldu.

Peki "oyunculuk hayatımda üzerimde çok emeği vardır" diyeceğiniz biri ya da birileri oldu mu?

Elbette oldu. Öncelikle Rahmetli Osman Yağmurdereli, senarist Alican Yaraş vardır, Cem Akyoldaş vardır yönetmendir kendisi,Erol Avcı vardır yapımcıdır,TMC'nin sahibidir kendisi,Ali Gündoğdu vardır,dostumdur..Vardır daha birçok insan vardır.

Bir dönem modellik,mankenlik yaptınız diye biliyordum. Ne kadardı bu süreç?

Yoo ben hiç mankenlik yapmadım. Hayatımda bir defa podyuma çıktım; o'da bir dönemlerin efsane mankenlerinden Yusuf Azuz'un geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kendisi için düzenlenen özel bir gecede dönemin tüm ünlü mankenleri Engin Koç, Deniz Pulaş, Atilla Saral gibi mankenlerin yer aldığı bir kadrodaydı podyuma çıkışım. Onun haricinde hiç mankenlik veya modellik tecrübem olmadı.

İlk ekrana kamera şakalarıyla çıkmışsınız öyle mi?

Evet doğrudur . Benim kamerayla ilk tanışmam kamera şakalarıyla oldu,şaka bana yapıldı.

Nasıl yani?

Baya,kamerayla tanıştım ama gizli kameraydı (gülüşmeler)

Ay inanamıyorum şaka gibi

Yok şaka gibi değil,adı üstünde şaka zaten. Sen bakma ekranlarda ağır abiyi oynadığıma falan,ben çok neşeli,keyifli,gülmeyi ve güldürmeyi seven bir adamımdır Twitt_perisi.

Kaç yıllık evlisiniz?

10 yıllık evliyim. 9 yaşında da bir oğlum var. Pazar günü de oğlumun doğumgünü var,o yüzden yanlarına gidiyorum İstanbul'a.

Bu yoğun tempoda zor olmuyor mu siz dizi nedeniyle Adana'dasınız aileniz İstanbul'da. Nasıl görüşüyorsunuz?

Aslında bu ilk defa böyle oldu. Daha evvel Adana'da" Beyaz Gelincik" diye bir dizi çekmiştim. O dönemde yanımdaydılar,geçen sene de yine yanımdaydılar,ama bu sene İstanbulda'lar,ben Adana'da yanlızım. Gerçekten de çok zormuş. Hayatımda hiç onları yanımdan ayırmadım ben,haftaiçi onları geliyor,haftasonu ben gidiyorum ve birşekilde idare etmeye çalışıyoruz.

Kadınlar sizi rahat bırakıyor mu? Neticede yakışıklı bir adamsınız.

Estafurlah..Heryerde yakışıklı adamlar var. Açın moda dergilerini,çıkın sokağa elbette ne yakışıklı adamlara denk gelirsiniz. Ancak televizyon dünyası büyülü bir dünya,sanıyorum bu büyülü dünyadan dolayı. Ekranlarda olunca daha fazla bir ulaşılmaz görünmekle alakalı.Zaten ben çok da insan içine çıkmıyorum. Çıksam da o insanın duruşuyla alakalı birşey. Siz anteni kapalı tutarsanız yanınıza yaklaşıp oyunculuğunuzu çok beğeniyoruz derler, ama anteni açık bir duruş sergilerseniz o zaman başka şey söylerler. Dediğim gibi duruşla alakalı birşey bu.

Muhakak şimdi alışmıştır ancak,oyunculuğa başladığınız ilk dönemlerde eşiniz kıskanır mıydı sizi?

Tabiki alıştı artık. Oluyordu başlarda bazen. Ama ben evlenirken de eşim biliyordu benim mesleğimin oyunculuk olduğunu. Bilerek evlendi yani. Oldu bazen sıkıntılar,ama geçti çoktan. Kaldı ki ben oyuncu olduğum için değil ki aslında bu yaşanılan sıkıntılar. Bize mahsus değil. Başka meslekteki insanların da zor zamanları oluyor. Belki bir derece oyuncu olduğum için farklıdır. Ama benimki de budur,eczacının başkadır,Doktor da başka zor zamanlar olabilir. Evlilik te olabilen süreçlerdir bunlar. Karşılıklı saygı ve sevgiyle çözülemeyecek hiç birşey yoktur.

Ben uzun seneler evvel katıldığınız bir programda, yanlış anımsamıyorsam; sabahları 3 zeytin yediğinizi, bunların bir tanesinin oğlunuz için,diğerini eşiniz için, diğerini de kendiniz için yediğinizi söylemiştiniz. Doğru mu hatırlıyorum?

Evet doğrudur. Ben zeytinin bereketine çok inanan bir adamım. Su bile vermeseniz,bakmasanız da o ağaç büyür,zeytin ağacı önemli bir ağaçtır. Yüzlerce yıl yaşayabilir. Zeytin şifadır,berekettir,barıştır. Sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. Ritüeli,fiziksel,ruhsal yararları vardır. Dolayısıyla zeytini çok severim hayatımda önemi vardır. Sabahları uyanınca,ve yatmadan evvel mutlaka 3 tane zeytin yerim.Ayrıca zeytinyağı da içerim,çok faydalıdır o'da. Sabah uyandığımda çeyrek çay bardağı zeytinyağı içerim.

Peki batıl inancınız var mıdır?

Evet vardır.(gülüyor) Ters duran ayakkabıları,terlikleri düz çevirmek. Hatta çok komik anım da vardır bu huyumla ilgili.

Nedir? anlatır mısınız?

Seneler evvel apartmanlarda asansör pek yoktu. Bizim de yoktu,biz 5. katta oturuyorduk. Annemler beni bakkala ekmek almaya gönderdikleri zaman. Ben 5. kattan merdivenle aşağıya inmeye başladığım an itibariyle; genelde o dönemlerde ayakkabılar da dairelerin ev kapısının önünde durduğundan dolayı, tüm komşuların daire kapısının önündeki ters dönmüş ayakkabıları teker teker çevirirdim. Dolayısıyla benim bakkala ekmek almak için bir gidişim bir saati bulurdu,ve gecikiyorum diye annemler mümkün olduğu kadar bakkala beni,yollamamayı tercih ederlerdi. Hala da bu huyum değişmedi,nerede görsem mutlaka ters dönen terlik ve ayakkabıları hala çeviririm. Allah'tan artık asansör var ve eskisi gibi kapı önlerinde pek durmuyor ayakkabılar (gülüyor) Şimdi portmanto diyorlar ya orada duruyor ayakkabılar. Eskiden ne portu ne mantosu (gülüyoruz) Mantomuz bile zor vardı.

Siz aslen İstanbul'lu musunuz?

Hayır ben Diyarbakır 'lıyım. Hatta bir dönem Üniversite sonrasında 8 sene Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda da çalıştım. Hatta 12 sene kaldım da 8 sene bilfiil evim vardı. Sonra Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ettim.

Neden istifa ettiniz peki?

Olmadı. Çünkü bir yandan da oyunculuk vardı. Az oyun oynuyordum ve milletin maaşını salla başı al maaşı şekli yapıp almayı tercih etmedim. Yoksa bir süre daha idare edebilirdim ama istemedim bu şekilde olmasını.

Fan sayfanızı incelerken,Fenerbahçe Lisesi'ni bitirdiğiniz yazıyordu. Ama ben çok iyi biliyorum ki koyu bir Beşiktaş taraftarısınız. Tuhaf bir durum değil miydi bu?

Yoo hayır ben Beşiktaş'lıyım.

E Tamam da Beşiktaş'lısınız ama Fenerbahçe Lisesi'nde okuyorsunuz?

E tamam işte Fenerbahçe Lisesi'nde bana Beşiktaşlı olmayı öğrettiler. (gülüyoruz)

-Ben de Beşiktaşlı olduğum için bu cevaba bayıldım.

Öyle bir geçer zaman ki dizisinin Ali Kaptanı olarak harika bir oyunculuk sergilediniz. Açıkcası hepimiz Ali Kaptan'a çok kızıyorduk. Öyle ki bazı bölümlerde ben Twitter'dan size, pardon Ali Kaptan'a ve Caroline uğursuzuna sallıyordum epey.

Ooo ne güzel işte onlar bana dolar olarak geri döndü zaten (gülüyor) şaka bir yana ödül olarak döndüğü bir gerçek, demek ki gerçekten de iyi oynamışım.Ama ilk defa sevilen bir kötü adam oldum ben. Hiçbir zaman sokakta, orada burada kötü bir laf etmedi kimse bana.

Evet işte bende oraya gelecektim,dizide Ali Kaptan'a kafayı takıp,dizinin etkisinde kalıp size hakaret eden oldu mu? diye soracaktım.

Yok hiç ama hiç olmadı.

Yaa işte o iyi bir adamdı çünkü. Kimse bu açıdan bakmadı belki de. Kişilik parçalanması yaşıyordu Ali Kaptan. İzleyenlerin çoğu günümüzde gibi izliyordu. Oysa 1970'lerin sonlarında geçiyordu. Ve o yıllarda Dünyayı görmüş kaç adam vardı ki düşünsene? Aile yapıları,örfler bambaşkaydı o yıllarda. Gelmiş adam mahallenin içinde sıkışmış kalmış. O yıllarda mümkün müydü bir evlat gelecek babasının karşısında bacak bacak üstüne atacak oturacak. Nerde? mümkünatı yok. Ama benim evlatlar çok serseriydi ondan öyleydi Ali Kaptan. (gülüyor)

Sonlara doğru da, üzüldüm Ali kaptana ben.

Yaa işte o iyi bir adamdı çünkü. Kimse bu açıdan bakmadı belki de. Kişilik parçalanması yaşıyordu Ali Kaptan. İzleyenlerin çoğu günümüzde gibi izliyordu. Oysa 1970'lerin sonlarında geçiyordu. Ve o yıllarda Dünyayı görmüş kaç adam vardı ki düşünsene? Aile yapıları,örfler bambaşkaydı o yıllarda. Gelmiş adam mahallenin içinde sıkışmış kalmış. O yıllarda mümkün müydü bir evlat gelecek babasının karşısında bacak bacak üstüne atacak oturacak. Nerde? mümkünatı yok. Ama benim evlatlar çok serseriydi ondan öyleydi adam (gülüyor)

Ayrıca kimse dikkat etmedi belki, Cemile kalktı gitti benim en yakın arkadaşımla evlendi. Adam en azından kalktı Yurtdışından getirdi evlendi (gülüyor) Şaka bir yana ben çok enteresan birşey yaşadım o dönem,ben bile şaşırdım bu ilgiye ama, o role çok çalıştım. Resmen saçım beyazladı Ali Kaptan yüzünden.

Evet Türk televizyon tarihine geçti. Bütün kadro muazzam oynadı,çok iyiydiler. Yapımda çok iyiydi,senaryo harikaydı. A'dan Z'ye herşey süperdi,dizi de süper oldu.

Gerçekten muhteşem bir diziydi ama..

Evet Türk televizyon tarihine geçti. Bütün kadro muazzam oynadı,çok iyiydiler. Yapımda çok iyiydi,senaryo harikaydı. A'dan Z'ye herşey süperdi,dizi de süper oldu.

"Beyaz gelincik" dizisinde aşkınız için Adana'ya kar yağdırdınız. Peki gerçek hayatta da bunun gibi insanın ruhunu okşayan akla gelmesi zor sürprizler yaptınız mı?

Hiç kar yağdırmadım tabiki. Ama şimşek çaktırdım çok olmuştur. (gülüyor) Bunun cevabını bu kadar yaz esprili oldu çok. Valla ben acaba stan up mı yapsam artık acaba? hatta seni de alayım sen bana soru sor ben cevaplayayım. Baksana 17 dakikadır kahkahalarla gülüyoruz.

-Evet bence yapın,süper olur (gülüyoruz)

Bu hayatta olmazsa olmazlarınız nedir?

Ailem... Su,su. Su olmazsa olmazımdır. Bakmaya da,içmeye de suya girmeye de bayılırım.

Peki oyunculuk hayatınız sürecinde hangi diziyle patladığınızı düşünüyorsunuz? "tamam oldu bu" dediğiniz dizi hangisidir?

Serseri dizisidir. Hatta Youtube'dan "serseri caretta caretta" yaz,bak sende. Bana inanamayacaksın. Çünkü bende kendime inanamıyorum. Onu izle yeterli olacaktır zaten.

Orada çok absürt komedi oynuyordum. O kadar farklıydım ki, ilgi çekmişim ve sonrasında beni aldılar buraya getirdiler. O roldür benim hayatımı değiştiren. Hatta demin de sormuştun ya hani "üzerinizde emeği geçen kimler" diye. İşte Sergin Akyar'dır birisi de. Bana ilk inanan,bana rol veren kişidir Sergin Akyar. Hatta ben "Aynalı Tahir" dizisine 3 bölüm oyanayacağım diye girmiştim,sonra bir baktım ben başrol oynuyorum.

Eskiden Twitter'da vardınız. Sonra yok oldunuz. Instagram'da varsınız sadece. Neden?

Açıkcası instagram daha ahlaklı geliyor bana. Twitter'dan ahlaksızca şeylerle karşılaşabiliyordum. Seveniniz de var,sevmeyeniniz de ne yazılacağı belli olmuyordu Twitter'da. Dolayısıyla sinirlerime hakim olamayacağım anlar ile karşılaşmak istemediğim için kapattım. Instagram çok keyifli ve seviyeli geliyor bana şu an için.

Burcunuz ne?

Sana ne lazım?

(gülme krizi)

Yay burcuyum ben. Babam ve ben 11 Aralık aynı gün doğmuşuz,oğlum 8 Aralık doğumlu. Olacak o kadar tabi babasının arkasından gelsin çocuk.

Sizi en çok ne öfkelendirir?

Kazık yemek,riyakarlık. Eskiden çok öfkeli bir insandım ben. Ama hayat bana kendimi törpületti. Hergün yeni birşeyler öğreniyorum. İnsanları hoşgörüyle karşılamaya,iyilikle, sakin karşılamaya çalışan bir insan olmaya çalışıyorum artık. Yeri geldiğinde dur diyebilmeyi de biliyorum elbet,ama iyilikle dur demeyi tercih ediyorum elimden geldiğince.

Oyunculuk haricinden İstanbul'da bir kasap dükkanı açtınız. Orası nasıl gidiyor? restauranta çevirmeyi düşünüyor musunuz?

Devam ediyor. Adı "MestET". Etlerimiz çok lezzetli,çok dikkatle beslenmiş hayvanları seçiyoruz. Suni gıdalarla beslenmiş hayvanların etlerini satmıyoruz. Müşterilerimizi mest etmek istediğimiz için bu şekilde esprili bir isim tercih ettik. Şu an için Restauranta çevirmeyi düşünmüyorum.

Oyuncu olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

F16 Pilotu olmak isterdim. Çünkü F16'yı Dünya üzerinde kullanabilen çok az insan var.Hepsi de çok özel. Ne iş yaparsan yap o meslekten çok olabilir, ama F16 pilotu sayılıdır,özeldir,zordur. Başbakan olsan da yine kullanamazsın,istersen Obama ol gene kullanamazsın. Anca simülizasyona girersin (gülüyor)

 İzmir hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bayılırım İzmir'e. İzmir,Türkiye'de İstanbul'dan sonra en sevdiğim ildir. Hatta eğer bu mesleği yapmıyor olsaydım kesinlikle İzmir'e yerleşip,orada yaşardım. Tabiki Kordon'u çok seviyorum, Kordon'daki balıkçıları seviyorum,midyecileri seviyorum,çiğdemi seviyorum. İzmir güzeldir. İnsanı rahat,kimsenin kimsenin karısına kızına bakmadığı,yollarda yavaş yavaş yürüdüğü bir şehir. İnsanlar koşturup durmuyor devamlı birşeyler için. İzmir çok kaliteli bir şehir bence.

En son ne zaman gelmiştiniz?

En son geçen sene gelmiştim İzmir'e. Arada içinden de geçip gittiğimiz oluyor. Bizim yazlığımız var Mordoğan'da,bazen oraya gidiyoruz. Çok severim Karaburun Mordoğan'ı. Dolayısıyla oralara giderken de içinden geçiyorum ayrıca İzmir'in.

Hiç Çeşme'ye geldiniz mi?

Geldim. İki kere geldim Çeşme'ye . Ancak oraya gelince; kameralar peşimizde,ve rahat bir tatil atmosferi bulamıyorum orada malesef. Bu sebeple Mordoğan, Karaburun tercihimiz oluyor. Ama elbette ben oyuncu olmasaydım çok daha sık giderdim Çeşme'ye de. Çünkü orası da çok güzel bir yer. Seviyorum çok Çeşme'yi de. Dediğim gibi ben İzmir'i, etrafını da, eşrafını da çok seviyorum.

Adana'ya alıştınız mı?

3. sevdiğim şehir de Adana'dır. Ben Türkiye'de 3 İlde yaşayabilirim; bir tanesi İstanbul, bir tanesi İzmir, diğeri de Adana'dır. İşte bu yüzden buralara geliyorum. Sevmesem yaşayamazdım ki buralarda.

Hayatımda hiç gitmedim Adana'ya ben

Kesinlikle görmelisiniz. Adana, çok güzel ve özel bir şehirdir. Pozanti'de mi sürüyor hep çekimleriniz?

Yok hayır Adana'nın heryerinde çekiyoruz. Ama mesela yarın Pozanti'de olacağız. Toros'lar dayız.

Dila Hanım dizisinin çekimlerinin devamlı olarak Adana'da sürdürülüyor oluşunun,muhakak Adana'daki esnafa da güzel bir gelir kaynağı kapısı açtığını tahmin ediyorum. Doğru muyum?

Elbette... Biz ilk olarak buraya "Beyaz Gelincik" çekimleri için gelmiştik, ve zannediyorum biz ilk ekiptik o dönem. Şimdi "Dila Hanım" için buradayız, ve bizim haricimizde sonradan Adana'da çok dizi çekimi gerçekleşti.

Adana'da çekim harici boş zamanınız olunca neler yapıyorsunuz?

Hiçbirşey yapmıyorum. Ben burada otelde yaşıyorum zaten. Odama giriyorum dinleniyorum,televizyon izliyorum. Sevdiğim bir iki yer var oralara gidiyorum. Ama zaten vakit yok. Yorgun oluyorum ve gezip tozmak için zaman olmuyor,dolayısıyla dinlemek için fırsat yakalayınca odamda dinlenmeyi tercih ediyorum. Zaten fırsat bulunca ilk işim ailemin yanına gitmek oluyor. Bizim işimizin saati yok. Bazen sabah 05:00'te bitiyor,bazen 05:00'te yatıp öğlene kadar uyuyoruz,bazen uyuyamıyoruz yine 2 saat sonra çekime gidiyoruz. Veya bazen birgün boyunca uyuyoruz,veya bazen 2 gün uyumadan çekim yapıyoruz. O yüzden çok düzensiz bir hayatımız var. Bu şekilde yaşam sürünce muhakak uyku problemleri yaşıyoruz, ki bende fazlasıyla var malesef. Bizim mesleğin yarısı beklemekle geçiyor. İnsanı yoran daŞimdi adını hatırlayamadım ama ünlü bir aktör söylemişti "film çektiğim süre,beklediğimin yarısıdır" demişti. Ve hakikatten çok doğru söylemiş. Gerçekten beklediğimizin yarısı süresinde biz dizileri çekiyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Dila Hanım dizisinin yayından kaldırılacağı yazıldı,çizildi. Nedir son durum?

Evet vardı öyle bir konuşmalar,ancak vazgeçildi,devam ediyoruz.

Birgün oğlunuz oyuncu olmak isterse destekler misiniz?

Hangi mesleği seçerse elbette desteklerim,ancak oyuncu olmasını istemem.

 Neden peki?

Çok zor bir iş çünkü. Bu kadar zorluğa ne gerek var katlansın benim oğlum. Benim karşıma doğru projeler çıktı, doğru zamanda doğru yerde olma lütfuydu belki de bana verilen. Doğru ekipler,doğru yönetmenler,doğru seçenekler, şansımla yeteneğimle bütünleşti ve buralara gelindi. Bu işte bir yerlere gelebilmeniz için o kadar çok doğruların sizinle olması gerekiyor ki,o yüzden zorluklarını da yaşayanlar oluyor elbette. Bakarsanız camiaya kaç tane oyuncu vardır? O yüzden toplasan 30,40 tane oyuncu var. Memlekette ne kadar doktor var,ne kadar oyuncu var. 88 Milyonluk bir Ülke içinde ilk 10'a ilk 9',8'e girmek kolay birşey değil,yaşamazsanız acısı da var bunun. Ben zamanında yaşadım ve oğlumun yaşamasını istemiyorum.

Genç oyunculardan kimleri beğeniyorsunuz?

Bilemedim şu anda. Ama Haluk Bilginer'in oyunculuğunu çok beğenirim,Cem Yılmaz'ı çok beğenirim. Bence çok başarılı ve hatta Dünya çapında bir yeteneğe sahiptir Cem Yılmaz. Hollywood yıldızları kadar kıymetli bir adamdır Cem.

Kıvanç Tatlıtuğ'un oyunculuğunu nasıl buluyorsunuz?

Kıvanç'ı çok eskilerden tanırım. Yakın dostluğum yoktur ancak eski dönemlerini de bilenlerdenim. Kıvanç büyük yol katetmiş bir adamdır. Bu işlerde sadece yakışıklılık yetmiyor. Kıvanç kendine çok doğru bir yol çizdi,doğru bir duruş sergiledi. Onu tebrik etmemek aptallık ve küstahlık olur. Diyorum ya en eski zamanlarını biliyorum Kıvanç Tatlıtığ'un. Mesleğinde kendini devamlı geliştirdi Kıvanç. Çok çalıştı,çabaladı. Buralara geldi. Yakışıklılığına güvenerek kendini bırakmadı,oyunculuğuna göre kendini geliştirerek ulaştı yüksek grafiğe. Belki de bizim meslekte okul okumak gerekmediğinin en güzel kanıtlarından birisi de Kıvanç Tatlıtuğ'dur.

Ünlü olmadan evvel hayatınızda olan dostlarınızla hala görüşür müsünüz?

Elbette görüşürüm. Zaten bir insanın hayatından kaç dostu olabilir ki. Benim de var dostlarım ve hala görüşüyorum hepsiyle. Ben vefalıyımdır. Hatta aptallık derecesinde vefalıyımdır evet.

Bazen herşeyden bunalıp,biryerlere kaçıp gitmek istediğiniz olur mu?

İstiyorum tabiki,ama yapamıyorum. Çocuğumun okulu var,benim işler var. Dolayısıyla biz ancak ve ancak mütevazi bir teknem var,ve onunla birlikte eşim ,ben ve oğlum denize açılıyoruz herşeyden uzak,sakin ve huzurlu. Bazısı denizde 1 hafta sonra sıkılır. Ama ben, bizim karaya ayak basmadan 1 ay denizde olduğumuzu bilirim.

Tamam şimdi de Twitter'daki Twitt_perisi sayfamdan ropörtaj öncesinde yaptığım duyuru olmuştu. Hayranlarınız arasından seçtiğim birkaç soruyu size yönlendireceğime dair söz verdim onlara.

Erkan Petekkaya hayranlığım nasıl benim küçüklüğümden itibaren başladıysa, Erkan beyin de küçükken hayran olduğu biri veya birileri oldu mu? demiş bir hayranınız.

Gerçekten hiç olmadı,yoktu. Ben hep hayata hayrandım,yaşamaya hayrandım!..

Erkan Petekkaya ; gerek Sosyal Medya'da,gerek katıldığı programlarda zaman zaman "sevenimiz de var,sevmeyenimiz de" var diyor. Peki insanlara karşı bu kadar sabırla yaklaşmayı nasıl başarıyor? demiş bir hayranınız.

Ben Mevlana'yı çok seviyorum,felsefesine inanıyorum. Dolayısıyla Dünya üzerindeki kötülüklerin,iyilikle çözülebileceğine inanan bir insanım. Ama tabiki bu zamanla kazanılan birşey. Sabırla kazanılıyor. Mesela Sosyal Medya'da,orada, burada bana küfür eden,kötü şey söyleyen insanlara ben; "selamlar,sevgiler" diye cevap veriyorum. Bir insanı kaybetmek çok kolaydır. Ama kazanmak zor. İnsan kazanmaya çalışıyorum ben. Bence insan kazanmak büyük erdem. Kısacası ben erdemli bir insan olmaya çalışıyorum. Aslında ben sinirli bir insanımdır. Bende bilirim bana hakaret edenlere küfürle cevap yazmayı elbet. Ancak çözüm hiçbir zaman bu değildir,olmamalıdır.

Kendimi dizginleyerek, Mevlana'ya inanan bir insan olarak, onun felsefesine,Dünya görüşüne inanan bir insan olarak yaşamımı sürdürüyorum.


Haberin Galerisi İçin Tıklayın.

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER erkan petekkaya, erkan petekkaya hakkında, ropörtaj, izmir, magazin izmir, oyuncu, aktör, dizi, dila hanım, tiyatro, türkiye, serseri, aynalı tahir, erkan petekkaya kimdir, erkan petekkaya röportaj, erkan petekkaya dizileri