O Ağacın Bir Kökü İzmir'de, Bir Yaprağı Ankara'da, Bir Dalı Kütahya'daydı..

Yüksel Ünal'ın kaleminden direniş ile ilgili eşsiz yorum...



...
daracık bir sokağın darağacı sessizliğinin altındadır bizim evimiz
ahşaptır, ahbaptır, gelip geçen yabancı, yalancı bulutlara
bir ressamın fırçasında: Annemin camdan uzanmış kafası
babamın eşikten girerkenki donuk yaşlılığı
kız kardeşim ergenliğini verir aynalarda yanaklarına
abim iştedir, işte, üç beş kuruşun dalaverası..
...
(Küçük İskender / Her şairin infazı kalem tutmasıyla yazılır şiirinden)

Eskiden bir çıkmaz sokaktı ama şimdilerde büyük büyük apartmanlara çıkan bir yola dönüştü evimizin bulunduğu sokak... Evleri hiç değişmeyen bu cennet, tıpkı küçüklüğümde olduğu gibi bana hâlâ çok odalı bir büyük bir ev gibi gelir. Annemler evde olmasa da Şükriye teyzemlere giderdim. Babamı beklemek gerekmiyor ki, canım çekmeye görsün, elbette Yusuf amcam bana dondurma alırdı...
İşte bu müstakil mahallelerde büyümüş şanslı çocuklardan biriyim ben.
Neredeyse yarım asırdır huzur ve muhabbetle bir arada yaşayan ailelerin bulunduğu bir adresin yetiştirdiği çocuklar iyi insan olmaya namzet midir her zaman?... Olasılık kanuna göre öyledir. Komşu çok değerlidir. Yaşam biçimini komşusuna göre belirleyenler iyi insanlardır... İyi insanların arasında büyüdüm...
TAYYİP İSTİFA... TAYYİP İSTİFA...
Diyelim ki saklambaç oyununda ebe sizsiniz... Eğer sobelemek istediğiniz arkadaşınızın adının heyecan veya bir akıl tutulması ile yanlış söylerseniz bütün çocuklar "ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI" diye bağırmaya başlar ve yeniden ebe siz olursunuz...
Geçtiğimiz günlerin birinde, akşam saatlerinde, mahallemizde en son saklambaç oynarken söylediğimiz bu sözün klipini çekmeye başladılar... Bazı balkonlarda, ellerinde çanak, çömleklerle sesler çıkararak, protesto seremonisi başladı. Her zaman böyle şeyler olmuyor buralarda. Işıklar yanıp sönüyor, çocuklar neşe içinde koşuşturuyor ve herkes bağırıyor; TAYYİP İSTİFA!.. TAYYİP İSTİFA!...

Eğlenceli bir sahneydi vesselam..
Anneme, biraz latifeyle karışık "annem hadi sen de al bi kap kaçak eline" dedim. Verdiği yanıt öyle incelikli ve iyilik gerektiren bir sözdü ki; dünyanın değilse de, yurdumun en büyük sorununun ne olduğunu o an anladım.. "olur mu oğlum, Neriman Teyzenler AKP'li, ayıp olur..."
İşte bu tutum, sonradan edinilen bir şey olamıyor maalesef. Bu insanın genlerinde olmalı, büyüdüğü kültürde, yaşadığı coğrafyada, en çok da ruhunda... Anneme teşekkür ettim hayranlıkla. Kırkıma geldim de gördüm; hüviyetin matematiği, hayatın yanında ne de anlamsız!...

Sözü fazla uzattım bağışlayın, sadede gelelim...
Ben de Taksim'den başlayarak büyüyen bu ortak tepkinin bir üyesiyim. Karşı çıktıklarım; hükümetin vatandaşa karşı kullandığı dilin kabalığı, kolluk görevlilerinin insanlık dışı ve akıl almaz tutumu ve bazı göstericilerin, bu karşı olduklarımdan daha kaba bir dil kullanması ve daha insanlık dışı bir tutumla hareket etmesi.
"Ananı da al git" diyen bir insan bana göre kaba ve çirkindir. Ama buna tepki olarak "ananı s...eyim" diye karşılık veren biri bu adamdan daha kaba, daha çirkindir.
"O. çocuğu Tayyip Erdoğan" diye bağıranlar bilmelidir ki; karşı komşusu AKP'lidir ve bu çok büyük bir saygısızlıktır. Zira Tayyip Erdoğan ve niceleri gelirler, giderler ama karşı komşu orada yaşamaya devam eder. Onun torunu ve benim oğlum aynı parkta saklambaç oynayacaklar...
Her şey, İstanbul'un bir yerindeki o ağacı sevmekle başladı. Ve hükümetin kesmeye kalktığı o ağaçla ilgili hesaba katmadığı bir şey vardı; o ağacın bir kökü İzmir'de, bir yaprağı Ankara'da, bir dalı Kütahya'daydı... Suyunu Anadolu'dan alıyordu...

Şimdi görülüyor ki, hükümetin ve bazı göstericilerin annemden öğreneceği bir şey var; saygılı olun! Kimseyi kırmaya değmiyor bu hayat. O köprünün adını koyarken kimseyi incitmeyin. Ağacı ve haklarımızı koruyalım derken kimsenin dalına ve malına zarar vermeyin. Küfür edene siz de küfür etmeyin.

Sen ki devletsin... Örnek olacağın, koruyup kollayacağın yerde, nasıl olur da kötü örnek olursun, nasıl olur da halkının kalbini ve kolunu, bacağını kırarsın... nasıl ağlatırsın?...
"Ananı da al git" diyerek, ağaçları keserek, kaba saba konuşarak, halkına zulmederek istifa etmesi gereken hükümetin yerine, hükümetin başındakine O. çocuğu, ananı s...eyim diyen, dükkanların camlarını kıran, terör estiren bir zihniyet gelmesin.

Bu topraklar anneyle dolu... Bu topraklar ana dolu... Burası ANADOLU...

Elbette kimse anasını alıp gitmeyecek... Bilakis, herkes babasını da alıp gelecek diye heyecanlanıyorum... Bir örneği 19 Mayıs 1919' da yaşanmıştı zaten, neden bir daha yaşanmasın?...
Umarım buna gerek kalmadan, demokratik ve çağdaş bir çözüm üretme sürecine girilir.
...
Nerede kalmıştık
oradan ağlayalım halimize
...
Korku da, ölüm de, acı da
insanı yeni bir doğuma hazırlayan sancıdır
ama unutma ki sevgilim sakın
meyve vermeyen tek ağaç,
darağacıdır!..
(küçük iskender / Her şairin infazı kalem tutmasıyla yazılır şiirinden)

Yüksel ÜNAL, İzmir
06.06.2013
 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER yüksel ünal, yüksel ünal direniş, izmir direniş, diren türkiye