HEMEN MAGAZİN İZMİR'E ABONE OL!

Sinemis Alkın

SEVGİ KURTARACAK

Magazinizmir

İnsanların bu denli acımasız olabileceğini, kalplerinin bu kadar nasır tutabileceğini, çürüyebileceğini düşünememiştim ben.

Nedir bu öfke ve bu kin? Nedir bu sapkın fikirlere götüren insanları? Ne oldu da gözleri kapandı sevgiye? Geçmişte yaşamış oldukları olaylar mı, yetiştikleri aile ortamı mı bu katliamlara sebep oluyor du bilemiyorum. Gerçek olan anlık zevkler için küçük,saf günahsız meleklere yapılan işkenceler, eziyetler yaşadığımız dünyayı nasıl da çirkinleştiriyor olduğuydu.Tek ve doğru olan gerçek ise sevgisiz yetişen büyük,ciddi bir insan nesli olmasıydı. Aklım almıyor, kalbim kanıyordu, durduramıyordum akan gözyaşlarımı.

Cinsel istismara uğrayan çocuklar, Kolları bacakları kesilerek canlı canlı eziyet edilen  minik dostlar,para için sırtına vurulan, taşıyamayacağı yük  ile saatlerce güneş altında,soğukta,aç,susuz  köle gibi kullanılan atlar…

Bırakın çocukları sokakta rahat rahat oynasınlar,bakkala gitsinler,saklanbaç oynasınlar,maç yapsınlar,akşam gün batmadan evin yolunu tuttuklarında sadece kafasında günün mutluluğu olsun yada eve geç kaldı diye ailesinden alacağı uyarı olsun o minik aklında.
Sokakta kediler ve köpekler çocuklar oyun oynarken topun peşinden koşsun yada aynı tom ve jerry deki gibi birbirleri ile çatışsınlar sonra insanoğlunun yanına geldiğinde ayak uçlarında huzurla uyusunlar,onlardan güç alsınlar…
Atlar sadece tarlada çalışsın, bizleri koruyan emniyet güçleri ile birlikte sokakta asilce dolaşsın,artık büyük şehirlerde yok ama küçük ilçelerde,köylerde hala sünnet düğünlerinde delikanlılığa adım atacak babasının annesinin gururu olacak minik erkeklerini taşısın sırtında yada yine anne ve babasının güzel prensesini at sırtında yeni yuvasına uğurlasın güzel aileler.
Bunları yazarken bile içim kıpır kıpır oluyor,heyecanlanıyorum gözümün önüne geliyor güzel sahneler.İşte bu filmler gösterimde olsun,bu güzel resim kareleri aklımıza kazınsın. Gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız, midemizin bulandığı, gözlerimizin yaşardığı, ellerimizin titrediği  hep insanların anlık keyif uğruna yaşattıklarıydı. Ne büyük acı Allahım. Başrollerde yine insan,acı çeken yine  günahsız masum olanlar. Nasıl bir film oynanıyordu,niye seyirci kalıyorduk,ne zaman bitecekdi bu film,kararsın ışıklar,kapansın bu sahte oyunlar…

Bitsin artık bitsin…

Bu dünyanın sadece insanoğluna ait olmadığını ne zaman öğreneceğiz? Küçücük bir karıncadan doğadaki en büyük canlıya kadar birinin bile yok olmasının, soyunun tükenmesinin doğanın bütün dengesini bozduğunun ne zaman farkına varacağız? Onların varlığının bizim de yaşam kaynağımız olduğunu bilmiyor muyuz? Albert Einstein’ın ortaya koyduğu arıların ortadan kalkması, soyunun tükenmesi sonucu insan ırkının en fazla 4 sene yaşabileceği gerçeğini de mi bilmezden geliyoruz? Birbirimize bu kadar ihtiyacımız varken nedir kötü kalplilerin, kalbinde sevgi kırıntısı kalmamışların bizlerden istedikleri?
Hep beraber yaşamak bu kadar mı zor?

SEVMEK BU KADAR MI ZORDU?
Bu dünyayı sevgi kurtaracak, sevgi yeşertecek, büyütecek tüm canlıları. Bizim onlara verdiğimiz zararı düşündüğümüzde ne kadar masum kalıyorlar oysa ki. İstedikleri saatlerce değil ufacık bile olsa kaliteli keyifli oyun oynamak çocuklarımız için,minik dostlarımızda  bir lokma yiyecek,sıcak bir yuva.işte bu kadar temiz ve saf…

Çok mu zor elinden sıkıca tutup oyun parkına götürmek,lunaparkta eğlenmek,dondurma yemek,onu koruyup kollamak?

Çok mu zor artan yemeklerimizi çöpe atmak yerine çöpün yanına koymak, kapımızın önüne bir tas su koymak? 

Mutlu mesut hepberaber yaşasak bu koca dünyada. Kimler geldi kimler geçti! Herkese yer var burada, ne bir eksik ne bir fazla, tam da olması gerektiği gibi ama bırak ne olur gün gelir herkes gitmesi gerektiği gibi gibi gitsin aramızdan. Yaradan biliyor her şeyi, ona göre kurmuş bu düzeni, sen karıştırma her şeyi, yorma bizleri, kalbi atan, bu dünya da var olmak için mücedele eden herkesi.

Nasıl tekrar iyi kalpli insanlar olacağız, nasıl temizleyeceğiz sevgisizleri bu dünyadan? Buna dur diyemeyeceksek biz de ölelim o zaman! Ne kadar kötü bir insanın bu duygular ile yaşaması. Kim koruyacak hem bizleri hem küçük dostlarımızı?

Şeytanın insan şekline bürünmüş biçimi olan bu yaratıklar için artık tek yürek olma zamanı çoktan geldi geçiyor bence, el ele gönül gönüle tek yürek olma zamanı. Ben bu sevgisizler ile aynı havayı solumak istemiyorum, çocuklarımın güvenli yarınlarda olmasını için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum.

Ben ve benim gibi düşünenler güvenli ortamlarda olmak istiyoruz. Bundan sonra yazmak, konuşmak, bağırmak bir işe yaramıyor. Nazım Hikmet’in dediği gibi bana artık ümit yetmiyor, şarkı dinlemek değil, güvenli huzur dolu sevginin en önde yer aldığı günlerde hep beraber şarkı söylemek istiyorum.

Kötülük, ele geçiremeyeceksin dünyayı! Bak göreceksin bizim sevgimiz kurtaracak tüm canlıları.
SEVGİ İLE SEVGİ DE KALIN…


Yazarın Diğer Yazıları
FACEBOOK İLE BAĞLAN