Sara Pour

Tartışmanın Adabı Var

Magazinizmir

Tüm dünyayı etkileyen pandemi süreci, sokağa çıkma yasakları ilişkileri de epeyce bir etkilemeye devam ediyor. Sosyal izolasyon döneminde çiftlerin çok fazla yan yana vakit geçirmeleri, bu sürecin uzaması ve maruz kalınan kötü haberler yüzünden sarsılan psikoloji ilişkilerde tartışmaya ve kavgalara sebep oluyor.

Öncelikle bunu bilmeliyizki her ilişkide tartışma kesin olacaktır. Ancak tartışmayı yıkıcı bir hale döndürmemek için çiftlerin özellikle bu dönemde çok daha hassas olması ve tartışma sanatını bilmesi çok önemli…

Evet “tartışma” öğrenilebilecek bir sanattır. Tartışma sanatının felsefesi; benlik duygusuyla değil, birlik duygusuyla hareket etmektir. Hakim olan davranış biçimi "biz" olmalıdır. 

Ve unutmayalım tartışmadan haklı çıkmanın hiç bir anlamının olmadığının ve  Önemli olan tartışma sonunda ilişkinin güçlenmesi olduğunun bilincine varırsınız.

Tartışmak aslında ilişkiler için çok verimlidir, öyle ki hiç tartışmanın olmadığı ilişkilerde mutlaka büyük yıkımların ve sorunların üzerini kapatmak gibi bir alışkanlık vardır ki bu ileride ciddi sorunlara ve hatta ayrılmaya neden olabilir. Zaman zaman kendiyle bile tartışan “insan”, kendi yaptığını dahi eleştirirken başka birine karşı sürekli toleranslı davranması beklenemez. Öyleyse tartışmalar illaki olacak ama bu tartışmaların sonucunda oluşan fikir ayrılıklarının çözüme kavuşması iç huzuru dolayısıyla da birlikte olmanın huzurunu da arttıracaktır. Yeter ki tartışma, kavgaya çevirmeden, çözüm odaklı olsun sonucu sizi daha güçlü kılacaktır.

Şimdi bahsedeceğim bu davranışlarla ilişkimizde yaşadığımız çıkmazları karşılaştırabilir ve bu şekilde hatalarımızı bulup törpüleyebiliriz.

 

1. Sessiz kalmak

Aslında buna içine atmak da diyebiliriz. İçine atarak bastırdığımız duygularımızı hiç beklenmedik bir anda, yani eşimizle geçirdiğimiz keyifli bir günde açığa çıkmasıyla sonuçlanabilir. Bu zamansızlık hayatımızı olumsuz bir şekilde etkiler. Bu nedenle sevilmediğimizi, yeterince değer görmediğimizi hissettiğimizde, susmak yerine duygularımızı net bir şekilde belirtmemiz gerekir.

Susma, içine atma! Sorunlarını güzel bir dille karşı tarafa söylemen gerektiğini unutma!

 

2. Öfke patlaması:

Sıkıntılarınızı ya da olumsuz duygularınızı bastırıp içinize attığında kimi zaman büyük ölçekli patlamalar yaşarsınız; kimi zaman da tartışmalar sizi öyle bir noktaya getirir ki, içinizdeki tüm öfkeyi tek bir kişiye yönlendirmenize ve istemediğin sözler söyleyerek her şeyi berbat etmenize sebep olabilir. Sonucundaysa ilişkinizi kendi ellerinle mahvederek sonlanma aşamasına getirmiş olursunuz.

Öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra dinmiş olur; ama pek çok dal kırılmıştır bile.

 

3. Karşınızdakini suçlamak ve etiketlemek

Kendi duygularınızı ifade etmek yerine karşınızdaki kişiyi suçlamak büyük sorunlar yaratır. Karşınızdaki kişide de, sizin kendinizi mükemmel gördüğünüz, onu ise sürekli suçlu bulup yerden yere vurduğunuz düşüncesi gelişir. Örneğin bir sorunu, “Bu şekilde bencil bir davranışla karşılaşmak beni üzdü,” diyerek ifade etmekle “Sen bencil birisin!” Şeklinde ifade etmenin arasında dağlar kadar fark vardır. Kullandığınız ikinci cümle içten içe ilişkinizi zehirlemeye başlar. 

 

4. Tartışmalara siyah-beyaz bakmak

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki; tartışma bir savaş değil, birbirinizi daha iyi tanıyabilmeniz için araçtır. Yani kimin galip gelceğinin hiçbir önemi yoktur. “Sen yanlışsın, ben doğruyum. Sen haksızsın, ben haklıyım” şeklindeki ifadeler kısır bir döngüdür ve ilişkiye zarar verir. Çünkü her iki taraf da karşısındakini suçlar. Kendi hatalarını kabul etmeyi bir kenara bırakıp, dönüp kendini eleştirmeye, bakış açısını değiştirmeye bile yeltenmez.

 

5. Tartışmayı yarıda kesip çıkmak

Sık karşılaşılan bu tepki türü cevapsız sorular ve kapanmayan boşluklar yaratır. Sorunla yüzleşmek yerine ertelediğimiz her tartışma, kartopu etkisiyle büyüyerek tekrar önümüze çıktığını defalarca şahit olmuşuzdur. Kaçtığımız sorunlar uygunsuz zamanlarda yüzeye çıkar ve ilişkimizde hem büyük hem de kapanamayan yaralar açabilir.

 

6. Yorum yaparken acımasız ve kırıcı olmak

Sohbet ya da tartışma sırasında sevdiğiniz insanla ilgili çeşitli suçlayıcı ve kırıcı yorumlarda bulunabilirsiniz. Bu yorumlarda acımasız olmak karşınızdakini incitebilir, bunun ilişkiye bir faydası da yoktur.

“Sen zaten hiç anlamazsın.”, “Sen aslında korkak birisin.”, “Bu ilişkiyi ayakta tutan benim.” gibi yorumlar ilişkinizde onarılması zor yaralar açar. Burada unutmamanız gereken konu, bu tarz tepkilerin bilinçaltınıza yerleşmiş korkulardan kaynaklandığıdır. Bu korkuları şu şekilde sıralayabiliriz:

Yetersizlik ve değersizlik korkusu.

Kaybetme ve yalnız kalma korkusu.

Yanlış seçim yapma korkusu.

İşte bu tarz korkulara teslim olduğunuzda veya yenildiğinizde delice tavırlar sergileyebiliriz. Çünkü o an kendinizi berbat hissediyorsunuzdur. Bu durumdan anlık olarak sıyrılabilmek için de fevri çıkışlara başvurabilirsiniz. Korku sırasında mantıklı düşünemediğimizden pek çok hata yapıp ilişkimizde iz bırakacak sorunlara neden olabiliriz.

Az önce belirttiğim örneklerden hangisinde kendinizi görüyorsunuz? Eğer şu an bu satırları okumaya devam ediyorsanız mutlaka canınızı acıtan bir şey vardır. Ve bu, acıdan kurtulmak için bir dönüşüm arayışında olduğunuzu gösteriyor. Unutmayın! Mutlaka her zaman daha etkili bir çözüm vardır.

Daha önce denediğiniz ve her seferinde de duvara çarpıp tosladığınız, kendinize daha çok zarar verdiğiniz yöntemlerden vazgeçin lütfen. Onları tekrar denemenin sizi yeni bir sonuca ulaştırmayacaktır. Aynı yanlışları tekrarlayarak doğruya ulaşamazsınız. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizden başlamalısınız. Evet, duyguları kontrol etmek kolay değil, fakat o anki duyguyu hangi davranışlarla göstereceğimizi kontrol edebiliriz. O zaman tüm anlattıklarım sizi bu can alıcı soruya getiriyor: Peki bunun için; yani anlık krizilerle başedebilmek için ne yapmalıyım?“

 

Nasıl dönüşebilirim?

1. Sessiz kalmak yerine konuş

Sustuklarınız içinizde büyür ve bir süre sonra sizi kemirmeye başlar. İçinize atmak ve sorunları yok sayamak asla çözüm olamayacağını konuşmuştuk zaten. Böyle yapmak, sonrasında büyük patlamalara sebep oluyor. O yüzden duygularınızı sağlıklı bir şekilde belli etmekten sakın korkmayın. İçinize attığınız için yaşayacağınız pişmanlıkları düşünün ve söylemeniz gereken şeyleri sakin bir şekilde söylemeye özen gösterin.

 

2. Kaçmak yerine sorunu çöz

Tartışmadan, gerginlikten korkup kaçmayın. Bunu, çözümün bir başlangıcı olarak görüp iletişimin gücünden faydalanın. Bir şeyleri kaçarak değil, ancak konuşarak çözebilirsiniz. Oradan gitmek,

ve uzaklaşmak sorunun büyüyerek daha sonra üstünüze gelmesine neden olur. 

 

3. Suçlamak yerine hissettiklerini söyle

Karşındakini suçlamaktan vazgeçin artık! Yaptığı hatayı yüzüne vurmak yerine bu davranışın size hissettirdiklerini dile getirin. Parmağınızı ona doğru doğrultarak söyleyeceğiniz sözler sorunun çözümüne katkı sağlamaz. Hislerinizi anlatın ve bu şekilde çözümün parçası olmaya çalışın. İyileştirici bir şekilde, “Kendimi artık yorgun hissediyorum sorun seninle ilgili değil, ben çok yoruldum,” diyerek kendinizi ifade ederseniz, karşı tarafın da size olan tavrı değişecektir elbet. Size daha sakin bir tavırla yaklaşmaya ve sizi daha çok anlamaya çalışacaktır. Unutmayın küfürün, tehditlerin, kıyaslamaların ve genellemelerin olduğu bir tartışma sonucunda uzlaşma sağlansa dahi söylenen cümlelerin açtığı yara kolay kolay kapanmayacaktır. İlişkilerde sevgide özgürlük, saygıda mecburiyet vardır ve mecburiyet olmasına rağmen saygı bitmeye başlamışsa sevgi de kalmayacaktır.

 

4. Haklı-haksız aramaktan vazgeç

Bir savaş sahnesindeymiş gibi ilişkinizde kazanan olmaya çalışmayın! Bunun kimseye herhangi bir faydası yoktur. Siz ilişkinizde yalnız değilsiniz ki tek görüşle karar verme yetkisine sahip olasınız... İlişki dediğimiz şey, iki kişiden oluşur. Bu yüzden, tartışıyor olsanız da benlik duygusuyla değil, birlik duygusuyla hareket etmeniz gerekir. Hakim olan davranış biçimi "biz" olmalıdır. Hiçbirimiz eksiksiz değiliz ve karşımızdakinin eksikleri üzerinden haklı çıkmaya çalışmak gereksiz bir çabadır.

 

Tartışmadan haklı çıkmak önemli değildir. Önemli olan tartışma sonunda ilişkinin güçlenmesidir.

İlişki; iki kişilik bir yolculuktur. Denge ister, emek ister, paylaşmak ister…Yollar hep düz değildir. Virajlarda dikkat, yokuşlarda kuvvet, inişlerde sabır ister. Birde ara sıra; küçük, tatlı sürprizlerle yenilenmek, tazelenmek ister.

 

5. Durumu abartarak anlatma

Kimi zaman öfkenin önüne geçmek için yaşadığımız sorunu yakın bir arkadaşımızla paylaşırız. Bu paylaşım sırasında yaşadığımız olayı abartarak anlatıyor olabiliriz. Aslında böylesi anlarda ihtiyacımız olan şey bizi haklı bulacak bir arkadaş değil, objektif bir bakış açısıyla hatalarımızı görmemize yardımcı olacak biridir. Bu noktada bir profesyonele danışmamızda fayda vardır elbet. 

Anlattığım bu maddeleri okuduktan sonra sevdiğiniz kişi ile tekrar konuşmayı deneyin lütfen. Bunu yaparken kullandığıniz kelimelere ve beden dilinize dikkat edin lütfen. Tüm bu bahsettiğim yanlışları yapan biriyle karşılaştığınızda onu “dengesiz” olarak etiketlemek yerine “korkuları olan biri” olarak anlamaya çalışın. Hepimiz aşamadığımız korkulara sahibiz. Bu korkuları bilinçaltımızdan temizlediğimiz takdirde bizi utandıracak bu davranışlardan kurtulmuş oluruz.

Yaşanan bu gerginlikler bir ilişkinin dönüm noktalarıdır. Bu anlarda verdiğiniz kararlar, sarf ettiğiniz sözcükler ve beden diliniz ilerleyen süreçler için oldukça önemlidir.

Kritik kararlar vermeniz gereken bu gergin anlarınızda, aslında önemli bir yol ayrımından geçiyorsunuz.

Bu nedenle bu gibi dönemeçleri iyi yönetmeniz gerekir. Bugünlere getirdiğiniz ilişkinize devam etmek mi, sevdiğiniz kişiyi sonsuza kadar kaybetmeniz mi? Hangisi? Karar tamamen size aittir? Duygularınızı, davranışlarınızı ve tepkilerinizi kararlarınıza göre ayarlamalısınız.

 

Diğer yazıda ilişkimizin evrelerinden bahsederek daha yakından inceleyeceğiz…

Hoşçakalın, sağlıkla ve aşkla kalın…


Yazarın Diğer Yazıları
FACEBOOK İLE BAĞLAN