RÖPORTAJLAR -- 2 Haziran 2021

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR NİGAR DEMİRCAN ÇAKAR İLE MAGAZİN İZMİR ÖZEL

Magazinizmir
Kadının doğasına yüklenen rolün, toplumda denge ve bütünlük oluşturduğuna inanıyorum.

Prof. Dr. Nigar DEMİRCAN ÇAKAR kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?
Düzceliyim, Düzceli bir ailenin kızı olarak İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi İstatistik Bölümü’nde tamamladım. Gebze Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon ana bilim dalında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladım. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Sabancı Üniversite’sinde doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştım. 2005 yılında Yönetim ve Organizasyon alanında Doçent unvanını aldım ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi İşletme Bölümü’ne Doçent olarak atandım. Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı ve Dekan Yardımcılığı görevlerini yürüttüm. 2008 yılında Düzce Üniversitesi’nde göreve başladım ve 2010 yılında Düzce Üniversitesi’nde Profesör unvanını aldım. Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Merkez Müdürlüğü ve Dekanlık görevlerini yürüttüm.
2010-2015 yılları arasında Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ve İşletme Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundum. 15 Mayıs 2015 tarihinde ilk ve 24 Mayıs 2019 tarihinde ise ikinci kez Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından Düzce Üniversitesi Rektörü olarak atandım. Çoğunluğu örgüt kültürü, yenilik yönetimi ve örgütsel sadakat konularında olmak üzere yönetim bilimleri ve örgütsel davranış alanında 50’den fazla uluslararası ve ulusal yayınlarım bulunmaktadır. 22 yıllık Akademisyenim, 11 yılı stratejik yönetim alanında çalışan biri olarak uygulamalı olarak aktif yöneticilik yapıyorum.
Yapmış olduğunuz projeler nelerdir, anlatır mısınız?
Üniversitelerimizin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması” temalı proje ile üniversitelerimizin ülkemiz hedefleri kapsamında, başta bulundukları şehir ve bölge ile bütünleşmesinin sağlanması, iktisadi, sosyal ve beşeri sermayeyi geliştirmesi adına yükseköğretim kurumlarımızdan misyonlarını tekrar gözden geçirmeleri, tek tipten uzaklaşarak kurumsal farklılık ve çeşitliliğe yönelmeleri ve güçlü yönlerini dikkate almaları amaçlı bir projedir.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından koordine edilen ve Kalkınma Bakanlığımızla birlikte eş güdüm halinde yürütülen "Üniversitelerimizin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması" temalı proje çalışması kapsamında, 5 pilot üniversitenin belirlenmesine yönelik değerlendirme süreci tamamlanmış ve sonuçları 18 Ekim 2016 tarihinde, 2016-2017 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreninde açıklanmıştır. Düzce Üniversitesi olarak 5 pilot üniversiteden biri olduk.
Düzce’nin doğal kaynakları ve farklı bitki türlerinin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GTT) için iyi bir kaynak olduğu, GTT çalışmalarında kullanılacak materyallerin üretilmesinde yöre halkının aktif katılımı, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere yakınlık, modern tıp alanlarında rekabet edebilirliğinin düşük olması gibi faktörler nedeniyle sağlık alanında GTT’nin en uygun seçenek olduğu görülmüştür. Üniversitemiz öğretim elemanları tarafından fındıkkabuğu ve arı ürünleri ile ilgili çok çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda üniversitemizin, Ar-Ge ve üretim çalışmaları sonucunda elde edilecek bilgi birikimlerini eğitim ve yayılım çalışmalarının yanında uygulamalar ile bölge insanına aktararak GTT alanında yetkinleşmesi, sahip olduğu olanaklarla GTT’ye dayalı gelir elde edilmesine olanak tanımaktadır. Bölgenin önemli değerlerinden başta fındık olmak üzere, tarımsal ürünlerin birincil amaçla kullanımından artan atıkların, kompozit ve kimyasal katma değerli endüstriyel ürünlere dönüşmesi sağlanarak, hali hazırdaki mevcut üretim potansiyeli farklı bir alanda da kullanımı ve böylece bölgenin tarımsal atıklardan da gelir elde etmesi sağlanarak bölgesel kalkınmaya katkıda bulunulmasını amaçlamaktayız. Tıbbi bitki yetiştiriciliği, üniversitemiz patentli ürünler ve markalar, geleneksel ve tamamlayıcı tıp faaliyetleri, tarımsal atıkların geri kazandırılması faaliyetleri, arıcılık ve arı ürünleri ile bölgesel odaklı misyon farklılaşması çalışmalarımızın temellerini oluşturmaktadır. Bu hususta bilimsel yayınlar, işbirlikleri ve etkinliklerle de bu çalışmalarımızı aktif olarak bütüncül yaklaşım halinde yürütmekteyiz. Amacımız üniversitenin yaşama dokunması. Türkiye’de kendi markasını lisanslamış tek üniversiteyiz.
Yürütmüş olduğunuz sosyal sorumluluk projeleri nelerdir? Anlatır mısınız?
Anne yemeği hasreti çeken öğrencilerimiz için başlattığımız “Anne Eli” projemizle gönüllü annelerimiz bir araya gelerek, gözetim altında (sağlık ve hijyen koşullarının kontrol edildiği, gıda mühendislerimizin de eşlik ettiği) yemekhanemizde pişirdikleri anne yemeklerini, tabldot yemeklerinin diğer yemeklerle yanında sunuyoruz. 2017 yılında uygulamaya koyduğumuz bu projemiz hem sürdürülebilirliğini hem de uygulamanın verimliliğini güçlü kılmakla birlikte aynı yıl Bursa Halkla İlişkiler Derneği’nin verdiği (HİÇ) Halkla İlişkiler Çalışmaları Ödül Töreni’nde Büyük Ödül’e layık görüldü.


Çevre temizliği konusunda sosyal sorumluluk oluşturmak amacıyla Rektörlüğümüzce hayata geçirilen “Temiz Düzce-Temiz Üniversite” projemiz düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz bir başka projemiz. “Sağlıklı toplum, temiz çevreyle başlar.” ilkesine önem veren üniversitemiz, gerçekleştirdiği “Temiz Düzce-Temiz Üniversite” uygulaması ile sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam için doğanın, yeşilin ve çevrenin korunması konusunda bilinç uyandırmaya devam ediyoruz.
Neden güçlü kadınlar projesi? Sizce güçlü kadın kimdir, en önemlisi insan nasıl güçlü olur?
Üniversitemiz öncülüğünde hayata geçirilmiş okumakta güçlük çeken kız çocuklarının eğitimine katkı sağlamayı amaçlayan bir projedir.
Güçlü Kadınlar Projesi, Türkiye’nin iş dünyasındaki, bilim ve iletişim arenasındaki önemli kadın figürlerinin yer aldığı bir projedir. Bu “Güçlü Kadınlar” ile birlikte hayatlara dokunmak ve kendi hayatlarında da değer üretmek isteyenlere destek olmak adına bir araya gelerek bütün tecrübelerini bir kitapta topladık. Kitap önemli isimlerle yapılan röportajlardan oluşmaktadır. Halkla ilişkiler mesleğinin Türkiye’deki öncüsü, duayen isim Betül Mardin, Bigchefs Yönetim Kurulu Başkanı, ünlü iş insanı Gamze Cizreli, Gastronomi şefi ve yazar Jale Balcı, Kurumsal İletişimciler Derneği Başkanı, Bilim virüsü kurucusu, sosyal girişimci Şule Yücebıyık, Proje Sahibi ve Düzce Üniversitesi Rektörü Prof .Dr. Nigar Demircan Çakar, ünlü kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, Koru Hastanesi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Aydan Biri, İletişim Profesörü Prof. Dr. Ebru Güzelcik Ural, İsviçre Cern’den UNESCO uluslararası yetenek ödülü sahibi ODTÜ fizik bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz’le yapılmış ilham verici söyleyicilerden oluşmaktadır.
Her biri alanında öncü ve yenilikçi işler başarmış bu kadınlar, yaşamlarındaki zorluklara, önlerine çıkan engellere, kimi zaman iş yaşamlarında maruz kaldıkları ayrımcılıklara ve anne kimliğinin beraberinde getirdiği ağır yüklere rağmen isimlerini modern Türkiye’nin en başarılı kadınları arasına altın harflerle yazdırmayı başarmışlardır. Bu güçlü kadınlarla yapılmış söyleşilerin başta kadınlar olmak üzere hayallerinin, tutkularının ve hedeflerinin peşinde yılmadan koşan, kendini geliştirmeyi ve yaşamdaki yerini bulmayı amaçlayan, başarı yolunda emin adımlarla ilerleyen herkes için de bir başucu kitabı, ilham kaynağı olmayı da arzulamaktayız. Kitabın telifinin bütünüyle okumakta güçlük çeken bölgemizdeki kız çocuklarının eğitimlerinde kullanılacak olması bizim için ayrı bir önem taşıyor.
Güçlü insan kimdir derseniz, aklına koyduğu herhangi bir şeyi başarmış herkes güçlüdür.
Kadınlara yönelik son bir mesaj rica edebilir miyim?
Sadece istemek yeter. Bütün yolların başlangıcı istemektir. Aradığımız enerji, cesaret, motivasyon, hepsi sadece gerçekten istemekte. İstiyor musun, gerçekten istiyor musun? Dilin istese de gönlün bağlı. Gönlün açık olması, eyleme geçmekle mümkün.  

FACEBOOK İLE BAĞLAN