HEMEN MAGAZİN İZMİR'E ABONE OL!

Ulvi Puğ

İYİ BİR İNSAN ATATÜRK

Magazinizmir

İYİ BİR İNSAN
ATATÜRK
 Yekta Güngör Özden; “ Nereden baksa güzel, nereden baksan güzel! ” diye tarif etmiş Mustafa Kemal Atatürk’ü.  Bu, benim de en hoşuma giden tariflerden biridir. Bizim de bu yazıda muradımız, Atatürk hakkında bilimsel bir makale yazmak değil, Atatürk’ü anlama konusunda küçük de olsa bir katkıda bulunmaya çalışmaktır. Yoksa benim için; Atatürkçülüğün başkenti olan İzmir’ de, İzmir adını taşıyan bir derginin Atatürk özel sayısında, bu konunun uzmanı bir çok değerli isimle birlikte Atatürk’ü anlatmaya kalmak, elindeki küçük bir el fenerini pazarlamak için, görkemli bir avizeci dükkanına giren acemi satıcı durumuna düşmekle bir olur. Ama bazen, bir bazalı yatağın altına kaçan yüzüğü ararken, görkemli avizelerin ışığı yetersiz kalır da küçük bir el fenerine ihtiyaç duyulur ya… İşte ben de belki elimdeki küçük el feneri ile çok küçücük de olsa bir noktayı aydınlatabilme umuduyla bu yazıyı kaleme alıyorum.
Bana, Atatürk ne yapmıştır, bir cümlede anlat, dereseniz şöyle bir cümle kurarım; “Atatürk, ümmetten millet, enkazdan devlet, istibdattan Cumhuriyet yaratmıştır.”
Elbette bu cümle yazıldığı kadar kolay anlaşılsa Atatürk’ün; “En büyük eserim!” diyerek bize emanet etiği Türkiye Cumhuriyeti bugün içinde bulunduğu durumda olmazdı. Demek ki bizim Atatürk’ü anlamak ve anlatmak konusunda gerçekten ciddi bir sıkıntımız var.
Sayın Yekta Güngör Özden gibi bir çok insan Atatürk’ü anlatmaya ,anlaşılmasını sağlamaya çalışmıştır. Bir çoğu da hep;
“Atatürk büyük bir kahramandı.
Atatürk büyük askerdi.
Atatürk büyük devlet adamıydı.
Atatürk büyük bir dehaydı.
Atatürk büyük bir liderdi.” Gibi cümleler kurmuşlardır.
Bunların hepsi ve çok daha fazlası doğrudur. Atatürk, büyük, büyük, büyüktü.
Ama biz şimdilik işin bu büyük kısmını bir yana koyup Atatürk’ün insan yönüne biraz değinerek anlamaya çalışalım Atatürk’ü. Evet, Atatürk de sizler gibi benim gibi önce bir insandı. 
Ama iyi bir insandı. 
Çok iyi bir insandı.

DOĞAYI SEVERDİ
Atatürk gerçek anlamda bir doğaseverdi. Yalova’da kendisi için ulu bir çınar ağacının yanına yapılan köşkün inşaatının ikinci katı yükselince ağacın dallarının ikinci kata, köklerinin de köşke zarar vereceği görüldü. Köşkü inşa edenlerce çözüm basitti; Ağacı kesivermek.
Karşı çıktı Atatürk ve “Ağacı kesmeyin, köşkü taşıyın.” dedi. Raylı sistem yapılarak köşk yana taşındı . Bugün köşk de çınar ağacı da Atatürk’ün doğa sevgisinin abidesi gibi hala Yalova’da durmaktadır.
Bir başka gün Çankaya Köşkünde gezerken bir ağaç önünü keser Atatürk’ün . Ağacın bir yanında boş bir havuz, diğer yanında dik bir yamaç vardır. Hemen aynı kolay çözümü önerirler; “Emredin ağacı kesiverelim.” 
Atatürk’ün cevabı yine çok nettir; “Sen ömründe hiç böyle bir ağaç yetiştirdin mi de keseceksin?”  O ağaç da kurtulur. Evet, Atatürk doğayı seven bir insandı. Bu davranışları ancak doğayı gerçekten seven biri sergiler. Doğayı seven insan da iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır.
HAYVANLARI SEVERDİ
Atı Sakarya, köpeği Foks vardı Atatürk’ün.  Foks, sanki devlet protokolünden biri gibi dalıverirdi toplantı salonuna. Atları çok severdi Atatürk. Balkan harbi sırasında, henüz binbaşı iken tedavi için güzel tayını gönderir hayvanlar için yapılan koğuşa . Sonra da atını görmeye gider Mustafa Kemal.  At ruam hastalığına yakalandığı için göstermek istemezler Mustafa Kemal’e. Ama o atını okşayıp vedalaşmak, helalleşmek ister. Bir eldiven bulunur ve o eldivenle okşar son kez ölümcül ve bulaşıcı hastalığa yakalanmış güzel tayını. Bunu ancak bir hayvan sever yapabilir ve hayvanları seven insan iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır. 
ÇOCUKLARI SEVERDİ

"Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır." demiştir Atatürk.

“Bir milletin ilerlemesindeki temel taş çocuklardır! Çocuklara gereken değeri verirseniz, ilgiyi, şefkati gösterirseniz, onlar da bir gökkuşağı edasıyla geleceği renklendireceklerdir.” Demiştir.

Bunları söylemekle de kalmamış egemenliği saraydan alıp gerçek sahibine Türk Milletine teslim ettiği günü TBMM’nin kuruluş gününü Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı olarak Milli Bayram yapmıştır. Bunu ancak çocukları gerçekten seven biri yapabilir. 
Çocukları seven insan da iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır.

KADINLARA DEĞER VERİRDİ

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.” demiştir Atatürk.

“Bir topluluk, bir ulus, erkek ve kadın olmak üzere iki ayrı cins insandan oluşur. Bir ulusun bir bölümünü geliştirip diğer bölümünü geliştirmeden toplumun tümünün gelişmesi olanaksızdır. Bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer yarısının göklere yükselmesi mümkün müdür?” cümlesini söylemiştir. Söylemekle de kalmamış bugün bizi eleştiren bir çok Avrupa ülkesinden daha önce Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkını vermiştir.
      Şu anekdot Atatürk’ün kadına verdiği değeri göstermek açısından önemlidir.

Muallimler Ankara'da bir toplantı yapmışlar, bu toplantıya da üç tane kadın öğretmen de katılmış ve salonda ayrı bir yere oturtulmuşlar.

Bu durum; “Kadın öğretmenler, nasıl olur da erkek öğretmenlerle birlikte toplantı yapabilir?” denilerek Mustafa Kemal’e şikayet edilmiş.

Mustafa Kemal, toplatıyı düzenleyen Mazhar Müfit’i çağırtmış hemen. Birkaç dakika sonra içeri giren Mazhar Müfit’e söylediği sözlerin ilk başı onu şikayet eden yobaz takımının yüzünü güldürse de sonraki sözleri bir tokat gibi patlamış taassubun yüzüne;

''Siz Muallimler toplantısında ne yapmışsınız ? Ne ayıp şey bu? Olur şey değil,olur şey değil! Hepsini biliyorum. Toplantıya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz ? Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımlarının faziletine mi ? Bir daha öyle ayrılık gayrılık görmeyeyim, anladınız mı ?''

Bu sözleri ve davranışları ancak kadına değer veren biri yapabilir.
Kadına değer veren insan da iyi bir insandır.
Çok iyi bir insandır.

İNSANA DEĞER VERİRDİ

Kurtuluş Savaşında amansızca çarpıştığı Yunan ordusunun komutanı Trikopis’i esir alınıp huzuruna getirilince kendisine ; “Üzülmeyin general, siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştu. Size karşı büyük hürmet besliyoruz. Burada misafirimizsiniz. Buyurun istirahat edin, yakında her şey düzelecektir.” demiştir.

Atatürk’ün, tarihin gelmiş geçmiş en amansız savaşlarından birini verdiğimiz Çanakkale’de bize karşı savaşan Anzakların annelerine yazdığı mektuptan daha güzel bir insanlık dersi olabilir mi?

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!

Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı

dindiriniz.  Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Bu sözleri ve davranışları ancak insana değer veren biri gerçekleştirebilir. 
İnsana değer veren biri de iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır.

SANATA DEĞER VERİRDİ

“Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz, Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatçı olamazsınız.” demiştir Atatürk.

Bir gün tiyatroya geç kaldığında fuayede beklemiş ve perde arasında yerini almıştır. Bu sözler ve davranışlar Kurtuluş Savaşı bittikten sonra topluma örnek olabilmek amacıyla söylenmiş ve yapılmış olabilir. Peki ya Çanakkale savaşındaki davranışı...
Bir tek askerin, hatta bir tek kurşunun bile hayati önem taşıdığı Çanakkale Savaşında, kısa süreli ateşkeslerde askere moral vermek için siperleri dolaşır Mustafa Kemal. Yine böyle bir dolaşma esnasında siperin duvarlarında el yazısı ile yazılmış ayetleri görür. Hemen yazanı bulup getirin der, Mustafa Kemal. Genç bir çocuk gelir karşısına. Bir tek askerin, bir tek kurşunun hayati önem taşıdığı, savaşmanın değil ölmenin emredildiği Çanakkale Savaşında, karşısına gelen gence: “ Evladım, hemen siperden çık ve İstanbul’a dönüp, güzel yazı yazmaya devam et. Senin yerine siperlere girecek binlerce gönüllü Mehmetçik var, ama bu kadar güzel yazı yazabilen sanatçıyı bu millet çok az bulur’ der. O genç dünya çapında bir hat sanatçısı olacak Macit Ayral’dır.

Bu sözleri ve davranışları ancak sanata gerçekten değer veren biri yapabilir. Sanata değer veren insan iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır.

BARIŞ SEVERDİ

Yurtta sulh, cihanda sulh!” demiştir Atatürk.

“Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı bir tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.'' Demiştir.

Dünyanın en iyi askerlerinden, en başarılı komutanlarından biri olduğu halde; savaşı değil barışı yüceltmiştir. Bunu ancak gerçek bir barışsever yapar. 
Barışı seven biri iyi bir insandır. 
Çok iyi bir insandır.
Bu örnekler çok daha fazla artırılabilir ve ne kadar arttırılırsa artırılsın hep eksik konu Atatürk olunca anlatılanlar hep eksik kalacaktır. O yüzden biz örnekleri burada kesip büyüklük konusuna geçelim.

  ATATÜRK GERÇEKTEN BÜYÜKTÜR . 

     Onun zamanında Türkiye Birleşmiş Milletlere davet yoluyla ve oy birliği ile kabul edilen ilk ve tek ülke oldu.

     Ölümünden 43 yıl sonra 1981 yılında UNESCO tarafından oy birliği ile Yılın Adamı seçildi.
    Bunlar da yetmez.  
   Amerikalı bilim adamı Arnold Ludwig, 18 yıl süren bir araştırmayla, yaşamış tüm liderleri incelemiş ve çeşitli kriterlere  göre yapılan değerlendirmede Atatürk, en yüksek puanı alarak 100 yılın lideri seçilmiştir.

Demek ki  Atatürk; düşmanlarının dahi “Dâhi” dediği gerçek bir dehaydı.
Gerçekten en büyük liderdi.
Ama önce insandı.
İyi bir insandı.
Çok iyi bir insan…
Ulvi Puğ

 


Yazarın Diğer Yazıları
FACEBOOK İLE BAĞLAN