RÖPORTAJLAR -- 13 Eylül 2021

SOSYAL MEDYA FENOMENİ VE OYUNCU EYLÜL ÖZTÜRK İLE MAGAZİN İZMİR ÖZEL

Magazinizmir
Bir anne… Bir eş… Güçlü bir kadın… Eylül Öztürk Özkan, sosyal medya fenomeni olarak çıktığı yolda o kadar çok sevildi ki… Oyunculuğunun ön planda olduğu videolar var, şarkı söylüyor, Üniversitede Yunan Dili ve Edebiyatı var, kabin memuru olduğu bir dönem var, ticaret tarafı hayli hareketli nail spa merkezi, butikler… TV programları… Tiyatro ve üstelik çok fazla ödül aldı… Bunlar ciddi müthiş meziyetler. Öztürk, aynı zamanda Instagram üzerinden sosyal sorumluluk projeleri yapan bir iyilik meleği... Eylül Öztürk, projelerini, mutlu evliliğini Genel Yayın Yönetmemiz Aslı Mercan Sarı’ya anlattı.

HAYATIMDA BAŞIMA GELEBİLECEK EN GÜZEL DENEYİM ANNE OLMAK

Eylül Hanım öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyarak röportajımıza başlayalım istiyorum. Bize kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Merhaba! 4 Haziran 1986 doğumluyum, evliyim ve 2 dünya tatlısı bebeğin annesiyim. Aile şirketlerimizin yanı sıra sosyal medya içerik üreticisiyim. Ve tiyatro ile ilgileniyorum.

Çok güzel bir aile görüyorum nazarlardan uzak. Barış Kenan Özkan ile mutlu bir evliliğiniz var. Annelik size çok yakıştı. İlk anne olduğunuzda ne hissettiniz?

Hayatımda başıma gelebilecek en güzel deneyimdi. Yepyeni ve bembeyaz bir sayfa açıldı. Çok heyecan verici bir duygu gerçekten, Allah isteyen herkese nasip etsin.

Artık iki evladınız var. Çocuk yetiştirmenin keyifli ve zor yanları nelerdir?

Keyifli yanları çok fazla, bir kere işlenmeyi bekleyen bembeyaz birer sayfa gibiler. Ne verirseniz onu alıyorsunuz ve bu sizi inanılmaz heyecanlandırıyor. Diş çıkarmaları, yürümeleri gülmeleri her biri ayrı bir heyecan. Rutin giden hayatınıza gökkuşağının renkleri gibi bir anda giriyorlar ve ömür boyu hiç gitmiyorlar, her zaman sizin bebeğiniz olarak kalıyorlar. Fakat sorumluluk gerektiren yanları var ve bu sorumluluklar her şeyden önemli.
Sorumluktan kastım sabah erken uyanıp kahvaltı ettirmek veya okula göndermek değil bu arada. Bunları her anne sevgiyle yapıyordur eminim. Asıl sorumluluk mutlu bir çocuk yetiştirebilmekte.
Ve ancak siz kendinizi doğru tanıdığınız doğru analiz ettiğiniz ve travmalarınızdan arındığınız sürece çocuğunuza doğru aktarımları yapabilirsiniz.
İşin asıl sorumluluk kısmı burada başlıyor. İnsan önce kendi sorumluluğunu alabilmeli, kendini tanımalı ve yanlışlarını görebilmeli, gerekirse tedavi edebilmeli sonrasında çocuğunu doğru yetiştirebilmeli, bu her şeyden önemli bir sorumluluk bence.

Ben de yoğun çalışan bir anneyim. Sizin de güzel bir aileniz ve evlatlarınız var. Yoğun iş temposunun evliliği etkilemediğine en iyi örneklerdensiniz. Bu bahane arkasına sığınan çok. Bu konu ile ilgili fikirlerinizi merak ederiz?

Aslında biz o konuda çok uyumlu bir çiftiz. Ortak bir işletmeye de sahip olduğumuz için günün belli zaman dilimlerinde bir arada olabiliyoruz. Tabi ben çok fazla işin içerisinde olamıyorum malum çocukları da dengede tutmak gerekiyor. O noktada Kenan gerçekten çok anlayışlı bir eş. Birbirimize kendimize ait zamanlar ayırabilmek için de fırsat tanıyoruz. Dolayısıyla herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz bu konularda. Bu süreçte her şeyden önce çok yakın iki arkadaş olmak gerekiyor. Evliliğin çok farklı parametreleri var bunu ancak yaşayarak öğrenebiliyorsunuz. Süreç içerisinde uyum sağlamak, uyumlu iki insan olmak çok önemli çünkü hayat her zaman sütliman geçmiyor maalesef.
Çok klişe belki ama çok gerçek; saygı saygı saygı!

Ev ve iş arasındaki dengeyi kurmak zor olmuyor mu?

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA AKAN SULAR DURUR

Olmuyor, eşimle birlikte kurduğumuz bir iş yerimiz var, kararları genellikle ortak veriyoruz, çocuklarımızı dilediğimiz zaman iş yerine getirebiliyoruz dolayısıyla onlardan da mahrum kalmamış oluyoruz. Bir de her şeyden önce aynı ortak çıkar için çalışıyoruz; Çocuklarımızın geleceği.
Onların geleceği söz konusu olduğunda akan sular durur. Çok şükür işimiz gücümüz var paramızı kazanıyoruz çocuklarımıza güzel bir gelecek sağlamak için uğraşıyoruz. Bizim dengemiz de bu.

Eylül Öztürk Tırnak ve Spa Merkezi’ni ne zaman açtınız? Merkezinizi açarken neleri hedeflemiştiniz?

Geçtiğimiz günlerde tam iki yılı tamamladık. Çok enteresan gelecek belki ama tamamıyla kendi ihtiyaçlarım doğrultusunda böyle bir merkez kurma kararı aldık.
Denemek istedik, çünkü protez tırnak sektörü Türkiye’de yeni yeni faaliyet gösteren bir sektör. Dolayısıyla içine yatırım yapılmış güzel dizayn edilmiş şık bir yer bulmak o dönemlerde çok mümkün değildi.
Üstelik fiyatlar oldukça fahişti. Yaptığımız piyasa araştırmaları sonucunda bir yatırımcı olarak bu sektöre girdik. Kaliteli bir hizmeti uygun fiyat ile birleştirince ortaya da böyle bir manzara çıktı.
Kişisel bakımın kadınlar için çok büyük motivasyon kaynağı olduğunu farkındaydım, istedim ki bu motivasyondan herkes en şık haliyle faydalansın ve herkesin bütçesine hitap etsin.
Sanıyorum bize başarıyı getiren de bu oldu.

Uzun yıllara dayanan başarı hikâyesi bu... Şu anki geldiğiniz nokta takdire şayan. Hayatınız tam bir başarı hikâyesi. Başaran kadınları çok seviyorum. Başarılı bir iş insanı görüyorum karşımda. Sizi bu yolculuğa özendiren, sürükleyen neydi? Bu başarıyı neye borçlusunuz?

TAMAMEN DİBİ GÖRMEYE BORÇLUYUZ

Aslında tamamen dibi görmeye borçluyuz. Ticarete atılmak bazı riskler gerektirir. Hem ben hem de eşim maaşla çalışan insanlardık. İnsanın sabit bir maaşı olunca düzenini riske etmekte inanın çok zorlanıyor. Bir dönem Beyoğlu’nda terör saldırısı sonucu patlayan bombalardan sonra Kenan’ın o bölgede işletmesini yapmış olduğu restoran kapandı.
Turizm ciddi bir darbe aldı. O dönem ben de bir tiyatro oyununda oyunculuk yapıyordum ve bu durumdan ötürü benim de tiyatro oyunlarım iptal oldu. Maalesef bu tip durumlarda ilk olarak eğlence sektörü etkileniyor. İkimiz de bir anda işsiz kalıverdik. Giderlerimizi karşılayabilmek için yapacak başka bir şeyimiz kalmadığından, para kazanabilmek adına evde sahip olduğunuz ikinci el veya kullanmadığımız ayakkabılarımızı internet üzerinden satışa koyduk.
Ve bu şekilde de ticarete girmiş olduk. Sattığımız ürünleri sermaye yapıp tekrardan yeni ürünler aldık.
Sonra onları da sattık ve onları da sermaye yaparak biraz daha işi büyüttük. Öyle böyle derken sıfırdan başlayarak kazandığımız paraları doğru yatırım şekliyle şekillendirerek şirketi bu noktalara getirdik.
Yani gerçekten sıfırdan bu noktaya geldik. Şimdi düşününce ne kadar zor zamanlarmış diyorum. Ama her zorluk başka bir kapı açıyor işte. Yeter ki çalışkanlığı elden bırakmayalım.

Kimle konuşsam aynı şeyi duyuyorum. Merkezlerinize gelen müşterileriniz çok mutlular bunun sırrı nedir?

MOTTOMUZ MUTLU PERSONEL MUTLU MÜŞTERİ

Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Yapılan araştırmalara göre orantısız büyüme gerçekleştiren franchise sistemlerinin çok kısa süre içerisinde başarısızlıkla sonuçlandıkları görülmüş. Buradan yola çıkarak öncelikle vermiş olduğumuz franchiseları belli bir sayıya getirdikten sonra, ciddi bir talep olmasına rağmen daha fazla vermeyi durdurduk. Alt yapımızı güçlendirdik, alanında en uzman kişilere idari yönetim kadrosuna transfer ettik.
Markamız altında çalışan tüm personelin ekstra eğitimler almasını sağladık.
Müşteri memnuniyeti, psikolojisi, hitabet sanatı vs gibi konularda çeşitli kişisel gelişim eğitimlerimiz düzenli olarak tüm şube personellerimize veriliyor. Şube sahiplerimizin işlerini en doğru ve en kolay şekilde yapabilmeleri adına kolaylıklar sağladık.
Yönetmeliğimiz ve kurallarımız olmazsa olmazlarımız arasında. Karşılamadan tutun da saçların toplanma şekline, kılık kıyafetin duruşuna, yapılan işin kalitesine kadar, aklınıza gelebilecek her şey kurallar çerçevesinde ve sözleşmeler ile belirledik. Ayrıca müşterimiz kadar personelimize de değer verdiğimiz bir şirket politikasına sahibiz. Her zaman söylerim, bu şirket çatısı altında müşteri her zaman haklı değildir, gerçekten haklı olan haklıdır. Adaletli bir çerçeve içerisinde dürüst bir iş ahlakı ile ilerlediğiniz zaman, mutlu personeller mutlu müşterilere sebebiyet veriyor. Personeliniz zor şartlarda ve mutsuz bir şekilde çalışıyorsa, müşteriyi memnun etme şansı yok denecek kadar azdır.
Dolayısıyla mottomuz mutlu personel, mutlu müşteri diyebilirim.

Bu yolculukta en büyük desteği kimlerden aldınız?

Kesinlikle eşimden. En büyük destekçim.

İleriye dönük kariyer hedefi planlarınız ve projeleriniz nelerdir Eylül Hanım?

Bu sene üniversite sınavına girdim ve kazanabilirsem konservatuar tiyatro bölümü okumak istiyorum.
Bu kendim için yapmak istediğim bir alan. Çocuklarım için tek planım; Çocuklarımla ilgilenmek istiyorum. Şirket artık eşime ve yöneticilere emanet. Zaten işler büyüdükçe profesyoneller ile çalışmak durumundasınız. Ben yine ufak dokunuşlarımı eksik etmem tabii ama çocuklarım bir daha çocuk olmayacaklar, zamanımın büyük çoğunluğunu kesinlikle onlara ayıracağım, bu konuda eşimin desteği sonsuz sağ olsun. Bakalım, hayat neler gösterecek.

Kariyerinizin dönüm noktası nedir?

Ticari açıdan bakıldığında işsiz kalmak ve dibe vurmak diyebilirim.
Zor durumda kalmasaydık belki de hiç başaramayacaktık. Denemeyecektik bile!

Sizce başarının sırrı nedir? Emek mi? Şans mı?

Kesinlikle emek. Şans ise emeğinizi destekleyen harika bir fırsat.
Emeğiniz yoksa şans ayağınıza da gelse ilerletmeniz imkânsız.

Eylül Öztürk’ü araştırdığımda okurken yoruldum desem... Oyunculuğunun ön planda olduğu videolar var, şarkı söylüyorsunuz, üniversitede Yunan Dili ve Edebiyatı var, kabin memuru
olduğunuz bir dönem var, ticaret tarafınız hayli hareketli nail spa merkezi, butikler… TV programları… Tiyatro ve üstelik çok fazla ödül aldınız… Bunlar ciddi müthiş meziyetler. Sıralamada hangisi ön planda sizin için?

TİYATRO OYUNCULUĞUMU DOĞRU BİR EĞİTİM İLE TAÇLANDIRMAK İSTİYORUM

Tiyatroya yönelmek istiyorum, sahne benim kendimi en özgür ve en mutlu hissettiğim yerlerden biri. Konservatuar okumak istememin sebebi de bu esasen. Tiyatro oyunculuğumu doğru bir eğitim ile taçlandırmak istiyorum. Maalesef gençliğimde bu konuda bana destek olabilecek veya yönlendirebilecek birileri yoktu. Fakat içimdeki tiyatro aşk o kadar büyüktü ki konu ile ilgili herhangi bir eğitimim olmaksızın 400 e yakın oyun oynadım. Şimdi ise ilk başta yapmam gerekeni ama imkânım olmadığından yapamadığım şeyi yapmak istiyorum. Bu işin üniversitesini okumak en büyük hayallerimden biri.

Kadınlara destek olmakla ilgili bazı projeleriniz takıldı gözüme? Devam eden bir projeniz var mı?

Geçtiğimiz yıl bir akademi kurduk. Bu bağlamda kadınlarımızı sektöre kazandırmayı hedefliyoruz. Mezun olan öğrencilerimiz yeteneklerine göre kendi merkezlerimizde çalışabiliyor veya isterlerse kendi yerlerini açabiliyorlar. Şimdilik 700 e yakın öğrenci mezun ettik etmeye de devam ediyoruz. Ayrıca tüm şubelerimizde 200 üzerinde personel istihdamımız var. Yüzde 99 u kadınlardan oluşuyor.
Bunun dışında sosyal medyada kendi çapında ufak işletmeler açan kadın girişimcileri de elimden geldiğince desteklemeye çalışıyorum.

Kadınların her platformda ön planda olması tek dileğimiz. Sizi yürekten takdir ediyorum. Girişimci kadınlara önerileriniz nelerdir?

Öncelikle hiçbir şeyin imkânsız olmadığını bilmeleri gerekiyor. İnsanoğlu, doğası gereği başarmak istemediği şeylere bahaneler üretmeye bayılır! Bugün elimizin altında internet gibi bir cevher var. Bir tıkla tüm bilgiye ulaşabileceğiniz bir platform. Aklınıza gelebilecek her konu ile ilgili evde oturduğunuz yerden araştırma yapabilme lüksüne sahibiz artık. Üzerimizdeki rehaveti ve kendi cebimizde olan bahaneleri bir kenara bırakıp kendimize inanmamızın zamanı geldi diye düşünüyorum. Biraz cesaret ve araştırma ile yapılamayacak şey yok. Sermaye konusuna gelince hep önerdiğim bir fikir vardır, sosyal medyada bir sürü ikinci el ürün alıp satabileceğiniz platform mevcut. Evinizde kullanmadıklarınızdan başlayıp kendinizi ufak bir sermaye yapabilirsiniz. Sonrasında da gerçekleştirmek istediğiniz şey ne ise ona doğru adım adım yaklaşabilirsiniz.

İzmir hakkında görüşlerinizi de merak ediyoruz?

Eğer İstanbul’da yaşamıyor olsaydım kesinlikle İzmir’de yaşamayı çok isterdim.
İnsanıyla, havasıyla, deniziyle, güneşiyle, tatil beldeleri ile her anlamda harika bir şehir.
Gecesi ayrı gündüzü ayrı güzel gerçekten. İzmirliler çok şanslı ve çok özel…

Teşekkür ederim.

 

FACEBOOK İLE BAĞLAN