RÖPORTAJLAR -- 13 Eylül 2021

ADINDAN SIKÇA SÖZ ETTİREN POPÜLER OYUNCU ÜMİT KANTARCILAR İLE MAGAZİN İZMİR ÖZEL

Magazinizmir
Ümit Kantarcılar… Yeşilçam tadında bir aşk ve aile hikayesini konu alan “Kazara Aşk” dizisiyle gönüllerimizi bir kez daha fethetti… Yetenekli, yakışıklı, duyarlı... Kalıplara girmekten hoşlanmıyor, abartıdan uzak ve hayatı geldiği gibi yaşıyor. Sultanahmet’in şahane dokusunda, düşmeyen enerjisi ve samimiyetiyle çok keyifli bir çekim oldu. Fotoğraflar çekim gününü, okuyacaklarınızsa Ümit’in dününü, bugününü ve hayallerini anlatıyor.

 1- Sezonun iddialı dizisi Kazara Aşk’a nasıl dahil oldunuz ?


Aslında bu sene 'yaz işi' diye tabir edilen sezonluk ya da yaz ayına uygun romantik komedi tarzında bir projede yer alma taraftarı değildim, ancak yaz sezonu için gelen senaryolar içinde Kazara Aşk'ı görünce çok heyecanlandım. Senaryoyu okuyunca uzun zamandır yapılmamış sıcak bir aile komedisi ve romantik komediyi birarada barındıran bir senaryo olduğunu görünce bu projenin içinde olmak istedim. Civan karakterini çok sevdim, yapım şirketiyle de daha önce birlikte çalıştığımız için içim çok rahat bir şekilde düşünmeden kabul ettim diyebilirim.

 

2- Bu kadar dizi yoğunluğunda seyirci Kazara Aşk’ı neden sevdi?

 

Bence senaryomuzun ve ekrana yansıyan hikayenin en önemli özelliği seyircinin izlediği şeyi samimi bulması oldu. Dizideki bütün karakterler izleyicinin evinde, işinde ya da sosyal hayatında gördüğü gerçek karakterler, bu da bizi izleyici karşısında gerçek kılıyor. Türk izleyicisi sıcak aile komedilerini çok özledi, bence Kazara Aşk ile yediden yetmişe herkese hem romantik hem de sıcak bir aile komedisi izletiyoruz. Ailecek izlenecek sıcak bir hikaye olmasının yanı sıra hikayenin genç izleyiciyi de kendine çeken bir hikayesi var o nedenle bugüne kadar çok güzel yorumlar aldığımızı söyleyebilirim.

 

3- Dizide canlandırdığınız Civan nasıl bir adam?

 

Çok zeki bir adam Civan, özünde de çok iyi kalpli biri ancak biraz oyunbaz :) En büyük sorunu anlık düşünüp anlık çözümler bulması Aslında bunu çok zekice yapıyor ama bir sonraki hamleyi düşünmüyor o yüzden de başına sürekli dert açıp sonra yine zekasını kullanarak bu dertlerden kurtulmaya çalışıyor. Kimseyi kırmak istemese de verdiği anlık kararlarla çevresindeki herkesi zor durumda bırakıp sonra durumu düzeltmeye çalısıyor. Aslında oldukça eğlenceli ama bence fazla enerjik ve iyi niyetli olması kontrolü elinde tutmasını da zorlaştırıyor

 

4- Civan ve Şimal’in yolları bir kaza sonucu buluşuyor. Bu karşılaşma ne öğretti Civan’a?

 

Civan bugüne kadar hayatına hiç girmemiş bir şeyle tanışıyor, o da aşk :) Bu arada bu aşk kazara da olsa Civanı çok heyecanlandırıyor çünkü Civan bu zamana kadar hep ne istediğini düşünmüş ama ne hissetttiğini hiç düşünmemiş. Başına gelen bu kazara olay, beklenmedik duyguların hiç beklemediği bir anda belirmesi ona ne hissetmesi gerektiğini düşündürüyor. Bu süreçte aslında bugüne yaptığı oyunlar, düştüğü zor durumlar hepsi boşa düşüyor ve aşkın getirdiği belirsizlik ve heyecanla ile nasıl hissetmesi gerektiğini öğreniyor.

 

5- Cam üfleme ve şekil verme sanatıyla ilgili çekim öncesinde nasıl bir ön hazırlık süreciniz oldu?

 

Çekimlere başlamadan önce cam üfleme kursuna gittik, camın ateşle ve insan nefesiyle birleşip şekil alması çok sihirli bir süreç. Daha önce hiç denemediğim bir sanat olan cam üfleme hem role hazırlık sürecinde hem de genel olarak bana sabırlı, dikkatli, hassas ve yaratıcı olmayı öğretti. Çok keyif aldığım bir deneyim oldu.

 

6- En yükselerek çektiğiniz ve en zorlandığınız sahneleri sorsam…

 

En zorlandığım sahne ayaklarımdan baş aşağıya asıldığım sahne oldu:) Seyircilerimiz o sahneyi hatırlayacaktır gerçekten izlemesi çok eğlenceliydi ancak istediğimiz enerjiyi tam olarak yakalayana ve sahneyi tamamıyla çekene kadar takribi 1 saat boyunca baş aşağı bir performans sergilemek zorunda kaldım. Fiziksel olarak bugüne kadar bu kadar zorlanarak bir sahne çekmemiştim sanırım. En yükselerek çektiğim sahne ise Nazlı, Şimal ve babama ayrı ayrı yalanlar söyleyip üçünü birden kandırdığım sahne oldu. Tamperamanı ve enerjisi çok yüksek bir sahneydi ve hiç düşmemesi gerekiyordu. Üç farklı karaktere de 3 farklı Civan göstermem gerekiyordu bu yüzden en yükselerek çektiğim sahne buydu.

 

7- Ekip arkadaşlarınızdan daha önce birlikte çalıştıklarınız var mı ? Çekimler nasıl gidiyor ?

 

Daha önce yapmış olduğum projelerde ekipten bir çok kişiyle çalışma fırsatım olmuştu. Setimi birbirinden eğlenceli, enerjik ve işini çok seven insanlarla dolu o yüzden çekimler de oldukça keyifli geçiyor. Herkes ilk günden bu yana sanki daha önceden birbirini tanıyormuş gibi çalışıyor bu da ekrana yansıyor bence. Yönetmenimizle de oldukça pozitif bir ilişkimiz var, birbirimizin dilinden anlıyoruz bu bir oyuncu için sette sahip olduğu en güzel lükslerden biridir. Bu nedenle çekimler gerçekten çok uyumlu, eğlenceli ve hepimiz için her anlamda verimli geçiyor.

 

8- Biraz eskilere gitsek, hikayeniz nerede başlıyor, Ümit Kantarcılar nasıl bir çocuktu ?

 

Çok yaramaz, yerinde duramayan, asla uyumayan, insanı çılgına çevirecek bir enerjiye sahip küçük bir erkek çocuğu ile başlıyor aslında :) Buna evi yakmaya çalışmak, çöpten bulduğu şırıngayı ablasına saplamak da dahil. Zavallı annem benden çok çekti ama her şeye rağmen benden hiç ümidini kesmedi. Derslerinde başarısız bir çocuk olmama rağmen o hep bana inandı. O yüzden şu an bir meslek ve mevkii sahibiysem bunu bir tanecik anneme borçluyum.

 

9- Oyunculuk nasıl girdi hayatınıza ?

 

İlkokulda okul müsameresiyle sahneye çıktığımda insanların ellerinden kelebek hareketleri yaparak ses çıkarması beni çok etkiledi. Küçük yaşta tiyatrocu olmaya karar verdim. Liseden sonra konservatuar sınavlarına girdim ve kazandım. Bu kadar hareketli bir çocukluktan sonra zaten enerjimi sahnede atmak tüm çocukluk ve okul hayatım boyunca beni çok rahatlatan bir şey oldu. Bir çocuk olarak tehlikeli oyunlar oynamak yerine sahnede yazılan oyunlara hayat vermek o yaşlardan itibaren bana tarifi zor bir haz verdi. Hala sahnede olmak hem de bunu eğitimini alıp, profesyonel olarak yapmak beni çok mutlu ediyor. Tek hayalim buydu ve şükürler olsun ki hayalini kurduğum meslekten para kazanıyorum .

 

10- Hangi projeyi kariyerinizde bir dönüm noktası olarak görüyorsunuz ?

 

2010 yılında çekilen Çakıl Taşları projesi ilk başrolüm oldu ve her şey ondan sonra başladı. Henüz 23 yaşındayken insanların beni tanıması, bir projeyi taşımanın ne olduğunu anlamak, öğrenmek kariyerimde sonraki yıllara referans olacak çok şey öğretti bana.

 

11- Tiyatro kökenli bir oyuncu olarak televizyon mu, sinema mı, tiyatro mu ?

 

Böyle bir ayrımım yok açıkçası. Oyuncu sanatını ve maharetlerini gösterebildiği her alanda oyuncudur. Hepsinin yeri, tadı ve verdiği zevk bambaşka. Tabii ki tiyatronun ayrı bir heyecanı ve bir lezzeti vardır ama sinema ve dizi de üvey evlat değildir. Ben canlandırdığım karakterler doğrultusunda hareket ediyorum, bir hikayeye hayat vermek için sokakta, sahnede yada kamera önünde olmanın bir farkı yok yeter ki izleyici ne anlatmak, ne göstermek istediğinizi anlasın.

 

12- Dizilerin zorlu çalışma koşulları ve reyting savaşı hakkında ne söylemek istersiniz ?

 

Açıkcası bu durum bizi biraz üzüyor ve yoruyor. Çok emek verdiğimiz, fedakarlıklarla çalıştığımız, güzel olması için elimizden geleni yaptığımız işlerimiz bazen reyting denen canavarın kurbanı olabiliyor. Oradanprofesyonellik ortaya çıkıyor, uzun mesailer harcadığınız, emek emek işlediğiniz karakteri toprağa gömüp yeni serüvenler için açık denizlere yol alıyorsunuz. Her mesleğin olduğu gibi bizim mesleğin cilvesi de çok uzun çalışmak ve hep hadi baştan demek.

 

13- Şöhretin sizin için anlamı ne ?

 

Şöhret benim için yaptığım işi büyük kitlere duyurmak ve göstermek adına kullandığım bir araç. Ben şöhret olmak için bu işi yapmıyorum, mesleğimizin getirisi tanınmak ve sizin tabirinizle şöhret olmak. Her meslekte olduğu gibi işini iyi yaparsan tanınırsın. Benim için de şöhret, işini ne kadar iyi yaptığınla doğru orantılı bir kavram.

 

14- Sokakta insanların ilgisi nasıl ? Zaman zaman rahatsız edici yanları da oluyor mu?

 

Bugüne kadar hiç rahatsız olmadım, çok sıcak, çok sevecen ve içten tepkiler alıyorum. Bu da bana evin çocuğu hissi yaratıyor çok memnunum. Iyi ki varlar.

 

15- Herkes aşkı kendine göre tanımlar. Sizin aşk tanımınız nedir ?

 

Nedensiz yaşadığın, koşulsuz sevdiğin ve her an yanında olmak istediğin şeye aşıksındır. Bu üçü varsa hiç sorgulamayın geçmiş olsun aşık oldunuz.

 

16- Tam Pandemiden yaralarımızı sarıyoruz derken yangınlarla, sellerle canlarımız ve doğa telef oldu. Enerjimizi ve coşkumuzu kaybettik. Siz nasıl hissediyorsunuz ?

 

Son 2 yıldır ülkemizde ve dünyada çok acı şeyler yaşanıyor. Gündem o kadar yoğun ki tam bir şeye üzülecekken yeni bir şey çıkıyor bu da insan oğlunun bazen ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Bazen çaresiz olabiliyoruz ama buna sığınmayıp care üretmekten başka çaremiz olmadığını bilmeliyiz. Dokunabildiğimiz her kalp, merhem olabildiğimiz her yara, güldürebildiğimiz her yüz için muhakkak yapılabilecek bir şey vardır. Umudumuzu kaybetmeden, güzel günlerin yakında olduğunu bilerek yaşamalıyız.

 

17- Nasıl bir dünyada yaşamanın hayalini kuruyorsunuz ?

 

Herkesin ömrünün vicdanı kadar olduğu bir dünyada.

 

18- Mutluluğun resmini çizseniz içine yerleştireceğiniz ilk üç şey?

 

Mutluluk bir durak değildir oraya gelince inemezsin, ömür boyu mutluluk sadece hayalperestler içindir. Eğer bu yolculuğun adına mutluluk adını verebiliyorsan üç şey aramazsın çünkü yolculuğun adı mutluluktur. Bazen yağmur yağar, bazen fırtınalar kopar bazen de güneş doğar ama yolculuk hep devam eder.

 

 

KISA-KISA

 

 

*Diğer insanlara oranla fazla hassasiyet gösterdiğiniz konu?

 

- Kadına şiddet

 

*Favori tarihi karakteriniz?

 

- Mustafa Kemal Atatürk

 

*En sevdiğiniz ses?

 

- Doğa

 

*Rol modeliniz?

 

- Babam

 

*Şimdiye kadar yaşadığınız ve hatırladıkça size çok garip gelen anı?

 

- Bütün dünyanın maske takması

 

*Seçim şansınız olsaydı, yaşamayı istediğiniz dönem?

 

- 70'ler

 

*Sizi en çok mutlu eden şey?

 

- Baba olmak

 

*Sizi en öfkelendiren şey?

 

- Yalan

 

*Sahip olmayı istediğiniz süper güç?

 

- Zihin okumak

 

*Bütün renkleri kaybetme pahasına da olsa asla vazgeçmeyeceğiniz renk?

 

- Mavi

 

*Hayatı tek kelimeyle tanımlayacak olursanız?

 

- Sürpriz

 

FACEBOOK İLE BAĞLAN