İŞ DÜNYASI -- 11 Mart 2021

Bal ve Arı Ürünleri Hakkında Merak Edilenler

Magazinizmir
Emel Damarlı ile bal ve arı ürünleri hakkında merak edilenler

Arılar 100 milyon yıldır dünyamızda… Kutuplar dışında dünyanın her yerinde varlığını sürdürüyor. Çiçeklerden veya bazı bitkilerin salgılarından nektar toplamak için ortalamada 10-24 kez nektar seferi yapan arılar, günde yaklaşık olarak 1.500 çiçeği dolaşıyor.

Doğanın sunduğu biyolojik çeşitliliğin ve sürekliliğin mimarlarından biri arılardır. Arılar, meyve ve tohum üretiminin de temelini oluşturur. Rüzgâr, su ve insan da polen taşır; ancak arılar doğada bu görevi ağırlıkla üstlenmiş canlılardır ve doğanın sürekliliğini sağlarlar. Arılar, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden biri olan “Sıfır Açlık”ın sağlanması için de önemli bir rol oynuyor. Dünyada gıda üretiminin yüzde 90’ı 82 bitki türünden elde edilir. Bu bitki türlerinin yaklaşık yüzde 63’ü bal arıları tarafından tozlanmaya gerek duyar. Çiçekli bitkilerin ve ağaçların %80’i arıların taşıdığı polenler sayesinde çoğalır. Dünya tarımsal üretiminin en az üçte biri, arıların tozlaşma işlemini gerçekleştirmesi sayesinde elde edilir.

Bal arılarının en etkin polinatör (polen taşıyıcı) olmalarının nedenlerinin başında gelen özellik vücutlarında bulunan tüylerdir. Polenlerin yapışmasını ve taşınmasını olanaklı kılan bu yapılar sayesinde bitkilerin polinasyon işlemi garanti altına alınır. Bu süreçte arılar, polinasyonla bitkilere fayda sağlarken ve biyolojik çeşitlilikte rol oynarken; diğer hayvanların ve insanların da besin gereksiniminin giderilmesine yani hayatta kalmalarına katkı sağlar.

Arıların dünyamız ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu aktarmanın ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmanın en önemli görevlerimizden biri olduğunu düşünüyorum. Bu muhteşem varlığın yarınımızı koruması için, bizim de arıların yarınını korumamız gerekiyor. Biliyoruz ki Arılar Varsa Yarınlar Var.

• Apiterapi nedir?
Apiterapi, arı ve arı ürünlerinin bazı hastalıkların tedavisinde tamamlayıcı ve destekleyici olarak kullanılmasıdır. Arı sütü, arı poleni ve propolis, arı ekmeği ve apilarnil takviye edici gıda bileşeni olarak ele alınmıştır. Arı ürünlerinin sağlık faydalarına baktığımızda; apiterapi uygulamaları için bize çok değerli ürünleri sunan bal arılarını doktor veya eczacı kovanı ise hastaneye benzetebiliriz.

• Arı ürünlerinden biraz bahsedebilir misiniz?
Arı sütü: 5 – 15 günlük işçi arıların salgıladıkları maddedir.
Arı sütü kraliçe arı ve larvaların beslenmesinde kullanılır. Besin değeri oldukça yüksektir. Görünümü jel halinde akıcı kıvamda, kremsi-beyaz renktedir. Tadı ekşi ve kokusu keskin yapıdadır.

Polen: Arı poleni bilinen en eski takviye edici gıdadır. Mısırlılar poleni hayat veren toz olarak tanımlamışlardır. Günümüzde arı poleni tam gıda olarak da tanımlayacağımız süper gıdalar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bunun nedeni dengeli beslenmemizde ihtiyaç duyduğumuz karbonhidrat, protein ve yağları günlük almamız gereken oranda içermesidir. Polen için protein kaynağı , hatta biraz daha ileri giderek bir insan hayatını sadece polen tüketerek sağlıklı bir şeklide geçirebilir diyebiliriz.

 

Propolis: İşçi arıların bitki tomurcuk ve salgılarından topladıkları reçineyi vücutlarında enzimatik değişikliğe uğratarak ürettikleri antioksidanca en zengin arı ürünüdür. Yapışkan ve reçineli bir maddedir. Yunancada Pro Savunma, polis Şehir anlamına gelmektedir. Şehrin savunmasında yani kovanın korunması amacıyla kullanılır.

• Doğal bal nedir?
Bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının, bal arısı tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürün olarak tanımlanmaktadır.

• Kovandan sofraya kadar balın yolculuğunu anlatabilir misiniz?
Doğal balın işçi arılar tarafından üretilmekte, zor doğa koşullarında arıcılar tarafından elde edilmekte, paketleyici firmalar tarafından ambalajlanarak soframıza gelen bir arı ürünüdür. Kovandan soframıza izlenen yol kısaca bu şekildedir.

Ancak balın doğal ve sağlıklı olduğunu anlamanın tek yolu balın analiz edilmesidir. Burada 2 noktaya dikkat çekmek istiyoruz. Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı balı taklit ve tağşiş edilen gıdalar arasında ilk 6 ürün arasında göstermektedir. Diğer taraftan arı 80 km2 çapında bir alanda uçmaktadır. Bu sırada nektar aldığı kaynakların, içtiği su kaynaklarının temiz olması önemlidir. Aksi takdirde zirai tarım ilaçları veya kimyasal atıklar balda kalıntı olarak yer alabilmektedir. Ayrıca arı hastalıklarına karşı uygulanan veteriner ilaçların kalıntıları da balda bulunabilmektedir.

Bu nedenlerden dolayı mutlaka ama mutlaka bal analiz edilerek kalıntı içerip içermediği veya şeker şuruplarının olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yani doğal ve sağlıklı ballar hangi yöntemle elde edilirse edilsin analiz edilerek kontrol edilmeli yani özenle seçilerek ambalajlanmalıdır.

• Peki, bizler doğal bala nasıl ulaşacağız? Bal alırken nelere dikkat etmemiz gerekiyor?
Gıdalarımızı büyük bir dikkat ve özenle seçeceğiz. Gıda sektöründe en önemli kural hammaddenin başlangıç besleyici ve kalite değerlerini korumak ve gıda güvenliği kapsamında bu gıdaları tüketicimize sunmaktır. Doğal bal ve arı ürünleri Apiterapi’de kullanılan ve takviye edici gıda kapsamındaki çok değerli arı ürünleri. O nedenle bu değerlerin korunumu daha da önem taşıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığımız gıdalarda olması gereken kalite değerlerini belirleyerek tebliğ olarak yayınlanmakta ve bu kapsamda denetimlerini yoğun bir şekilde yapmaktadır. Devletimize, toplumumuza ve tüketicilerimize olan sorumluluğumuz kapsamında şeffaf bir kalite anlayışına sahip olmamız gerekiyor. Bal alırken ambalajlı, analiz edilmiş ve güvenilir markaların ürünlerini tercih ederseniz doğal bala ulaşmış olursunuz. Bu nedenle mutlaka analiz edilmiş, ambalajlanmış bal satın alınması gerektiğini düşünüyorum.

• Süzme bal mı? Petek bal mı? Neden?
Tabii ki süzme bal. Çünkü petek bizim için balın saklandığı bir kaptır. Arı tarafından bir kere petek yapıldıktan sonra arıcılar tarafından tekrar şekillendirilerek tekrar tekrar kullanılmaktadır. Petekler tekrar tekrar kullanıldığı için kovana uygulanan ilaç uygulamalarının kalıntıları petekte birikmektedir. Ayrıca petek sağlığa herhangi bir faydası bulunan bir madde değildir, bu nedenle tüketilmesine de gerek yoktur.

• Balda kristalleşme nedir? Kristalleşmeye etki eden nedenlerden bahseder misiniz?
Bal doğal bir ürün olduğu için içerdiği basit şekerlerin oranına bağlı olarak kristallenme meydana gelebilir. Fruktoz oranı ne kadar yüksekse kristallenme o kadar azalır. Bu nedenle balın cinsine bağlı olarak kristallenme özelliği değişir. Örneğin; çam balları geç kristallenme özelliğine sahipken, ayçiçek, pamuk balı gibi ballar daha çabuk kristallenebilir. Balın kristalizasyonu aynı zamanda depolama ortam koşullarına bağlı olarak da değişmektedir.

• Bal sıcak içeceklere katılmaz diye biliniyor. Bu konuda söylemek istedikleriniz var mı?
Bal sıcak içeceklere katılarak güvenle tüketilebilir. Gıda maddelerinde besleyici değerlerin azalmasında sadece sıcaklıktan bahsedemeyiz. Süre de çok önemlidir. Sıcak içecekler genelde 60 °C civarında yaklaşık 10 dakikada tüketilir. Bu sürede de besleyici değerlerinde önemli bir değişiklik olmaz. Aksine Yeditepe üniversitende yapılan ve yayınlanan bir araştırmada 1 tatlı kaşığı bal siyah çaya ilave edildiğinde içeceğin antioksidan değerinin 7 kat, yeşil çaya ilave edildiğinde 15 kat, bitki çaylarına ilave edildiğinde ise 20 kat arttırdığını belirtmektedir. Çaylarınızı balla tüketmenizi öneririm.

• Bal insan sağlığını tehdit edecek şekilde bozulur mu? Balın son kullanma tarihi var mıdır?
Bal antimikrobiyal olduğundan insan sağlığını riske atacak şekilde bozulmaz. O nedenle balın son kullanma tarihi yerine Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi vardır. Bu süreçte başta sıcaklık ve süre olmak üzere muhafaza edildiği ortam koşullarına bağlı olarak bazı duyusal değerlerinde değişim ve besleyici değerlerinde azalma görülebilir.

• Propolis koronavirüs dönemi ile birlikte gündemden düşmedi. Propolisi neden tüketmeliyiz?
Özellikle son 10 yıldır bilim dünyasının büyük ilgi gösterdiği propolisin bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış sağlık üzerindeki etkileri oldukça fazladır. Bu etkiler içerdiği fenolik bileşenlere bağlıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar içerdiği fenolik bileşenler ve birbirleriye etkileşimleri sayesinde propolisin antimikrobiyal , antiviral , antioksidan, antinflamatuvar , bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisi, antioksidan etki (En fazla antioksidan etkiyi gösteren arı ürünüdür.), antienflamatuvar, etki gösterdiğini göstermektedir. Aynı amanda cilt hastalıkları ve yaralara karşı iyileştirici etkisine de dikkat çekilmektedir. Bu nedenle özellikle pandemi sürecinde bağışıklığımızı desteklemek adına önemli bir takviye edici gıda olan propolisi gerek yetişkinlerin gerekse çocukların kullanımı önem taşımaktadır. Aslında bağışıklığın desteklenmesi mevsimsel veya dönemsel olmamalıdır.

• Propolisi nasıl ve ne kadar tüketmeliyiz?
Propolisi her gün aç veya tok karnına doğrudan tüketilebilirsiniz. Ancak propolisin kendine has özel bir tadı ve kokusu var. Bu nedenle yiyecek veya içeceklerinize katarak tüketmeniz daha kolay olacaktır. Örneğin bal, su, meyve suyu, yoğurt, süt gibi yiyecek ve içeceklerle tüketimi daha kolay tüketebilirsiniz. Propolisin herhangi bir yiyecek veya içecek ile karıştırılmasında sakınca bulunmuyor. Tek kullanımlık propolisleri piyasada bulabilirsiniz. 11 yaş üzeri ve yetişkinler günde 1-2 kez, aç ya da tok karnına bahsettiğim bu tek kullanımlık propolislerden kullanabilir. 4-10 yaş çocuklar için ise günde 1 veya 2 kez, 1’er adet propolisi bal veya diğer yiyecek / içeceklerine ilave ederek tüketilebilir.

• Propolis alırken nelere dikkat etmeliyiz? Hangi propolisleri tercih etmeliyiz?
Propolis kovandan alındığında içeriğinde balmumu ve farklı kirlilikler bulunabiliyor. Bu nedenle aynı bal gibi kovandan alındığı haliyle tüketilemeyeceğini unutmayın. Bu bakımdan ekstraksiyon işlemi yapılarak yapısındaki etken maddelerin bir çözücüye geçirilmesi gerekiyor. Bu işlem sırasında su, etil alkol, alkol türevi propilen glikol gibi farklı çözücüler kullanılıyor. Ancak etil alkol veya alkol türevi olan propilen glikol gibi çözücülerin kullanılması durumunda, günlük kullanım miktarlarına dikkat etmek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından propilen glikol’ün günlük kullanım miktarı kilo başına 25 mg. ile sınırlandırıldı. Ancak farklı bilimsel araştırmalar bu gibi çözücülerin özellikle çocuklarda kullanılmasının sakıncalı olduğunu ortaya koyuyor. Son dönemde Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada, piyasadan farklı ürünler toplanmış ve karşılaştırma testi sonucunda da özel ekstraksyion yöntemi kullanılarak elde edilen ve son üründe ürünlerin etken maddelerinin alkol içerenlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Bu nedenle özel teknolojiyle elde edilen tek kullanımlık, dozu belli, etken maddesi yüksek, alkolsüz saf propolisi tüketmelerini öneriyorum. Dozu belli derken standardize olması önem taşımaktadır. Standardizasyon bize tekrarlanabilir etki sağlamaktadır. Alkolsüz ürünleri alkol içeren ürünlerden ayırmanın yolu öncelikle etiket üzerindeki içindekileri okumaktır. Diğer bir yolu ise alkolsüz propolisler suya ilave edildiğinde şeffaf, kahverengi, açık çay görüntüsünde oluyor. Yani orijinal tenklerini koruyor. Alkollü olanlar ise bulanık sarı renk alıyor.

• Çocukların propolisi keyifli şekilde tüketebilmelerini nasıl sağlarız?
Propolis tat olarak çocukların hoşlanmayacağı bir arı ürünü ancak bağışıklıklarını desteklememiz için de tüketmelerini sağlamamız gerekiyor. O nedenle çocuğunuzun sevdiği bir yiyeeğe veya içeceğe katarak tüketmelerini sağlayabiliriz. Bunun için de günlük almaları gereken dozu farklı öğünlerde verebiliriz. Yoğurt mu seviyor. İki kaşık yoğurduna alkolsüz 100 mg saf propolisi ilave edebilirsiniz. Bu propolisli yoğurdu , günde 2 veya 3 kez yoğurt ilavesiyle seyrelterek tüketmesini sağlayabilirsiniz. Bir dozu tek seferde vermeniz gerekmez. Önemli olan gün içinde bu dozu alması. Aynı şeklide meyve suyunu da hazırlayabilirsiniz.

Sağlık Bakanlığımız tarafından Takviye Edici Gıdalar 4 yaş altı çocuklarda kullanılmamalıdır. Propolisi de bu kapsamda 4 yaş altı çocuklarımıza vermemeliyiz.
 

 

FACEBOOK İLE BAĞLAN