HABER -- 17 Haziran 2021

CANSU MUMCU İLE MAGAZİN İZMİR ÖZEL

Magazinizmir
"Çok Güzel Hareketler Bunlar" televizyon programı oyuncusu Cansu Mumcu ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportaj sizlerle.

* Öncelikle sizi tanımak isteriz. Cansu Mumcu kimdir?

Merhaba, bu benim ilk röportajım o yüzden çok heyecanlıyım. Evet tam adımla başlayayım o halde. Ben, Cansu Başak Mumcu. Resmi belgeler dışında asla kullanılmayan 2. bir adım var. Babamın hatrına duruyor öyle :) 1993 yılında Ordu’da doğdum, İzmir’de büyüdüm. Çekirdek bir ailem var. Tek çocuğum. Kısa boyluyum. Bunu söylemek istedim çünkü annem hep sinirden büyüyemediğimi iddia eder ve ben bu söylemi paylaşmayı çok seviyorum. Böyle bir şey mümkün olmasa da ufak bir haklılık payı var, çünkü evet hemen parlarım :) Bunlar bir kenara enerjik de bir yapım var. Kahkahadan besleniyorum fazla sesli oluyor ama ben mutluyum. Çevremdekiler de iki uğultuya alışılıyor :) Bir de çok duygusalım. Son olarak panik bir insan olduğumu da araya sıkıştırıp eğitim hayatıma geçiyorum. İlk ve orta okulu benim için çok değerli olan İzmir Özel Ekin Koleji’inde okudum. Sonrasında eğitimime müzikle devam etmek isteyip yetenek sınavlarına girdim ve İzmir Ümran Baradan Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nü kazandım. Eğitimim sonunda bu sefer üniversite için yetenek sınavlarına girdim. Adnan Menderes Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nde okuyup 2015 yılında da ordan mezun oldum. Piyano ve Yan Flüt çalıyorum. Hem üniversitedeyken hem de mezun olduktan sonra bu enstrümanlar üzerine özel dersler verdim. Devamında da İzmir Mutluluk Sanat Atölye’sinde öğretmenlik yaptım. Bu süreçlerin hepsinde hayatımda tiyatro da vardı tabi ki. Özel atölyelere gittim. 2018 Haziran ayında BKM MUTFAK bünyesinin seçmelerini kazanıp İstanbul’a yerleştim. O sırada ustamız Yılmaz Erdoğan Organize İşler Sazan Sarmalı’yı çekiyordu. Filminde biz çıraklarına da oynama şansı verdi. Benim için çok çok büyük bir deneyim ve keyifti. Sürecin devamında da oluşturulan Altyapı ekibiyle , BKM MUTFAK’ta Altyapı Skeç Geceleri’nde oynamaya başladım. Sonrasında Çok Güzel Hareketler 2 programına dahil olduk. 3. Sezonumuzdayız devam ediyoruz.


* Bir gününüz nasıl geçer?

Provalar ve çekim günlerinde yoğunuz. Geri kalkan zamanlarda günümü uyuyarak geçiriyorum. Uyumayı çok seviyorum ama bu şekilde de günü kaçırdığımı fark edip artık erken yatıp erken kalkmaya dikkat ediyorum. Pandemi şartlarında kısıtlı şeyler yapabiliyoruz malum. O yüzden genelde evle ilgilenip, bir şeyler izleyerek ve bolca yemek yiyerek geçiriyorum zamanımı. Sonra o yediklerimden pişman olup yürüyüşe çıkıyorum. Eve geldiğimde de tekrar yemek yiyorum… Yani böyle olmadık bir döngüyle geçiyor günlerim :)

 

 

* Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı Cansu Hanım?


İlkokul 2. sınıftaydım. Okulumuzun da her hafta “EMPATİ” diye bir dergisi çıkıyordu. Öğretmelerimin ve derginin sayesinde empatinin ne olduğunu öğrenmiştim. “Kendini başkasının yerine koyma” kısmını biraz yanlış anlayıp soluğu tiyatro kulübünde almıştım. 8. Sınıfa kadar tiyatro kulübündeydim. Her yıl 1 oyun çıkarıyorduk. Bu süreçte yeni insanlar keşfetmek, onları oynamak, yaratmak çok hoşuma gitmişti. Oyunculuğun hayatımın büyük bir parçası olmasını istediğim için ilgimi ve tutkumu hiç bir zaman kaybetmedim. İzmir’de çekilen birkaç dizide bölüm oyunculuğuyla başladığım, sonrasında Çok Güzel Hareketler 2’nin kadrosuna dahil olmamla taçlanan bir serüven oldu.


* Dizi, film ve tiyatro oyunculuğu aynı zamanda da skeç yazarlığı yaptığınızı görüyorum. Bu türlerden en çok hangisini yapmak hoşunuza gidiyor?

Dizi ve film deneyimim o kadar küçük ki bunun için yorum yapmam doğru olur mu bilmiyorum ama o küçük deneyimlerle bile kamera önü hazzının benim için çok başka olabileceğini hissetmiştim. Skeç oyunculuğu çok keyifli, beyni uyanık tutan bir yanı var. Algılarının her zaman açık olması gerekiyor. Sahnede seyirci karşısında oynamanın enerjisini ve heyecanını çok seviyorum. Skeç yazarlığını BKM’de öğrendim. Yazdıkça yapabildiğimi görmek ve bilgisayar başına hevesle oturmak, insanları güldürmek için bir şeyler yazmak bana çok büyülü geliyor. Yani her biri farklı duygu benim için.

 

* Başka sanat dalları ile ilginiz ne düzeyde? Sanatta sizi besleyenler nelerdir Cansu Hanım?

Müzik okuduğum için bu dal küçük yaştan beri hayatımda zaten. Üzgün olduğumda mutlaka piyano çalardım. Notalara dokunmak iyi hissettirirdi, onlarla içimdekileri atardım. Duygularımı müziğime yansıtıp hayatımı beslerdim aslında. Şarkı söylemek de beslendiğim bir yer. Keyifliyken ağzımı yaya yaya hafif gülerek söylerim, üzgünken boğazım düğüm düğüm çıkar o şarkı sözleri içimden. Sonra da şarkıyı söyleyiş şeklimle hissettiğim duygulardan bir skeç konusu ya da oynamak istediğim karakterlerin özellikleri oluşuverir zihnimde. Bu da böyle bir besin kaynağıdır benim için.

 

 

 

 

* Peki, hem genel hem de bu pandemik süreçte siz neler izlersiniz? Ne tür filmlerden hoşlanırsınız?

Korku filmleri ve polisiyeler dışında çoğu türü izlemekten hoşlanırım. Gündemde olan her internet dizisini ve filmini takip etmeye çalışıyorum ama benim için en en keyiflisi, Pandemide başladığım Modern Family’dir. Bitmesin diye yavaş yavaş izliyorum. Dizide, bayramlarda yeğenlerine çekmeceli çikolata getiren enişte sıcaklığı var :) Televizyon dizilerinde sürekli takip ettiğim yok ama ne olup bittiğini bilmek adına çoğunu izlemeye çalışıyorum.

 

* Oyunculuğun zorlukları desem Cansu Hanım?

Çok Güzel Hareketler programıyla bir tanınmışlık oluştu tabi her birimiz için. Bu tanınırlığı yönetmek zor sanırım. Bir sorumluluk geliyor seni tanıyan insanlara karşı. Story atarken, post paylaşırken yanlış anlaşılmaya açık hiçbir şey yazmamaya, koymamaya çalışıyorum. Çok daha ince düşünmeye, dikkatli davranmaya başladım. Hassasiyetim arttı. Seyircinin kafasında oluşturduğu “o Cansu’yu” merak ettiğim için sosyal hayattaki davranışlarımın, yaptıklarımın, yazdıklarımın eşittiri onlarda ne? çok merak ediyorum. Alıştıkça her şey daha kolay olacak tabi ama “kedini paylaşırken de kırk saat düşünme be Cansu” dediğim anlar oluyor.

 

 

 


* Pandemi döneminde set hayatı nasıl oluyor, nasıl geçiyor?

Biz sadece pandeminin başlarında ara verdik onun dışında hep devam ettik. İlk başlarda aşırı zordu, herkes diken üstünde işini yapıyordu. Ama BKM’nin aldığı set önlemleri bizi çok rahatlattığı için kolay devam ettik. Önce seyirci biz olduk. Sıradaki skeçte oynamayan kişiler seyirci koltuğuna oturup izledi, Yılmaz hocayla birlikte değerlendirdi. Sonra seyircisiz çektik. Yılmaz Hoca bu süreçte Köyceğiz’deki platodaydı. Bizleri ordan yorumladı ve program o şekilde yayınlandı. 3.sezon için biz de Köyceğiz’e gittik. Yine kendimizin izlediği bölümleri orda çektik. Çok başka bir deneyim ve heyecandı. Ordaki kamp düzenini tatmak ayrı bir disiplindi. Yepyeni bir hayattı bizim için Köyceğiz. Bütün düzenimizi oraya taşımıştık. Şehirden izole bir çekim planlaması içinde 3. Sezona orda başladık. Finalinde ise sosyal mesafeli seyircimizle İstanbul’da çekmeye devam ettik, ediyoruz, güldürmeye çalışıyoruz :)

 

 


*Peki, bu yolculukta en büyük desteği kimlerden aldınız?

Anneciğim çok özür dilerim ama sana günün birinde bir yerlerde “annem bana oyunculuk konusunda hiç destek olmadı” diyeceğimi söylemiştim. Annem öğretmenlikle devam etmemi çok istiyordu da ondan, yoksa en büyük destekçim ailemdir. Yine de gönlü razı olmadan İstanbul’a yolladı beni ama her bölümün fotoğrafını aile grubunda ve Facebook’ta paylaşmadan da duramadı tabi. Ana yüreği işte :) Bir tarafı hep memuriyetten yana olsa da beni mutlu eden her şey onu da mutlu ettiği için sorun etmemeye başladı. Babam tam tersidir. Sakız alırken bile destekçimdir :) O hep “git kızım” tarafındaydı. Annem mantık kadını, babam duygu adamıdır. Ama ne yapıyorlarsa beni düşündükleri için yaptıklarını bilmem en büyük güç bana. Yolculuğumda, “bana inanarak” destek oldukları için çok şanslıyım.

 


* Pandemi süreci ile birlikte herkes bir farkındalık ve değişim içerisinde peki
bu süreç senin için nasıl ilerliyor?

Ben bu süreçte kendimle çok uğraşıyorum. Kafamın içi çok konuşuyor. Bazen dinliyorum, bazen ağzına bir tane vurasım geliyor ama genelde iyi anlaşmaya çalışıyorum. Ben hala kendimi keşfediyorum ya. Değişen duygular, düşünceler, hal ve hareketler… Şaşırıyorum da, üzülüyorum da, mutlu da oluyorum o keşfin içinde bulduklarıma. Sakin ve huzurlu olmayı tekrarlıyorum içimden çoğu kez. Ve nefes almanın kıymetini daha iyi anlıyorum.

 

 

* Sizce, bir rolle seyirciyi etkilemenin yolu nedir?

Kalbine dokunabilmek. “Evet ya! Ben de böyle hissetmiştim,hissediyorum yapmıştım,yapıyorum” vb.. dedirtebilmek.

 


* Her bir oyunun provası için ne kadar zaman harcıyorsunuz ?

Biz çok hızlı olmak zorundayız maalesef. Kendimiz yazıp kendimiz oynadığımız için öyle çok da uzun uzun çalıştığımız zamanlarımız olamıyor. Yazdıklarımızı düzeltmemiz, bazen tekrar yazmamız gerektiği için provaya harcanan zamanda değişkenlikler olabiliyor. Kısıtlı zamanda en iyi işi çıkarmaya çalışıyoruz.

 

 

* Karaktere nasıl çalıştığını biraz anlatabilir misin?

Çoğu oyuncu gibi ben de gözlem yapıyorum. Bazen de içinde bir yerlerde olan ama daha önce kendini hiç göstermemiş bir taraf sahnede çıkabiliyor. Ya da çocukken hafızana attığın ama hiç hatırlamadığın kendin bulduğun sandığın bir teyze dürtüyor aklını. Her insandan bir şey almak, kendine göre birleştirmek, karıştırmak, yoğurmak, yontmak senin elinde oluyor. Ben önümdeki hamura özgürce şekil vermeyi seçiyorum.

 

* İnsanlar seni nasıl nereden izlemeliler, nereden takip etmeliler?

Bizi daha önce izlemeyenler için, Canlar ben Çok Güzel Hareketler 2 Altyapı oyuncusuyum. Her salı seyircili çekimimiz var biletlerimiz satışta tiyatroya gelip izleyebilirsiniz. Her pazar 20:00’da da Kanal D’deyiz. Tüm bunları kaçırırsanız da yemek yerken, yatmadan önce, online ders sonrasında, öğle tatilinde izleyebileceğiniz bir YouTube kanalımız var. Benim de sadece İnstagram hesabım var. Linkleri buraya bırakamıyorum malum :) Bu dönemde sizi güldürmek bize umut.

 

* İzmir sizin için ne ifade ediyor?

Çamaşır suyuna klorak diyorum evet ama simit yerine gevrek, darı yerine mısır demiyorum. Boyoz yerine de poğaça yiyebiliyorum çok şükür :) Bu klişeleri arkadaş masasında konuşmayı severim ama benim için İzmir, çocukluğumdur. O zamanki Saat Kulesi’nin orda yem satan amcadır, özgürce uçan kuşlardır. İzmir İzmir’dir de, benim için “nefestir.” Ağlamıyorum tamam :)

 

 


* Son olarak sizi severek izleyen izleyicilerinize, okurlarımıza, ben de oyuncu olmak istiyorum diyen siz gibi genç yeteneklere söylemek istedikleriniz nelerdir?

İnanın ve yola çıkın :)

FACEBOOK İLE BAĞLAN