RÖPORTAJLAR -- 22 Haziran 2021

TANSEL ÖNGEL İLE MAGAZİN İZMİR ÖZEL

Magazinizmir
TRT'de yayınlanan Masumlar Apartmanı ve Mavera dizilerinde şahane oyunculuğuyla gönülleri fetheden Tansel Öngel ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportaj sizlerle.

1- TRT’nin “Masumlar Apartmanı” dizisi ilk bölümünden itibaren izleyiciyi yakaladı ve en çok izlenen dizilerden biri oldu. Sen dizinin bu başarısı için neler söylersin?

Çok güçlü ve gerçek bir hikaye. Görmezden geldiğimiz, üstünü örtmeye çalıştığımız belki bunu yaparken de başarılı olduğumuz bir sürü şey bu diziyle görünür oldu. Kendimizde, yakınımızda, burnumuzun dibinde duran korkularımız, takıntılarımız, karanlıkta kalmış, üstünü örttüğümüz travmalarımız ve türlü can acıtıcı anlarımız gözümüzün önüne geldi. Cesur, cüretker, özgün yani harika bir sinema diliyle anlatıldığı için hepimizi fethetti.

2- Seni Masumlar Apartmanı’nda rol almaya iten, heyecanlandıran faktör ne oldu? Hikaye mi, diğer oyuncular mı, karakter mi?

Söylediklerinin hepsi bir arada. Hikaye muazzam.. Reji, yapım, ekip, partnerim ve partnerlerim hepsi en üst çıtada. Tabii Naci çarpıcı ,harika bir rol. Çok iyi yazılmış, üç boyutlu, gerekçeleri çok net ve inandırıcı bir karakter. Naci’yi okur okumaz rol beni o kadar heyecanlandırdı ki, kendimi sette buluverdim.

3- Naci hem sevgisini sevdiğimiz, hem de bazen kızdığımız bir karakter..Bu kadar hakkı verilerek oynanan bir role nasıl hazırlandığını, onu ete kemiğe büründürme aşamasında nasıl bir süreç geçirdiğini eminim herkes merak ediyordur...

Sevilesi biri olduğu kesin ama neden kızdığını anlayamadım :) Şaka..Çok teşekkür ederim oynanışımla ilgili sözlerin için. Öncelikle rol teklif edildiği sırada Çağ Çalışkur’ dan oyunculuk dersleri alıyordum, hala da devam ediyoruz derslere. Naci tam o dersler devam ederken geldi ve Çağ’ ın muazzam yöntemiyle (yöntemleriyle), içimde Naci için muhteşem bir yolculuk başladı. Öyle ki hem kendimi daha iyi tanımamda hem de Naci’ye yaklaşmamda Çağ adeta sihirli anahtarlar verdi bana. Şükür hala bu yolculuk devam ediyor. İlk aşamada evde Neşe’yle çalıştık. Onun bu yolculuktaki güzel yerini atlayamam, çok faydasını gördüm. Rolle ilk karşılaşmada, dışardan güvendiğim gözlere danışmak çok önemli benim için.

4- Sana göre onun imzasına dönüşen en belirgin karakteristik özelliği ne oldu ?

Hıımmmm. Aşkından gelen kararlı, sakin, korkusuz gücü.


5- Aslında dizideki tüm karakterler, çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalmışlar ve bir yanları hep çocuk kalmış. Çözüm sanki biraz da Naci’nin sabırlı ve sınırsız sevdasında mı saklı...

Cevabı bulmuşsun ne güzel :) Ben senin kadar kesin olarak budur diyemem ama evet bu da önermelerden biri..Dizide Naci olduğum için de kulağıma daha bir hoş geldi ne yalan söyleyeyim :)


6- Sana, “Naci için öyle bir sahne yaz ki hem oynaması açısından ayaklarını yerden kessin hem de izleyici için ters köşe olsun. “ desem...Nasıl bir sahne yazardın ?

Ben sadece oynuyorum. Deniz ve Rana o kadar güzel yazıyorlar ki, böyle bir sahneyi yazmaya, düşünmeye cüret edemem.

7- En çok hangi sahnenin çekimlerinde zorlandın?

Galiba ilk sahne, yıllar sonra ilk karşılaşma ve hastalık krizini ilk gördüğümüz sahnede. Emin değilim ama şimdi ilk aklıma bu iki sahne geldi.

8- Biraz eskilere gitsek...Farklı coğrafyaların insanı bir anne ve babaya sahipsin. Bu durum sana neler kazandırdı, nasıl bir çocuktun?

Ben sürekli oyun oynayan bir çocuktum. Büyüyünce de pek değişmedi görüldüğü gibi :) Farklı coğrafyalardan gelmiş olmak büyüdükçe anlaşılan ayrımlarla fark ediliyor ama şu an bile böyle söylemesen “farklı coğrafyalardan gelmiş olmak” gibi bir şey hissetmiyorum. Hatta ben dünyada kendimi yabancı hissedeceğim bir yer olduğunu hissetmiyorum. Belki sorunun yanıtı da bu duygudadır.

9- Oyunculuk nasıl girdi kanına? Geriye dönüp baktığında yaşadığın olaylardaki hangi tercihler belirledi kariyerini?

Oyunculuk meslek olarak ortaokul son sınıfta hayatımda belirdi. Bir süre direndim (Birkaç hafta..) Sonra tüm lise yıllarım hem sahnede hem sahne arkasında tiyatroyla, oyunculukla dopdolu geçti. İçimde acayip bir ateş vardı (sanırım hiç sönmüyor hala yanıyor çok şükür) ve bu sahnede, oyunculuk yaparken ya da bu işe ilişkin bir şeylerle uğraşırken canımı yakmıyordu sadece. Hala da öyle.

10- Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü mezunusun. Okullu olmakla, işi yolda öğrenmek arasındaki en temel farklılıkları sorsam...



Bu benim okuduğum zamanla şu an arasında çok farklar olan bir durum. Şu an okullar ne durumda bilemiyorum. Ama benim zamanımda eğer birazcık uğraşırsan birçok şeyi deneyerek mezun olma şansın, denemeler için yeterli zamanın oluyordu. 24 saat açık bir okul ve sahneler, yurtların okul içinde olduğu bir yaşam alanıydı. Okullar, konservatuvarlar öğrenciler için deneme, keşfetme alanı olmalı. Denemeyi, keşfetmeyi, öğrenmeyi öğrenme alanları... Ama yeterli mi değil elbette yolda öğrenecekleriniz olmadan hiçbir okul yeterli olamaz. Yolda öğrenirken de okulda deneyimlenecekleri deneyimleyebilirsiniz tabi. Aslında tamamen kişiye göre değişecek durumlar bunlar. Fikrim ikisi de yadsınamaz önemde.

11-On iki yıl Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda görev almışsın. İlk gençlik yıllarının geçtiği o dönem sana neler kattı?

Bu sorunun cevabına birkaç sayı ayırmamız gerekir bence :) Nereden başlasam bilemiyorum çünkü ne anlatsam yarım olacak. Tüm ilklerin çoğu oradayken yaşandı. Çok geniş bir çevrem oldu. Birçok insan, dost, abi, abla, anne, nine, dağ, orman, dere, yayla, canlı tanıdım. Çocuktum Trabzon’da, biraz büyümüş, biraz anlamış, çok denemiş, çok yanılmış, çok keşfetmiş, çok dolaşmış, çok konuşmuş, çok dinlemiş vs. Yani içinde büyümeye ve pişmeye dair birçok şeyle birikmiş olarak döndüm.

11- İstanbul’a gelişin nasıl oldu?

Devlet Tiyatrosu’nun “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” oyunuyla. Ama bir anda değil ,7 yıl hem Trabzon’da hem İstanbul’da oynadım. İki hafta burada iki hafta orada olduğum aylar çoktur. Yıllar sonra da Benerci oyununun kalktığı yıl tayinim oldu.

12- Başlangıçtan bugüne kadar aldığın yolu düşündüğünde oyunculuğunda değişen, evrilen en belirgin özellik ne oldu ?

Biraz daha olgunlaştığımı ve daha sağlam bastığımı hissediyorum.

13- Meslek hanene oyuncu yazdık ama, sen aynı zamanda bir çok enstrümanı çalabiliyorsun. Müzik aşkı ne zaman başladı?

Çocukluğumda başladı. Müzik harika bir hediye. Tanrının insana bahşettiği harika bir şey.

14- Dizide sesini dinledik, bence çok iyi:) Müzisyen olarak da yol almak ister misin?

Teşekkür ederim. Müzik yaşantımda hep olacak ama nasıl ne şekilde olacak gerçekten bir planım yok.

15- Bu denli “multi-talented” olmak pek hoş karşılanmaz bizim topraklarda sanki...

Yok yahu nereden çıkardın bunu? Bizim topraklar her yönden verimlidir ve kadir kıymet bilir.

16- Doğada vakit geçirmeyi, karavan ve çadır kampları yapmayı seviyormuşsun. Nasıl başladı bu merak?

Ben apartmanda büyüyen bir çocuğum. Ama çocukluğumda tanıştığım izcilik bütün hayatımı değiştirdi ve kamp yapmak, ormanlara, dağlara gitmek vaz geçilmez bir parçam oldu. Hala da öyle...


17- Yeni başlayan “Mavera” dizisinde Mahmut karakterine hayat veriyorsun. Orada çok iyi at bindiğini gördüm, doğa sporlarıyla da ilgilisin sanırım..

Evet, geçen yaz çektik Mavera’yı. Çift kılıç kullandım ki her tür ilkel, tarihi silaha hem merakım hem de kullanma yeteneğim var. Balta, ok, mızrak, topuz ne varsa artık :) At binmek, genlerimizde olduğuna emin olduğum bir yeti. Doğru koşullarda her zaman at sırtında olmayı isterim. Hayvanlarla kurulan güçlü bağ kendimizle de kurduğumuz bağı her zaman geliştiriyor.

18- Biri ‘mutlu musun?’ diye sorduğu an, insanın içine birkaç saniye bir şüphe düşüyor, eksikleri gözden geçiriyor.. Ben sana şu an ‘mutlu musun?’ diye sorsam...

Çok mutluyum, çok çok şükür.

19- İşte yaşamak bu!’ dediğin anlarda genellikle nerede ve ne yapıyor olursun?

Ya doğadayımdır, ya da harika bir rolde oyunculuk yapıyorumdur en basit cevap olur. Bundan farklı bir cevabım var, buna yakın olsa da... İçimdeki yaratıcılığı, cevheri ortaya döktüğüm, paylaştığım ve o yaratıcılığın sunduğu yolda olduğumu hissettiğim her an.

20- Öz eleştiri yapar mısın, kendini en çok hangi konularda eleştirirsin?

Kendime sert öz eleştiri yaparım. Kapalı olduğum bir düşünceyi fark ettiğimde, bir başkasını yargıladığımı hissettiğim anlarda, sevginin önüne geçen bir duygum olduğunda kendimi sert eleştiririm.



21- Şöhretle nasıl bir ilişkin var? Arttıkça daha zevkli hale mi geliyor yoksa hayatı zorlaştırıyor mu?

Gerçekten hiç zorlandığım bir durum yok, yaptığım işten dolayı, pozitif olarak daha görünür olmak bir ödül bizim meslekteki insanlar için. Bu yüzden şöhret konusuyla sorunlu bir ilişkim yok.

22- Sosyal medya kullanımı beraberinde çok çabuk senli benli olan ve her şeyi filtresiz söyleyen bir nesil yarattı sanki..Rahatsız ediyor mu bu durum seni?

Hayır hayır beni hiç rahatsız etmiyor. Önceki kuşaklardan daha özgür, cesur, korkusuz nesiller geliyor kuşkusuz.

23- Genellikle nasıl hesapları takip edersin?

Sadece instagram ve pinterest kullanıyorum. İnstagram’da ya arkadaşlarım, meslektaşlarım, sanatçılar dışında doğa, fotograf, görsel sanatlar gibi sayfaları takip ediyorum. Pinterest fena ama orada düğüm, bağ, dekorasyon, illüstrasyon, erkek giyim, dövme, bahçe düzenleme, çizgi roman ve daha bir sürü takip ettiğim alan var.

24- Bir virüs geldi ve hayatı bir anda distopik bir filme çevirdi. Hayatta kalmayı aşmış bir insan topluluğuyduk. Şimdi başa döndük ve hayatta kalmaya çalışıyoruz. Özgürlüklerimizden taviz veriyoruz... Sence bu dönemden ne öğrenerek çıkacağız?

Buradan doğru sorular ve cevaplarla çıkmalıyız. Öncelikle biz insan medeniyeti olarak dünyaya ne yaptık? Birbirimizle ve hayatla nasıl bir bağdayız? Kurduğumuz sistemler neden çöküyor? İnsan hayatından daha önemli bir şey olmadığına göre, dünyadaki sağlık sistemi bu şekilde mi sürecek? Tüm insanların aynı histe olması için, illa bir korku, tehdit, bir virüs mü olması gerekiyor? Bunun gibi onlarca soruyu, tüm dünyanın bir tek ülke olduğunu anlayıp, sormamız gerekiyor.

25- Neşe Çakır’la güzel bir beraberliğiniz var. En çok hangi özellikleri hayatının devamında sana eşlik etmesinde etkili oldu?

Çok zeki, dürüst, işini erdemle yapan, hayatı samimiyetle yaşayan harika bir kadın. Doğada olmayı, kamp yapmayı çok seviyor e daha ne olsun. Her şey çok güzel, çok şükür.

26-Hayat felsefeni nasıl başlıklar oluşturur?

Değişim akıştır, akış gerçektir, gerçek aşktır. 

FACEBOOK İLE BAĞLAN