Erkeğin Pin Kodu, Kitabının Yazarı Baturay Özden İle Keyifli Sohbet

Baturay Özden ile keyifli ve eğlenceli bir sohbet gerçekleştirdik.



*Bize Biraz Kendinizden Bahseder misiniz? Baturay Özden Yazarlığın Yanında Ne İşle Meşguldur?

Temel olarak iki iş kolum var diyebiliriz. Bunlardan biri marka danışmanlığı diğeri ise koçluk ve eğitimler. 2012 yılında Türkiye’nin ilk psikolojik marka danışmanlığı şirketi B4Mind'ı kurduk. Dijital ajans hizmetlerini hem marka konumlandırma ile hem de psikoloji ile birleştirdik. Nöro-pazarlama faaliyetlerinden bilinç altı marka konumlamasına kadar bir çok alanda butik hizmet veriyoruz. Bir müşteri üst limitimiz var mesela. Ekibin zamanı ve önceliklerine göre belirlediğimiz müşteri adetini prensip olarak aşmıyoruz. Bir satış ekibimiz yok, kulaktan kulağa pazarlama devam ediyor tüm işlerimiz. En önemlisi de tamamen müşteri odaklı bir şirketiz. Müşterimiz “içime sindi” diyene kadar hizmet alır bizden. Bir web sitesini 4 kere yaptığımızı bile biliyorum :)

Koçluk ve eğitimler tarafında ise Capital 100’deki şirketlerin yarısından çoğuna eğitim verdim. Firma satın alma ve birleşmelerinde yönetim danışmanlığı yapıyorum. Koçluk ise biraz daha kendime ait hissettiğim, beni çok mutlu eden bir alan. Hem yönetici koçluğu hem ilişki koçluğu yapıyorum ancak temelde hepsi aynı noktadan çıkıyor. Danışanın potansiyelini kullanmasına yardımcı olmak. İster bir CEO ile çalışayım ister eşinden yeni boşanmış bir kadınla. Temelinde hep kişinin farkındalığının artması ve potansiyelini daha doğru kullanması yer alıyor.

*Kitap Yazmaya Nasıl Karar Verdiniz?

Kitap yazmayı yıllardır istiyordum. Üniversite yıllarımdan beri hem işim hem de sosyal sorumluluk projeleri kapsamında 30’un üzerinde ülkede seminerler verdim, konferanslarda konuşmacı olarak yer aldım. Londra’dan Mardin’e kadar gençlerle birlikte oldum. Tüm bu paylaşımlar sırasında en çok aldığım soru kitabınız yok mu oldu. Tabi istemekle yapmak arasında kocaman bir fark var :) Her ne kadar çok istesemde yazma disiplinini bir türlü kendimde bulamıyordum. Bu konuda 3 kadından destek aldım. Bana deadlinelar koyarak, soruları sorarak yardımcı oldular. Onlar olmadan işim çok daha zor olurdu. Sevgili eşim Esra, Tara Kitap’dan Selcen ve Dilara’ya çok sonsuz teşekkürler.

*Neden Erkeğin Pin Kodu?

İnsanların en büyük derdi diğer cinsi anlamak. Biz erkeklere sorsan kadınlar anlaşılmaz, kadınlara sorsan biz. İşin ironik kısmı karşı cins ile ilgili cevabını aradığımız soruları gidip kendi cinsimize soruyor olmamız. Bir grup kadın oturup sabaha kadar erkeklerle ilgili konuşsa ne fayda, aynı fikirler dönüp dolaşacak. Hem kadın danışanlarım hemde arkadaşlarımla konuşurken kadınların bazı cevapları erkek gözünden duydukça çok şaşırdığını farkettim. Oysa anlattıklarım biz erkekler için çok basit gerçeklerdi. Sadece kadınlar için bir erkek tarafından yazılmış, filtresiz cevaplar içeren bir kitap yazmak istedim ve Erkeğin Pin Kodu doğdu. O kadar fazla kadın çok farklı yerlere bakmaktan ya da önemsiz ayrıntılara takılmaktan mutluluğu ıskalıyor ki. Erkeğin Pin Kodu’nun asıl amacı kadınlara ilişkileri ile ilgili ilham vermek, alışkanlıklardan gelen yanlışlarla ilgili farkındalık yaratmak.



*Kitabınızla Kadınlara Rehber mi Olacaksınız? Yoksa Erkeklerin Tüm Foyaları Ortaya Çıkacak mı?

Ahahaha :) Tehlikeli bir soru :) Aslında ikisi birden. Erkeklerin bazı foyalarını ortaya dökmeden kadınlara rehber olmak mümkün değil. Ancak şunu itiraf etmeliyim ki bu kitap erkekleri yerden yere vuran bir kitap değil. Hatta son sayfayı okuduktan sonra "Acaba Baturay bu kitapta kadınlara yol mu gösterdi yoksa bizi mi eleştirdi" diye bile sorabilirsiniz. Asıl yaptığım şey ayna tutmaktı. Kitapta yer alan kadın hikayelerinin en masumundan en aykırısına hepsi gerçek. Yani onları yapanlar hemcinsleriniz. Her okur mutlaka kendinden bir şeyler bulacak. Ya kendi yaşadığı ya da tanık olduğu bir ilişki örneği görecek. Mevcut ilişkisinde karşılaştığı bir durumda "İşte bu, kitapta bununla ilgili şöyle şöyle yapmam gerektiği" yazıyordu diyebilecek. Sevgi içmizde, evrene sevgi gönderelim her şey çözülür gibi metafizik öğretileri yer almıyor. Tam tersine şu durumda bunları söylersen, şunları yaparsan sonucu değiştirirsin şeklinde somut ve hemen uygulanabilecek adımlar yer alıyor. Kitap en çok bu özelliğiyle kadınlara rehber olacak.

*Kitabınızda Hangi Kadın Tipinin Vazgeçilmez Olduğundan Bahsetmişsiniz. Okuyucularımıza da Kısaca Tüyo Verir misiniz?

Kitabın bu bölümünde ilk cümle olarak harika bir tanımlama yapıyorum, göğüslerle ilgili ama burada söylemeyeyim. Merak edenler kendisi okusun :)

Temel olarak ruhen ve fiziken güzel olan kadınların şansı kesinlikle daha fazla. Benim için sadece iç güzellik önemlidir diyen erken yalan söyler. Biz kadınları çoğunlukla dış görüntüleri ile değerlendiririz ama ruhlarına aşık oluruz. Kocaman bir erkeklik egomuz vardır ama en çok özgüveni yüksek kadınları severiz. Güçlü gözükmeyi severiz ama en çok güçlü kadınları severiz.

Kitapla ilgili soru sormak, kendi hikayesi üzerinden fikir almak isteyenler için erkeginpikodu.com sitesini hazırladık. Kitabın arkasındaki şifre ile giriş yaptıktan sonra sadece üyelere açık bir ortamda bana istediğiniz her soruyu sorabiliyorsunuz.

*Erkekler Size Ya Kızarsa? Veya Kadınlar Yaptıkları Yanlışlarla Yüzleştiğinde Size Kızarlarsa Diye Düşündünüz mü?

İtiraf etmek gerekirse ben bu kitabı yazarken pek düşünmedim :) Türkiye’nin en iyi yazarı olmak ya da kitabımın milyonlar satması gibi hedef kendime hiç koymadım. Aman şu konulara değinmeyeyim birileri alınır, bu hikayeyi anlatmamayım “Burası Türkiye” hiç demedim. Aklımdan, ruhumdan ne geliyorsa olduğu gibi yazdım. Kısacası kendime sıfır sansür uygulamadım. Sadece editörüm bazı küfürleri kısalattı o kadar :) Kitabın ham halinden değişen tek şey budur. Bu kitabı okuyan bir grup kadının başından aşağı kaynar sular döküleceği bir gerçek. Yaptıkları yanlışların dışarıdan anlaşılmadığını sananların suratına kocaman bir tokat gibi inecek bu kitap. Aynı şey bir grup erkek içinde geçerli. Dışarıdan ne kadar aciz ve rezil gözüktüklerini okuyacaklar kitapta. Tabi bu beni mutlu ediyor. Birilerinin bu insanlara ne yaptıklarını olduğu gibi söylemesi gerekiyordu.

*Bu Kitapta Yazdıklarınızı Harfi Harfine Uygularsak Artık Hayatımızın Beyaz Atlı Prensini Bulacak mıyız?

Keşke öyle bir şey mümkün olsa. Bu kitap size beyaz atlı prensinizi buldurur mu bilemem ama yazdıklarımı harfi harfine uygularsanız beyaz atlı prensi bulduğunuzda kaçırmayacağınızı ve çok mutlu bir birliktelik yaşayacağınızı garanti edebilirim. Yanlış ilişkiler içinde zaman kaybetmeyecek, sorunların ilişkinizi yıpratmasına izin vermeyeceksiniz. Kitapta anlattığım bazı metotlarla problemin ortasından kendinizi çekip çıkarabileceksiniz.

*Kitabınız Son Derece Samimi Bir Şekilde Kaleme Döküldüğü İçin,Okuyucuya Sohbet Edasında Bir His Uyandırıyor. Siz Yazarken Nasıl Bir Atmosfer Tercih Ettiniz? Ne Kadar Sürede Tamamlandı?

Bence kitabın tek sıkıcı kısmı ilk yirmi sayfası. Bu kısım nasıl bir şey yazacağım, nasıl bir dil kullanacağım konusunda kendimi sorguladığım kısım. Aslında ilk başta amacım kitabı bilimsel datalar ve kaynakçalarla doldurmaktı. Sonra insanların bilim okumaya değil, bilimin damıtılmış halini hikayeler ile okumaya ihtiyacı olduğuna karar verdim. Kitabı yazarken “bu işleri en ben bilirim” havasında yazmadım, ukalalık yapmadım. Bu yüzden dil samimi oldu :) Konuşur gibi yazdım çünkü yazarken kendi kendime konuşuyordum. Toplam altı ay sürdü diyebilirim ama kitabın %80’i iki ay içinde yazıldı. Tabi kitap yazmaya başladığınızda tüm gün beyninizin arkasında bu konu çalışıyor. Araba kullanırken, yürürken, duş alırken aklınıza bir şeyler geliyor. Kendi kendime sesli notlar kaydettim, notlar aldım. Bilgisayar başına geçtikçe bunlardan faydalanarak kitabı tamamladım. Yoksa hadi ben bir kitap yazayım diye bilgisayar başına oturarak yazılmıyormuş, onu anladım :)

*Psikoloji Yüksek Lisans Derecesine Sahip Bir İlişki Koçu Olarak Danışanlarınızın Hikayelerinden de Faydalandınız mı?

Evet. Kitapta yer alan hikayelerin tamamı danışanlarımdan aldığım izinle paylaştığım, gerçek hikayeler.

*Kitabınızı Okurken Beni Çok Güldüren Bir Paragraf Geldi Aklıma. "Yıl Olmuş 2016 Hala Bıyıklı Kadın Görüyorum Ya…Sonra O Bıyıklı Kadınlar Oturup Erkekleri Çekiştiriyor. Yok Doğum Günümü Unutmuş, Yok Eve Geç Gelmiş….. "Size Kadınlar Evlendikten Sonra Veya Karşısındaki Adamı İyice Avucuna Aldığını Hissettiği An İtibariyle Kendini Salıyor mu? Kendine Bakmayı İhmal mi Ediyor? Bunun Sebebi Sizce Neden Böyle? Ya Da Kadın Hep Bıyıklıydı Ama Adam İlişki Heyecanından Bıyıkları Gözüne Batmamış Olabilir mi?

Kadınların genel eğilimidir erkeği avucunun içine aldıktan sonra kendine bakmayı bırakmak. Bunu bilinçli yapmıyorlar. Yani kadın bir sabah uyanıyor ve “Tamamdır, artık bu adamın gözü senden başkasını görmez, o zaman bugün makyaj yapma” demiyor kendi kendine. Sadece bir rekabetten, savaş alanından mağlup ayrıldığı için zafer sarhoşluğuna kapılıp kendini salıveriyor. Eğer kadın erkek için kendine bakıyorsa bu durum böyle oluyor. Kendisi için kendine bakan kadınlarda ise hiçbir şey değişmiyor. Sevgili yapmış, yapmamış farketmez, hep bakımlı ve güzel oluyor. Erkekler kadınlara göre daha fiziksel canlılardır. Yani bir kadın tanıştığımızda bıyıklıysa bunu görürüz. Aşk duygularımızı kör edebilir ve kadının huysuzluklarını ya da kişiliği ile ilgili problemleri göremeyebiliriz ancak gözlerimizi asla.

*Neden Bir Erkeğin Annesi , Karısından Önce Gelir?

Böyle bir genelleme yapamayız. Kimi erkek için annesi önce gelirken kimi için eşi önce gelir. Bu tamamen erkeğin kişiliğine, eşi ve annesi ile ilişkilerine bağlı.Hayatımızdaki iki kadının da yeri başka. İkisinin de yüreğimizde doldurduğu boşluk da farklı. Önce annem ya da önce eşim gibi bir genelleme hatta böyle seçim kesinlikle yanlıştır ve tehlikelidir. Tabiki bir erkeğin görevi her durumda eşinin yanında olmaktır. Ancak bu annesini rafa kaldırıp umursamaması anlamına gelmez. Zaten zeki bir erkek hiç bu toplara girmez. Bir şekilde hem annesi hem de eşiyle arasını iyi tutmanın yolunu bulur. Eğer eşi ve annesi anlaşamıyorsa o zaman da onları mümkün olduğunca bir araya getirmez. Bana göre annesi ile eşi arasında kalan erkekler bir önceki yüzyıla ait. Artık günümüzde bunları konuşmuyor olmamız lazım. Temelinde bu tarz problemler iki üç göbek bir arada, aynı evde yaşayan geniş ailelerin problemleri.

*Evlilik Aşkın Büyüsünü Bozuyor mu?

Kesinlikle bozmaz. Ben şuan eşime evlendiğimiz günden daha aşığım. Bozmak bir kenara evlilik aşkımı büyüttü. Çünkü daha fazla şey paylaşabildik, paylaştıkça aşkımız da arttı. Eğer çiftler evliliğin temeline aşkı değil de mantığı koyduysa bir süre sonra büyü bozulur. Eh biraz hoşlanıyorum, iyi de bir insan, evlenelim zamanla severim diye evlenirseniz büyü haliyle bozulur. Zaten ortada doğru düzgün bir büyü bile yoktur. O yüzden evlendikten sonra aşkımızın büyüsü bozuldu diyorsanız biraz geriye giderek her şeyi tekrar gözden geçirmekte fayda var.

*Cem Yılmaz Bir Gösterisinde "Kadın Erkeğin Bir Üst Modelidir. Erkeği Bir Taslak Gibi Düşünün,Önce Yaradan Erkeği Yaratmış, Ben Bunun Daha İyisini Yaparım Demiş Kadını Yaratmış. "Diyor. Sizce de Bu Böyle mi? Kadınlar Erkeklerden Daha Üstün müdür?

Valla Cem Yılmaz’a katılmamak mümkün değil :) Kadınlar bir çok konuda bizden üstün. Fiziksel kapasiteleri ve duygusal tarafları yüzünden bazı konularda bizden geride gibi gözükselerde aslında öyle değil. Bir kadın gerçekten isterse her şey olabilir. En iyi futbolcu da olur, askerde. Potansiyelinin farkında olan zeki bir kadının dize getiremeyeceği erkek yok. O yüzden zeki bir erkek kaybedeceği baştan belli olan savaşlara hiç girmemeli.

*Evlenmeye Karar Vermeden Evvel, İyi Arkadaş Olmalı mıyız?

Böyle bir şart ya da olursa daha iyi olur gibi bir durum yok. İngilizce aşık olmak diye bir ifade yoktur. Aşk bir olma hali değil, düşme halidir. Fall in love diye bu yüzden denir. Aşka düşersin. Sonra ne olduğunu anlarsın. Düşünerek, planlayarak aşk olmaz. Önce çok iyi arkadaş olalım bakalım aşık olacak mıyız gibi bir şey bilimsel olarak mümkün değil çünkü aşk ani hormon değişikliğidir. Zamanla olan şey sevgidir. Çok iyi arkadaş olup zamanla birbirinizi sevebilirsiniz ama aşık olamazsınız. En mutlu evlilikler sadece aşkın üzerine sevgi inşa edilmiş olanlardır. Sadece seviyor olmak evliliği sürdürmek için yeterli olabilir ancak ayaklarınızı yerden kesecek bir şey değildir. O yüzden boşverin önce arkadaş olmayı falan, önce aşka düşmeye bakın. Aşka düştüyseniz zaten arkadaş olursunuz.

*Çok Yakın Erkek Arkadaşımızdan Sevgili Olur mu?

Yakın arkadaştan sevgili olur da sonra tekrar arkadaş olmaz. O yüzden arkadaşlıkları sevgili boyutuna taşırken iki tarafta çok dikkatli olmalı. Bir anlık heyecan için arkadaşınızı kaybetmeyin. Bir kadınla bir erkek iyi arkadaş olabilir, yakın arkadaş olabilir ama ÇOK yakın arkadaş olamaz. Nedir bu çok yakın arkadaş olmanın kriteri? ÇOK yakın erkek arkadaşınızla regl sancınızı paylaşmak mı, seks hayatınızı anlatmak mı? Bazı şeyler varki onları sadece hemcinslerinizle paylaşırsınız. Benimde bir sürü kız arkadaşım var, gecenin üçünde arasa kalkıp yanına gideceğim yakınlıkta kız arkadaşlarım var ama hiç ÇOK yakın kız arkadaşım yok. Bu ÇOK yakın olma durumu her an boka sarabilecek bir durum. Kızlar bu konuda erkeklerden biraz daha saf ve masum oluyor. Eğer ÇOK yakın bir erkek arkadaşınız varsa içten içe sizden hoşlanıyor ya da prensip olarak hiçbir kızdan hoşlanmıyor olabilir :) Zaten bu çok yakın erkek arkadaş işlerini hiçbir sevgilinizde sevmez. Objektif olarak bakıyorum da, şimdi Esra’nın çok yakın bir erkek arkadaşı olacak. Ne alaka yani derim.

*Erkeğin Pin Kodu 2 Gelecek mi? Bundan Sonraki Hedefleriniz Nelerdir?

Adı Erkeğin Pin Kodu 2 mi olur bilemem ama ikinci kitap kesinlikle gelecek. Sizler okurken ne kadar keyif aldınız bilmiyorum ama ben yazarken çok eğlendim :) Kitap yazmakla ilgili zaten hiçbir gizli ajandam ve ticari beklentim olmadığı için sırf kendimi mutlu etmek için bile ikinci kitabı yazarım. erkeginpinkodu.com sitesinden bana sorulan sorular üzerinden giderek bir kişisel gelişim romanı yazmayı hedefliyorum. Belki bir gün bu romanın filmini izleriz birlikte ha, ne dersiniz? 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER Baturay Özden, İzmir Magazin, İzmir Magazin Haberleri, İzmir Röportajları, İzmir Yazarları, İzmir Cemiyeti