Hülya Savaş, Gerçek bir Tiyatro Aşığı, Örnek Bir Anne ve Her Zaman Pozitif

İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Hülya Savaş ile çoğu konuyu ele aldığımız zevkli bir söyleşi gerçekleştirdik.



Mütevazılığı ile göz kamaştıran İzmir Devlet Tiyatrosu'nun Müdürü Hülya Savaş ile çok samimi bir söyleşi yaptık. Aile ilişkilerinden mesleğine kadar çoğu konuyu ele aldığımız bu zevkli söyleşiyi okumanızı tavsiye ederiz.

Hülya Savaş kimdir? Nelerden hoşlanır, neleri sever?

İkizler burcu kadınıyım. Çok yakışıklı bir erkek çocuk sahibiyim. Söke’de doğdum ve çocukluğumu Söke’de geçirdim. Egeliyim yani. Söke benim için çok özeldir. Komşularımız ve çocukluk arkadaşlarım mükemmeldi. Hala bağımız devam ediyor.
Sonra sessiz ve sakin yerleri çok severim. Gürültülü yerlerden hoşlanmam.
Yağmura bayılırım.
Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok severim.
TV izlemeyi sevmiyorum. Hani çoğu evde sessizliğin bozulması için sürekli açık kalır ya televizyon,bizim evimizde öyle bir durum yok. İzlemem gereken bir program olursa eğer sadece onun saatinde televizyonu açarım. Oğlum da izlemiyor. Kurtulduk yani televizyondan.
Kitap ve oyun okumayı çok seviyorum. ''Boş zamanlarımda kitap okurum'' demeyi doğru bulmuyorum.Kitap okumak için vakit ayırmaktır doğru olan bana göre.

Tiyatroya nasıl başladınız?

Profesyonel olarak başlama tarihim 1985- 1986 yıllarıdır... Ortaklar Öğretmen Okulu'nda okurken müzik ve spor ile ilgili bir çocuktum. Daha sonra kısa bir süre Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Müzik okudum. Gerçi o zamanlar Ege Üniversitesi idi. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi olarak değişti. GSF'de Tiyatro Bölümü'nden bir arkadaşım amatör tiyatro için beni çağırdı. Ben de gittim ve gidiş o gidiş, o günden beri tiyatro ile ilgileniyorum. Tiyatro eğitimi almak için Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde okudum. Okul bittiği günden bu güne kadar da İzmir Devlet Tiyatrosu'nda görev yapıyorum.

Tiyatro oyunlarından en çok hangisini oynamaktan zevk aldınız?

Oynadığım oyunların hepsini severim. Hepsinde farklı bir hikaye ve heyecan var. Ama seçmek gerekirse; Carmela ve Paolino, Albay Kuş, Ellerimin Arasındaki Hayat, Güneyli Bayan, Yollarda, Budala,Sırça Kümes,Kocasını Pişiren Kadın adlı oyunları sayabilirim.

Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?

Tiyatro benim için bir aşktır.. Bazen karşılık bulduğum bazen bulamadığım ama yine de vazgeçemediğim aşkımdır tiyatro.

Oğlunuz ile aranız nasıl? Anne-oğul gibi mi yoksa şu sıralar herkesin dediği arkadaş gibi mi?

Daha 19 yaşında ve Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Vurmalı Çalgılar Bölümü'nde okuyor. Yani o da bizim peşimizden geliyor. Cem, olgun bir çocuk. Ondan bahsederken her anne gibi kalbimin hızlıca çarptığını hissediyorum.
Onunla bazen anne oğul gibi bazen de arkadaş gibiyiz. Ben sadece onu anlamaya çalışıyorum. Dinlediği müzikleri,ilgilendiği konuları öğrenmeye,takip etmeye çalışıyorum. Bu benim de yenilenmeme yarıyor.

Ben çok rahat büyüyen bir kız çocuğuydum. Babam aydın bir öğretmendi. Sıkmazdı bizi ama yine de onunla her şeyi konuşmazdık,çekinirdik..Özel bazı konularımızı annemle konuşurduk.Ya da bazı konularda babama söylemesi için annemi aracı olarak kullanırdık.Biz büyürken ilişkiler öyleydi.Şimdi öyle değil,çocuklar daha rahatlar anne babalarıyla ilişkilerinde. Bu iyi bir şey tabii ki.
Aile olmak güzel bir duygu. Ama bazen sürdürülemiyor evlilikler. Anne baba arasındaki anlaşmazlığın böyle durumlarda çocuğa zarar vermemesine ya da çocuğun kullanılmamasına dikkat edilmeli.Sonrasında problemli bir çocuk haline gelince de şikayet etmemek lazım. Biz eşimle ayrı olmamıza rağmen eğer konu oğlumuzsa telefonla ya da yüz yüze gelip mutlaka konuşur fikir birliğine varırız. Anne ve baba ayrı olabilir ama çocuk için bu dengeyi iki tarafın da çok iyi koruması gerekli diye düşünüyorum. Sağlıklı bir toplum için sağlıklı bireylere ihtiyaç vardır öyle değil mi :))

Peki İzmir sizin için ne ifade ediyor?

Hımm… İzmir benim için özgürlük demek. İzmir dışında başka bir şehirde yaşayamam sanki..

Gitmekten en çok zevk aldığınız yer neresi?

Nereye gidersem gideyim,bulunmaktan en çok hoşlandığım yer tiyatromuz.Karşınızda şahane bir deniz,güzel,yemyeşil bir bahçe ve arkadaşlarla sohbet... Hepsi bir arada. Daha ne olsun değil mi? Sezon sonunda tatile çıktığımızda bile arkadaşlarımız ile tiyatromuzun bahçesinde sık sık buluşuruz. Bahçemizden gün batımını seyretmek muhteşemdir.

Sizce bir erkek nasıl olmalıdır?

Erkek bana göre; Kendine güvenmeli ve kendi ile barışık olmalı. Ne iş yaparsa yapsın, işi ne olursa olsun en iyi şekilde yapmaya çalışmalı. Merhamet ve sadakat duygusuna sahip olmalı.Sorumluluk sahibi olmalı. Tembel ve düşüncesiz olmamalı. Bir de ukala ve kibirli ve suratsız olmamalı. 

Magazin hakkında ne düşünüyorsunuz?

Magazin gizlice, belki göz ucuyla bile herkesin merak ettiği bir konu. Kaliteli yapıldığı takdirde olması gerekli diye düşünüyorum,eğlenceli oluyor. Ama sadece dikkat çekmek adına yayınlanan haberler, söz konusu kişiye zarar verebilir. O kişinin ailesine, çocuğuna ve yakınlarına zarar vermemeli,küçük düşürmemeli. Bu nedenle doğru ve seviyeli bir şekilde yapılmalı. Magazin haberleri, tebessüm ettirmeli, zekice yazılmalı. Kimsenin özel hayatına müdahale etmeden ve onlara zarar vermeden yapıldığı takdirde değer taşır. Ama o zaman da magazin olmaz diyebilirsiniz belki ama ben böyle düşünüyorum.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Hayat çok kısa... Olumsuz düşünceden uzaklaşmalıyız. Yıllar geçtikçe insan tabii ki olgunlaşıyor, hoşgörülü oluyor. Sorun yaratan değil çözüm bulmaya çalışan insanlar olursak hayat daha kolaylaşır sanki. Kibir hayatta en nefret ettiğim şeydir.

Olumlu düşünce ve sevgiden kimseye zarar gelmez.

Magazinizmir.com'un özel röportajıdır. Tüm hakları saklıdır. Başka yerlerde izinsiz kullanılamaz. 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER hülya savaş röportajları, hülya savaş kimdir, hülya savaş hakkında, hülya savaş söyleşi, izmir devlet tiyatro müdürü hülya savaş, magazin, magazin izmir, İDT, izmir tiyatro