Ünlü Teknik Direktör 'Ümit Kayıhan' ile Keyifli Söyleşi!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin ve özellikle de İzmir’in ünlü teknik direktörü Ümit Kayıhan ile %100 Restoran’da tatlıların ve çayların eşlik ettiği, tadına doyulmayan güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.



Bizler de bu samimi sohbetten derleyip toparladığımız röportajımızı, büyük bir keyif ile siz magazinizmir.com ziyaretçilerin beğenisine sunuyor ve tüm sohbet boyunca yüzündeki gülücüklerin hiç eksilmediği hocamız Ümit Kayıhan’a da teşekkürlerimizi bir borç biliyoruz…

Ümit Bey öncelikle biraz sizi tanıyalım istiyorum. Futbol hayatınız ve bugünlere gelişinizden bahsedelim. Anlatır mısınız bize hikâyenizi?
Özel Türk Koleji’nde okurken o sıralar deplasmanda Göztepe’de basketbol oynuyordum ama futbolu çok seviyordum ve hocam da bunun farkındaydı. Hatta bu ilgimden dolayı da futbolu bana yasakladı. Çünkü o dönemler Türkiye şampiyonluğuna aday bir takımdık ve benim futbola yakın olmam hiç hoş olmazdı. Fakat ben vazgeçemedim bu sevdamdan ve okullar kapandıktan, basketbol maçlarımız bittikten sonra bir şeyler yapmaya karar verdim. Bir gün Göztepe futbol takımının antremanına gittim. Tabi antremana girmek istedim ama hocalar engelledi. O zamanlar Göztepe’nin de en şaşalı dönemleri, öyle elini kolunu sallaya sallaya gelinecek bir yer değil. Fakat baktılar ki ben çok istekli ve ısrarcıyım “İyi o zaman yarınki antremana gel” dedi Sabri Kiraz hoca. Velhasıl kelam ben ertesi gün gittim. Antremana girdim ve çift kale maç yaptık. O maçta da iki gol attım. Daha sonra da sevgili hocam şaşkınlıkla ve sen nerden çıktın edasıyla ertesi gün de gelmemi istedi. Öyle böyle derken amatör olarak Göztepe’de oynamaya başladım.

Gel zaman git zaman maçlardaki performanslarım ve gollerim basın ve medya tarafından ilgiyle karşılandı. Röportajlar, haberler derken Milli takımada seçildim. 1975 senesiydi. O dönemler ülkelerin ilişkileri bir hayli karışık ve Türkiye’nin de Yunanistan ile maçı vardı. 3-2 aldığımız maçın sonunda da bayrağımızı hırpalamışlardı. Daha sonra o maçta attığım bir golden dolayı da Türkiye’de beni Milli Kahraman ilan ettiler. Böylelikle de yıldızım daha da parladı. Maçlar ve futbol hayatım böyle devam ederken bir gün bir baktım ki bir de evlilik hayatım başlamıştı artık.

Bu yoğun tempo içerisinde aşk hayatınız nasıl başladı ve gelişti. Açıkçası nasıl oldu bu evlilik?
Yaşım 20, Göztepe’de oynadığım dönemler. Eşimle tanışmadan bir gün önce Altay ile maçımız vardı. Eşim de sıkı bir Altay taraftarıymış ve o maçta benim Altay’a attığım golden sonra tribünden beddualar yağdırmış bana. Tabi ben hiçbir şeyin farkında değilim. Neyse, maç bitti biz 1-0 kazandık. Ertesi gün de Alsancak’ta dolaşırken Sevinç Pastanesi’nde yakın arkadaşlarım İsmail ve Dilek Sütçü’yü gördüm. Eşim Sevim Hanım’da yanlarındaydı. Öyle ayaküstü sohbet ederken eşimle de tanıştırıldım ve kim olduğumu duyunca da bir gün önceki maç muhabbeti yapılmaya başlandı. Maç esnasında tribünden yağdırdığı bedduaları duyunca da biraz sinirlendim ve aramızda bir tartışma başladı. Sohbet ilerledikçe ilerledi. O gün tartışmayla başlayan arkadaşlığımız evliliğe kadar gitti. Şimdi ise 37 yıllık evliyiz.

Peki o genç yaştaki evlilikten sonra futbol hayatınız nasıl gelişti ya da değişti?
Bir süre Göztepe’de oynadıktan sonra Altay’a transfer oldum. Ee eşim sıkı bir taraftar olunca böyle oluyor. Neyse 7 sene kadar da profesyonel olarak Altay’da oynadım. Bu sene zarfında kupa maçlarımız oldu. Altay-Galatasaray maçımızda benim attığım bir golle Galatasaray’ı yendik ve Türk kupasını kazandık. O zamanlar Fatih Terim’de Galatasaray’ın liberosuydu. Akabinde İstanbul’da maçlarımız oldu ve berabere kalınca da kupa şampiyonu olduk.
Arada da bir askerlik süreci geldi geçti. Askerde Eskişehir sporda oynadım. Döndükten sonra Altınordu’da kaptanlık yaptım. Daha sonra Kuşadası spor falan derken 14 senelik futbol hayatım böylelikle tamamlanmış oldu.

Futbol hayatınız tamamlandı ama siz aşkınızdan tam anlamıyla vazgeçemediniz ve antrenörlüğe başladınız. Nasıl başladı bu sevda?
Antrenörlük hayatına atılmak için her zaman bir çabam vardı. Türkiye’de kurslar açılmıyordu. Bu nedenle yurtdışına çıkıp eğitim almam şarttı. Yakın dostum Beyin Cerrahı Mustafa Şefki Ataç’ın desteği ile de İngiltere’ye gittim. Oradan aldığım diploma İngiltere dâhil, tüm birinci ligteki takımlarını çalıştırabilecek güçte bir eğitim içeriyordu. Akabinde Türkiye’ye döndüm ve önce yardımcı antrenör asistanı koçu olarak başladım. Bir dönem Karşıyaka, Altınordu ve daha sonra Mahmut Özgener, Esin Özgener ve Rıdvan Burteçin’in ısrarı üzerine Altay’a geldim. 2 sene Altay’a teknik direktörlük yaptım ve Bülent Özkul’un daveti üzerine de Göztepe serüvenim başladı. Geldiğim dönem de Göztepe şampiyon oldu ve Süper Lig’e çıktı. Bu durum benim taraftar kitlemi kat be kat arttırdı. O sene ligte 1. olunca da Göztepe ve ben ünümüze ün katmış olduk. Akabinde çeşitli kulüpler istemeye başladılar ve profesyonellik yaşamımda yeni bir çığır açılmış oldu. Antalya’sından Erzurum’a, Ankara’dan Diyarbakır’a kadar bir çok takımın antrenörlüğünü yaptım.

Bu zamana kadar hangi takımları çalıştırdınız?
Altay, Karşıyaka, Altınordu, Göztepe, Denizlispor, Antalyaspor, Adanaspor, Diyarbakırspor, Erzurumspor, Ankaragücü, Bursapor, Malatyaspor, Kocaelispor ve Çaykur Rizespor

Peki sizin için unutulmayan mutlu ve üzüntülü anılarınız nelerdir?

Adana sporun teknik direktörüyken playof maçlarında şampiyonluğu son maçta kaybetmiş ve penaltılarla elenmiştik. O günkü üzüntümü size tarif etmem mümkün değil. Üzüntülü anlarım sayılıdır ama sevindiren anılarım Altay ve Göztepe’de yaşadığım şampiyonluklar oldu. Bunlar unutamadığım anılarımdan bir kaçı.

“Keşke şu takımı da çalıştırabilseydim” dediğiniz oldu mu?
Bu kadar çok takımda çalıştıktan sonra en büyük isteğim Milli takımda hoca olmaktı. Çünkü eğitim ve tecrübe olarak kendimi fazlasıyla yeterli görüyordum. Her konuda Milli takımımızı temsil edicek gücü ve yeteneği de kendimde hissediyordum ama olmadı.

Son dönemlerde futbol, bir karmaşanın içinde boğuşuyor. Sizce bu denli sansasyonel haberlerin içine karışmasının sebebi nedir?
Türkiye bir süredir şike olaylarıyla çalkalanıp duruyor. 17 yıllık meslek hayatımda hiç böyle bir leke gelmedi ne mahkemeye çıktım, ne emniyete çağırıldım ne de biryerde soruşturmam açıldı. Tabi ki bu benim için onur verici bir durum. Lakin futbol tehlikeli bir hal almaya başladı artık. Ekonomik şartlar zorlaştıkça futbolun rantı çok yüksek oldu. Tabi bundan nemalanmak isteyen futbolcular, teknik direktörler ve taraftar grupları vardı. Malesef futbolu böyle kaos ortamına sürüklediler. Bu sene Fenerbahçe Uefa kupasına zor katıldı. Beşiktaş men edildi, ki Beşiktaş’ın men edilmesinin sebebi sadece ekonomik açıdan oldu. Ayrıca Türkiye’nin ceza almadan Uefa’da bu lige devam etmesi bana göre üst düzey yöneticilerin başarısıdır. Yoksa başka ülkede çoktan bize cezalar verilmişti. Zaten bu ülkede herkes futbol delisi. Bu yüzden bunlardan kaynaklı olarak da yöneticiler özveri gösterdi. Yoksa biz şuan Avrupa’da oynayamazdık. Kendi ligimizde oynardık o kadar. Bu arada Başbakan’da çok büyük bir özveri gösterdi. Uefa Başkanı Platini’yi İstanbul’a çağırıp, özel olarak konuşması bana göre her şeyi değiştirdi.

Türkiye’deki dört büyük takımdan hangisine daha yakınsınız ya da var mıdır tuttuğunuz bir takım?
Hiçbir takımı tutmuyorum. Zaten profesyonellikte duygusallığa asla yer vermem. Her takıma karşı eşit bir mesafede dururum ama şöyle bir not geçebilirim sizlere. Türkiye’de Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzon sporu zorlayacak çok iyi takımlar var artık. Türk futbolu bir yerlerlere gelmeye çalışıyor. Şimdi bunlara Bursa spor katıldı ve Türkiye şampiyonu oldu. Eskişehir ve Kasımpaşa spor gibi takımlar da liglere yepyeni bir renk katmaya başladı.

Önce futbolculuk ve bir süredir de teknik direktörlük yaptığınız hayatınız artık bitti. Peki şuan Ümit Kayıhan neler yapıyor?
Hala futbolun içindeyim. Bir yıl kadar önce tamamen kopmak isterken Lig Tv Digitürk beni bünyesine almak istedi. Açıçası o gün bu teklife şaşırmıştım. İlk defa bir teknik direktöre kendi bünyelerinde bu anlamda yer vermek istemişlerdi. Ayrıca neden 12 bin teknik direktörden sadece ben seçilmiştim. Bu soruları kendi kendime sordukça cevapları ömrümü adadığım futbol geçmişinde, tecrübelerimde buldum ve bundan da mutlu oldum. Emeklerimin karşılığı alabilmek beni memnun etmişti. Bu şekilde çalışmakta yorucu oluyor fakat yine futbol ile alakadar olmaktan dolayı çok mutlu oluyorum.

İzmir’de Ümit Kayıhan ismini duymayan yok. Sizce bu denli tanınmanızın sebebi nedir. Samimiyet, profesyonellik, tecrübeleriniz, çevreniz vs.?
İlk söylediğin en büyük etken benim hayatımda. İstediğiniz kadar kameralar önünde olun, istediğiniz kadar çok takımda teknik direktörlük yapın. Bunlar o anlık şöhret getiriyor insana fakat samimiyet ve güleryüz unutulmuyor. Kalıcı oluyor. Ben de insan ilişkileri kuvvetli biriyim. Bu yüzden de insanlar beni yakinen tanıyorlar.
Mesela internette maillerime bakıyorum her gün yüzlerce maille karşılaşıyorum. Facebook’ta 6 bine geldi arkadaş listem. Maalesef bu sayıdan daha fazla arkadaş eklenemediği için de birçoğunu geri çevirmek durumunda kalıyorum. Eğer kabul edebilseydim herhalde şuan onbinlere ulaşmıştı.

Biraz da İzmir’den bahsetsek?
Açıkçası İzmir’e küskünüm. Bana göre Avrupa’nın en güzel şehirlerinden bir tanesi fakat süper ligte bitane İzmir takımı yok. Bu durum beni fazlasıyla üzüyor çünkü her gittiğim yerde tek söyledikleri kelime “Hocam süper ligte neden İzmir’den bir takım çıkmıyor” İnanın bu laflarla heryerde ve her camiada karşılaşmaktan bunaldım. Artık güzel bir yerlere gelsin istiyorum İzmir takımları.

Bir kere de benden duymuş olacaksınız bu soruyu ama sormadan da geçemeyeceğim. Neden böyle İzmir takımları. Eksik ya da fazla olan ne?
Hiçbir taraftar takımına gerçekten sahip çıkmıyor. 3-5 tane taraftarla yürümüyor bu işler. Hiçbir zaman istedikleri sonucu bulamıyorlar. Sebebi de takımda destek değilde, köstek olan insanların çok daha fazla olması. Bence bu sorun da en çok Göztepe’de var.
Karşıyaka’da da her sene bir ekonomik kriz oluyor. Yapılan borçlardan kaynaklı yönetim kuruluna para yetiştirilemiyor.
Mesela Altınbaş kuyumculuğun sahibi İmam Altınbaş ayrıca Göztepe’nin de Başkanı ama çevresindekiler o kadar bilinçsizler ki İmam Altınbaş’ı yanlış yönlendiriyorlar. Bu yüzden bu kadar para harcamalarına rağmen bir türlü süper lige çıkamıyorlar.
Altıordu takımı da tam aksine iyi yönde ilerliyor. 3-4 sene içerisinde de süper lige çıkacaklarını düşünüyorum. Çünkü çok iyi bir konumu var. Bu takımdan ümitliyim kısacası.

Futbol dışında İzmir’i konuşsak. Şehri, insanı, yaşamı gibi mesela?
İzmir benim memleketim. Her şeyim. Denizi, insanı, kültürü bambaşka. Fakat şehircilik anlamında geri planda kaldığını düşünüyorum. Yurtdışında birçok yer gezdim. İnanın böyle bir şehir şimdiye çoktan mükemmel bir hale getirilmişti. Dünya listelerine girebilirdi ama yine politika ve yanlış yapılan işlerden dolayı başkalarının gölgesinde yaşar oldu. Ne sahilinde rahat yürünüyor, ne araçları koyabileceğiniz bir otoparkınız var. Bence Ahmet Piriştina’nın ölümü iyice geriye götürdü İzmir’i. Eğer o olsaydı şimdi dediğim birçok noktaya gelinmişti bile.

Magazinizmir’i nasıl buluyorsunuz? Sizce İzmir'e ve magazin hayatına yeni bir perspektif açabildik mi?
Açıkçası öncelikle sizi ve ekibinizi tebrik ederek başlamalıyım söze. Ben de yalan yok. Doğru olan her şeyi söylerim ben. Bu yüzden de İzmir’de bu zamana kadar yapılan magazin hayatına yepyeni bir soluk getirdiğinizi söyleyemeden geçemem. İzmir’de yer alan birkaç dergi var ve ne zaman bunlardan birini alsam hep aynı hikayelerle karşılaşıyorum. İzmir, Gül Sokak, Kordon ya da Alsancak demek değil.

Bu şehirde olup biten her şeyi görüp, okumak istiyorum ben. Böyle bir konsepti bu zamana kadar kimse yapmamıştı ama görüyorum ki siz bunu başarmışsınız. Mesela sizin Bülent Emin Yarar ve Yalçın Dikinciler ile yaptığınız röportajı okudum. Onların burada olduğunu ve oyunlarının olduğunu açıkçası sizlerden öğrendim. İşte bir iş yapıyorsanız böyle profesyonelce ve doğru bir şekilde ilerlemeniz gerekiyor. Bu nedenledir ki artık İzmir’in yeni yüzü magazinizmir.com’a ve bu keyifli röportaj için de size çok teşekkür ederim.

Magazinizmir.com'un özel röportajıdır. Tüm hakları saklıdır. Başka yerlerde izinsiz kullanılamaz.

 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER ümit kayıhan, ümit kayıhan kimdir, ümit kayıhan hakkında, izmirli teknik direktörler, ünlü teknik direktör ümit kayıhan, izmirli ümit kayıhan, ümit kayıhan hangi takımlarda çalıştı, ümit kayıhanın antrenörlük hayatı, ümit kay