İzmirli Sanatçıların Esin Kaynağı, Doğa

Kimi müzikte, kimi seramik alanında, kimi ise resim ve maskta ana malzemeyi doğadan sağlıyor. Amaçları, doğanın zenginliğini insanda yaşatmak.



SELAMİ KALAY

Henüz insanlık ve sanat ortaya çıkmadan önce de doğa vardı. Bizi çevreleyen, etrafımızda gördüğümüz bütün var olanlar doğanın kapsamı içine girer. Normal koşullarda doğanın kendine özgü bir düzeni vardır. Bu düzen sürekli olarak tekrar eder durur. Doğa içinde somut var olan her şeyin birbiriyle yakın ilişkisi vardır. İşte bazı sanatçılar bu ilişkiyi sanata çevirir.
İnsan da doğanın bir parçası ve onun içinde yer alan bir varlık olduğundan, doğa ile yakın ilişkilidir. İnsanlığın varoluşundan bu yana doğa, çeşitli değişmeler geçirerek insan üzerinde etkili olmuştur. Akıl gücü gelişip, çoğaldıkça doğayı gözlemleyerek tanımaya çalışmış, kendine yararlı olacak unsurları sayısız doğa zenginlikleri içinden çekip almıştır. Benzerlik ve büyü etkisi ile yaptığı çalışmalar, ilk sanat yapıtları olarak doğa nesnelerinin kopya edilmiş şekilleridir. Benzerini yapma duygusundan çıkan bu çalışmalar, zamanla değişerek insanın doğaya üstünlük sağlamasına sebep olmuş, çiçeklerin, kırların güzelliğini görmüş, onlardan tükenmez bir zevk ve ilham almıştır.

HEPSİ DOĞANIN RENGİ

Ressam Sevgi Uyar Arman'ın tablolarındaki ana unsur, deve dikeni... Çalışmaları daha çok bitkiler üzerinde yoğunlaşıyor. Bülent Barin, mimoza ve palamutla işlenen deri masklar yapıyor. Cem Atmaca ilk insanların mağaralara çizdiği resimleri, "Gökkuşağı Tekniği" ile cama yansıtıyor. Müzisyen Alaaddin Us eserlerini doğadan esinleniyor. Ressam Semra Adıyaman doğal yün kullanarak yaptığı resim yapıyor.
Sevgi Uyar Arman (Ressam): Gazi Üniversitesi Meslek Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı mezunuyum. Çalışmalarım daha çok bitkiler üzerine ve suluboya ağırlıklı oldu. Son 17 yıldır Devedikeni üzerine yoğunlaştım. Bu bitkinin biyolojik, arkeolojik, folklorik yapısıyla ilgilendim. Araştırmalarım ve kendi büyüdüğüm coğrafyada (Isparta) edindiğim gözlemlerim doğrultusunda çalışmalarımı sürdürmekteyim. Devedikeni çok dayanıklı, kontrastlar barındıran bir bitki. Hem biyolojik olarak kontrastlar barındırdığı için hem de yaşama direnciyle, insanlara direnciyle, güçlü bir yapısı olduğu için beni etkiledi. Resimlerimin ana temasında bunları işlemeye çalıştım. Kontrastı şöyle anlatayım; Devedikeni'nin çiçekleri çok yumuşak, çok hassas bir yapıya sahiptir. Taç yaprakları ve gövdesi ise tamamen bunun tersi, dokunamazsınız, yaklaşamazsınız hatta onu koparamazsınız. Ancak onu ezerek, yakarak veya keserek yok edebilirsiniz. Diğer bitkiler gibi solup, sararıp toprağa düşmez, solsa da sararsa da daima ayaktadır. Dolayısıyla yaşamla da böyle bir kontrast barındırır. Yaşar Kemal'in romanlarında da rastlarsınız buna. Orada ağalar halka nasıl eziyet eder, işkence eder, tarlalarda da deve dikeni çalışanların ayaklarını kan revan içinde bırakarak işkence eder. Ancak ve ancak tarlaları yakarak bunları yok ederler. Karşılıklı bir savaş vardır. Orada da bir kontrast vardır. Resimlerimde bakın füze gibi çıkıyor, işte bu onun gücünü temsil ediyor. Bize doğru yaklaşan, koyu renkte çizilmiş plakalar, kareler var, bunlar da tarihten gelişini anlatıyor. Antik çağda kornişlerde, sütun başlıklarında devedikeni, yabani enginar gibi akraba bitkilerin yapraklarını kullanmışlar. O zamanlar güç simgeleri çok önemliymiş, bunları baş tacı etmişler. Anadolu'da nazara karşı da kullanılıyor. Beşikteki bebeklere, dikenlerini bir beze sarıp omuzlarına tuttururlar. Ev ve işyerlerine sapıyla beraber kurumuşunu asarlar. Yine Anadolu'da nazarlık olarak çeyizlere konulan ve cam arkası şahmeran resmi yerine devedikeni yapıyorum. Devedikeni İskoçyalıların amblemi olmuş, kağıt ve metal paraların üstünde hatta turistik eşyalarda bile var. Bununla savaş kazanmışlar zamanında. Ana Britannica ansiklopedisinin amblemi de devedikeni. Resimlerimde bu bitkinin direncini, gücünü, kontrastlarını, dinamiklerini kullanarak dünyanın, insanın varoluşunu anlatırım.

DERİ MASKLAR
Bülent Barin: Mask yapmasını, üniversitede okurken Yiğit Uğur arkadaşımdan öğrendim. Hem okudum hem mask yaptım. Türkiye'de bu işi yapan on kişiyi geçmez. Özgür ruhlu insanların işi bu. Deriye şekil vermek bir yetenek, yaratıcılığın, düşünme biçimin, etkilendiğin ortam devreye giriyor. İnsan doğanın bir parçası ve ondan etkilendiği oranda yüzünde meydana gelen ifadeyi deriye aktarmaya çalışıyoruz. Bunu da sadece ellerimizi kullanarak yapıyoruz. Mimoza veya palamutla işlenmiş ham deri gerekiyor. Onları tekrar su ile yumuşatıp şekil veriyoruz. Deri size yön verir yani ''Derinin suyuna gitmek gerekir''. Derinin bir yeri yapacağın şekle izin vermiyorsa başka bir şey yapacaksın. Bıyık yapmana izin vermiyorsa dudak yapacaksın gibi. Onun için de deriyle çok oynamak lazım. Ellerimiz hissediyor onu. Böyle olunca yapacağımız maskın ifadesini önceden çok kestiremiyoruz. Deri neye izin verirse o çıkıyor. Gülen bir yüz yaparken üzgün bir yüz ortaya çıkabiliyor.

CAM SERAMİKLER

Cem Atmaca (Seramik sanatçısı): İlk insanların mağaralara çizdiği resimleri kendi buluşum olan ''Gökkuşağı Tekniği'' ile cama yansıtıyorum. Beni etkileyen o dönem insanlarının sadece ihtiyaçları kadar avlanmaları ile avlarının iyi geçmesi için bir çeşit dua olarak çizdikleri hayvan ve insan figürlerinin ilk sanat eserleri olarak kabul görmesidir.

DOĞANIN SESLERİ
Alaaddin Us (Müzisyen): Şaman izlerini içinde barındıran bir kültürde büyüdüm. Bugüne kadar on beş albüm çıkardım, film ve tanıtım müzikleri yaptım. Edip Akbayram, Süavi, İlkay Akkaya gibi sanatçılara bestelerimi verdim. Ben son Albümüm ''Efkar''la dünyaya dağılırken tanıdık tınılarda, Dünyada kaybolup, Anadolu'da bulmuşum kendimi. Latin adımları ile selamlamışım sizleri.
 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER Selami Kalay, Sevgi Uyar Armani deri masklar, cam seramikler, Cem Atmaca, Alaaddin Us, doğanın zenginliği