Halka ve Kamuya Hizmeti Bir İbadet Gibi Görüyorum 'Levent Piriştina'

İzmirimizin sevilen Belediye Başkanı merhum Ahmet Piriştina’nın oğlu, babasından aldığı sosyal demokrat bayrağını gururla devralarak yola başı dik devam ediyor!



Yoğun temposuna rağmen vakit ayırıp da bizimle röportaj yapan Sayın Levent Piriştina’ya Magazin İzmir ailesi olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İzmir’in hiç unutamayacağı Belediye Başkanlarının en başında gelen merhum Ahmet Piriştina’nın oğlu olmak nasıl bir duygu?

Çok keyifli, çok özel ve anlatılması da bir o kadar zor olan bir duygu. Yaşamadan anlatılamayacağı gibi çocuğun olmadan da çocuk sevgisini anlayamazsın... Ülkesine, şehrine yürekten hizmet etmiş ve o başarılarıyla anılan, sembol olmuş bir adamın oğlu olmak hem onur verici, hem de üzerinize ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Ancak, çıktığımız bu yolda bize adeta bir pusula gibi yol gösterdiği de tartışılmaz.

Rahmetli babanız politikaya atılıp Belediye Başkanı olduktan sonra bunun avantajlarını ve dezavantajlarını yaşadınız mı? Örnek verebilir misiniz?

Tabi ki yaşadık! Babam politikaya atıldığı andan itibaren yaşadığımız en önemli dezavantaj zaman geçirememek oldu. Politikayla ilgili bir şahsın ailesine ait bir bireyseniz; toplantılar, ziyaretler, görüşmeler derken babanızla çok fazla vakit geçiremiyorsunuz. Ama çok keyifli yönleri de oldu. Babamın gerçekleştirdiği hizmetlerinden duyduğu mutluluğun eve yansıması, ondan öğrendikleriniz sizin hayatınıza da muhteşem deneyimler, tecrübeler katıyor.


Neden CHP?

Karakterimizin, kişiliğimizin oturma süreci içerisinde sosyal demokrat bir aile düzeninde büyüdük. Sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın sorunlarına karşı olan duyarlılığın yanında, yine onların önereceği çözümlerin etkili olacağına inandık. Cumhuriyet Halk Partisi; 90 yıllık yapısıyla, başkanlarıyla, kadrolarıyla ve kentlere bakışıyla Türkiye'de en hazırlıklı parti konumunda. Eğer kişinin biraz insana değer veren, kendi menfaatleri doğrultusunda değil de öncesinde yaşadığı toplumun menfaatlerini de düşünerek yaşayan bir yapısı varsa, bunun en doğru adresinin CHP olduğunu düşünüyorum.

Neden Buca?

Neden Buca... Çünkü yerel yönetim alanında hizmet etmeye karar verdiğiniz zaman ilk olarak dedenizin ve babanızın yaşadığı topraklar, yani sizin varolduğunuz topraklar öne çıkıyor. Biz Bucalıyız... Mahallemiz Vali Rahmi Bey. Yerel yönetim alanında Buca için çalışmalara 4 yıl önce başladık. Bizi buna yönlendiren en önemli faktörlerden biri de, İzmir gibi bir Metropol olan bir şehirde diğer ilçelerle karşılaştırdığınızda bir dolu avantaja sahip olmasına rağmen- ancak kendini bir türlü ortaya koyamamış, öne çıkartamamış ilçe Buca aslında. Buca’da kültürel ve sosyal anlamda ciddi bir miras var, ancak kendini geliştirememiş ve kimlik sorunu yaşıyor. Bu kimlik sorununu da sağlam bir ekiple, burayı bilen, vizyonu yeterli donanıma sahip, genç bir ekiple aşacağımıza inandık ve gönül koyduk. Zaten Bucalı olduğumuzdan dolayı da bu bizim Buca’ya borcumuzdur.

Ben Buca’ya hayatımda ilk defa geliyorum ve o tarihi binalara hayran kaldım. Gerçekten de mimarileri çok güzel, bayıldım...

Bakın siz İzmir’in eski ailelerinden birinin ferdisiniz. Gerek iş hayatında, gerek sosyal hayatta aktifsiniz ve siz bile Buca’ya daha önce gelmemiş olduğunuzu söylediniz. İşte biz hizmetlerimizle, hayata geçirmeyi arzu ettiğimiz heyecan verici projelerimizle birlikte bir 5 sene sonrasında siz ve çevrenizdeki arkadaşlarınız Buca’da yarattığımız tesisleri, canlılığı yaşamak için gelirsiniz. Çünkü en büyük hedefimiz budur... Buca'da önümüzdeki yerel seçimlerde 18 yaş ile 35 yaş arasında 130 bin kişi oy kullanacak.
Bunun ötesinde 60 bine yakın 9 Eylül Üniversitesi’nde okuyan öğrencimiz var. Ayrıca 5000 kişiye yakın öğretim görevlimiz var. Aslında Buca çok genç, kabına sığmayacak altyapıya sahip bir ilçe. Bu değerleri bilerek hareket etmek gerekiyor. Projeleri hayata geçirirken, sağlam koordine olunmalı ve bu gençlerin de aktif siyasete katılmalarını sağlanmalı. Bizim ekibimizin kesinlike en doğru ekip olduğunu düşünüyorum. Vizyonumuz, aldığımız eğitim, genç olmamız… Bu değerlerimizin Buca halkının bizi seçmesi adına artılarımız olduğunu düşünüyorum. Bu böyle olur... Buca nasıl diğer metropollerin önüne geçer derseniz, ancak ve ancak bu sinerjiyi ve koordinasyonu bir araya getirerek olabilir. Bakın siz bile az önce ''harika binalar gördüm” dediniz. Şimdi siz çevrenize de anlatacaksınız. Ve ileride bu gördüklerinizi anlatırken, ”Çok güzel bir yerde yemek yedim, çok güzel kıyafetler aldım, çok güzel bir yerde tenis oynadım, çok güzel bir alışveriş merkezine gittim'' gibi gibi farklı beğeni ifadeleriniz de eklendiği zaman bizlerden mutlusu olmayacaktır. Bunların hepsi istihdam demek oluyor. Buca'daki insanları daha rahat yaşıyor hale getirmek bizim en öncelikli amacımız.


Başka bir ropörtajınızda 30 bin kadar vatandaşın spor ile tanışmamış olduğunu fark ettiğinizi söylediniz. Bunun için neler yapacaksınız?

Daha önce bahsettiğim gibi Buca kurulurken geçen seneler içerisinde daha çok Levanten ve Göçmen ailelere mesken olmuş bir yer. Zaman ilerledikçe; iklimi, tarihi yapısı, modern yapısı gibi özellikleriyle ciddi şekilde göç almış bir yer. Tabi bu göçlerle de Buca’nın bina sayısı artmış ve nüfusu artmış. Bu da ilçenin zaman içerisinde bu insanların gündelik ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesine neden olmuş. Zaten kendi hayatlarının mücadelesine girince spora ve kendilerine vakit ayırmaları da pek mümkün olmamış. Ve tabi ki maddi imkansızlıklar ve onun dışındaki yaşadıkları yerlerdeki fiziki koşullar da bu durumda etkili olmuş. Biz bunları nasıl çözeriz dedik ve başta aslında sadece spor eğitmeni ile yola çıkalım derken, şu anda 20 kişiye çıkacak gibi duran eğitmen kadromuz oluştu. Bu hizmet aslında sadece Buca çocuklarına veya gençlerine değil, ülke geneline bir hizmettir diye düşünüyoruz. Çünkü geleceğimizin emanetçileri çocuklarımız spor disipliniyle büyüyerek, takım sporunun düzeninde yetişecekler. Bu güzel aktivitelerle içlerindeki dinamik enerjiyi spor ile ataraken de kötü alışkanlıklardan uzak duracaklar. Alkol, sigara ve uyuşturucunun bir insanın hayatında ne gibi kötü etkilere yol açtığının bilincinde yol alacaklar. Hatta belki de ileri de ülke çapında birer başarılı sporcu olarak yetişecekler. Böylece bizim hedefimiz gerek fiziki yapıları göz önünde bulundurularak, gerekse ekstra kondisyon takviyeleriyle ekstra yapılar yetiştirerek ayda 1000, yılda 12.000, 5 yılda 60.000 öğrenciyi sporla tanıştırarak sporu Bucalının yaşam biçimi haline getirmek.

Hayata geçirmeyi düşündüğünüz Buca Kültür - Sanat projesinden bahseder misiniz biraz?

Aslında ben bu hizmetleri birbiriyle bağlı bir 3’lü olarak görmekteyim. “Kültür, sanat ve spor”. Bu zamana kadar Buca’nın arzulanan ve hak ettiği biçimde yatırım almadığı kanaatindeyiz. Şu an ciddi bir şekilde kültür ve sanat aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği bina eksikliği var. Kongre, sergi, tiyatro, seminer, heykel ve daha niceleri…. Bu aktivitelerin sergilenebileceği alanlar olmayınca üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin yeteneklerini sunabilme imkanları da kısıtlanıyor. Buca’da bir sinemanın bile olmamasını da göz önüne alacak olursak eğer, tüm bunları bir bina içerisinde toplayacağız. Ressam sergisini yapabilecek, eğitmenler seminerini verebilecek, kongreler düzenlenebilecek, sinemaya gitmek isteyenler Buca dışına çıkmadan kendi ilçelerindeki sinemaya gidebilecek. Kısacası önce fiziki eksikliği giderip, sonrasında da uluslararası anlamda gereken koordinasyonu sağlayacağız. Yapılacak olan etkinliklere Bucalıların katılımlarını da sağlamamız gerekiyor. Kültür - sanat merkezini hayata geçirdikten sonra alacağımız ziyaretçi sayısını da hesaba katarak, Buca’da bir otel hedeflemekteyiz. Şu anda Buca’da otelimiz var, ancak 30 odalık ufak bir otel. Dolayısıyla projemiz hayata geçtikten sonra sadece Buca’nın yararlanacağını değil, farklı şehirlerdeki, farklı ilçelerdeki insanların da rağbet göstereceği bir yer olacak. Uluslararası kültür sanat ve spor aktivitelerimiz yurt dışından gelecek olan konuklarımızın da konaklamasını gerektirecek. Dolayısıyla bunu da bir yatırımcıyı teşviğiyle gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Böylece aynı bina içerisinde belediye olarak biz kültür sanat alanını yönetirken, oteli yapacak olan yatırımcı da otelin işletmesini yürütecek. Bu bile Buca’ya inanılmaz derece de istihdam sağlayacak. Otelin kültür merkezinin inşaat dönemi süreci ve burada çalışacak olan Buca’lıları düşününce, Buca’ya ciddi bir kazanç kapısı olarak olacak.

Buca’da sinema endüstrisi için plato düşünüyormuşsunuz doğru mu? Nereden aklınıza geldi bu fikir?

Evet düşünüyor ve çok da önemsiyoruz bu projeyi. Açıkcası Buca’nın kimliğini artık cezaevinden çıkartmak niyetindeyiz. Buca denilince artık kültür sanat aktivitelerimiz, spor aktivitelerimiz öne çıksın, konuşulsun. Bu noktada dedik ki; bizim Kaynaklar bölgemiz var. Orada 4 tane de köyümüz var, hatta şimdi mahalle oldular. Bu bölgelerin fiziki olarak da çok müsait olduğunu saptadık. Sinema endüstrisi ülkemizde çok gelişti ve gün geçtikçe daha da gelişiyor. Dolayısıyla Buca’ya bir sinema platosu yaptığımızda; sinema, dizi, canlı yayın programları dahil bu endüstri buraya kayacak ve daha sonrasında da buradaki başarımız ve fiziki imkanlarımız da müsaade ederse uluslararası film şirketleri de rağbet gösterir ve ülkemizin,  Bucamızın adı tüm Dünyaya duyurulabilir diye düşündük. Bu projemiz de çok heyecanla karşılanıyor ve bizi de çok heyecanlandırıyor. Başka bir örneği de yok.... Bu proje yapımcıları ve yönetmenleri de heyecanlandırıyor. Aylarca bir film veya dizi projesinin sürdüğünü düşünürsek, bu süre içinde bu insanlar burada yaşamlarını sürdürecek, burada yiyecek, burada içecek, buradan alışveriş yapacak. Halk rağbet gösterecek ve çekim stüdyolarını gezmek isteyecek. Yine başka illerden, ilçelerden insanlar gelecek. Dolayısıyla yine Bucamıza ekonomik verim sağlayacak bir başka proje olacak.

Fidan projenizden bahseder misiniz?

Evet, yeşilin önemini insanlık ve gelecek için iyi benimsemiş bir ekibiz. Hepimiz Haziran ayında gördük ki, bir ağaç kesilince bir ülke ayağa kalkabiliyor. Biz de dedik ki; mahalle aralarından, sokak aralarından, beton gölgelerinden kurtulup nasıl bir orman yaratabiliriz? Buca’nın akciğerini nasıl yaratabiliriz? Buca’da doğan her çocuğumuza bir fidan dikelim, künyesini oluşturalım ve ileride 20 yıl geçip o bebek büyüyüp genç bir delikanlı veya genç bir kız olduğunda gelip kendi adını taşıyan ağacı bulsun ve sahiplensin. Kurum, kuruluşlar ve bireyler de bu ormana bağışta bulunabilirler. Sonra başka arkadaşlarımız da dediler ki, yeni evlenen çiftlere de fidan dikelim. Derken bu projemiz de hergün gitgide büyüyor, kendini geliştiriyor ve proje içinde proje halini alıyor.

İçine girmiş olduğunuz bu yoğun seçim hazırlığı temposunda bir gününüzü anlatır mısınız?

Vallahi çok güzel bir soru. Nereden başlasam bilemedim ki... Siz de bugün az da olsa şahit oldunuz bu tempoya. Maalesef beklemek zorunda kaldık çok özür diliyorum. Güne öncelikle gündemde neler olduğunu gerek gazeteden gerek internetten olmak kaydıyla tarayarak başlıyorum. Sonrasında seçim çalışmalarımı yürüttüğüm ofisimize uğrayarak o günkü tarihimize ait programımıza göz atarak devam ediyorum. Programımızın içeriği hemşehri ziyaretleri, STK’lar, dernekler, esnaf ziyaretleri ve bizim çok önemsediğimiz muhtar ziyaretleri yaparak devam ediyorum. Bu ziyaretlerimiz nerden bakarsanız bakın günün 10 saatini mutlaka alıyor. Bunun dışında internet medyası, basılı medya roportajlarımızı gerçekleştiriyoruz ve bu dönem içerisinde bir de Ankara ziyaretlerimizle birlikte çok yoğun bir tempo içerisinde olduğumuzu söyleyebilirim.

 

Peki bu tempo içerisinde kızınız Damla’ya vakit ayırabiliyor musunuz?

Ne yazık ki ayıramıyorum. Bu da beni en çok üzen konu... Az önce de bahsetmiştik. Ben bu durumu en iyi bilen mağdurlarından birisiyim. Henüz 6 yaşında çok küçük, ancak ileride bana hak verecektir diye umuyorum. Ben, halka hizmeti, kamuya hizmeti bir ibadet gibi gören bir yapıdayım. Kutsal bir şey yaptığımıza inanıyorum. Benimle bu yolda koşturan yol arkadaşlarımın da böyle düşünmelerini istiyorum. Kızım Damla’ya yaptığımız bu haksızlığı elimden geldiğince gidermeye çalışıyorum. Fırsat buldukça hafta sonları beraber olmaya çalışıyorum. Bir babanın gönlünden geçen elbette ki bu değil... Çok daha fazla bir arada olabilmeyi arzu ediyorum, ancak şu anda maalesef baş koyduğum bu yolda ihmallerim oluyor. Kızım da bazen serzenişte bulunuyor ama ileride bana hak vereceğine inanıyorum.

İzmir’i hak ettiği yerde görüyor musunuz?

Hakketiği yere geldiğini düşünmek, hayalleri kesmek olur diye düşünüyorum. İzmir’de çok güzel çalışıp, yıllardır hizmet veren belediye başkanları ve ekipleri oldu. Ancak dünyanın en güzel şehri dahi olsa neden bu da yok, neden şu da yok diye hep daha da iyisi olsun istiyoruz. Ama kendi ilçemle ilgili olarak ilçemin hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Ancak Buca için hedeflediğimiz projelerimizi hayata geçireceğimiz vakit, İzmir’e de katkı sağlayacağımızı bilmek beni mutlu ediyor.

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER levent piriştina, buca belediye başkan adayı, izmir yerel seçimler, levent piriştina buca, levent piriştina izmir, ahmet piriştina, buca bedeliye, bucaspor, buca sanat