Gürül Öğüt, 'Medya ve Reklam Sektörünün 30 Yıllık Öğrencisi'

Medya ve reklam sektörünün tanınmış isimlerinden Gürül Öğüt ile dünün ve bugünün reklam dünyasını konuştuk.



Bu denli tanınmış ve 30 yıldır tamamen bu sektör üzerinde uzmanlaşmış biri olmasına rağmen, halen kendini bir öğrenci gibi tabir eden Gürül Öğüt'ü, kırmızı ödüllerini ve interaktif yaşamın ayrıntılarını keyifli bir söyleşiyle kaleme aldık.

Gürül Öğüt kimdir? Onun farklı yönleri nedir?
İletişim endüstrisinde 30 yılını tamamlamış bir öğrenci, meslek hayatı boyunca medya ve reklam sektörleri dışında çalışmamış bir iletişimciyim.
Kırmızı ödüllerinde uzun süre görev aldınız. Bu ödüllerin yanlı olduğu düşünülüyor. Sizce böyle bir durum var mı?
Bu sorunun bana değil, son 10 yılda Kırmızı Ödülleri’ni dağıtan jüri başkanlarına sorulması gerekir. Pınar Kılıç, Cem Topçuoğlu, Hakkı Mısırlıoğlu, Levent Erden, Paul McMillen, Ayşe Bali, Engin Kafadar, Aytül Özkan, Karpat Polat ve Haluk Sicimoğlu’nun hepsinin birden yanlı olduklarının veya yaratıcılık dışında başka bir kriterle ödül sahiplerini belirlediklerinin iddiası kale alınamaz.

İnteraktif reklamcılık hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir reklamcılık yöntemidir. Her reklamın etkileşimli olması gerekmez. Gerektiği yerde ise başarının temel koşuludur. Teknolojideki gelişmeler bir yandan hedef kitle ile etkileşimli iletişim kurmayı kolaylaştırırken, diğer yandan maruz kalınan mesaj yoğunluğu nedeniyle tüketicinin etkileşime dahil olmasını sağlamak zorlaşmaktadır.

Çağ değiştikçe iletişimin şekli de değişiyor. Misal eskiden duman da bir iletişim yöntemiydi, çok sonra radyo oldu, tv oldu, şimdi de internet. Artık sosyal medya iletişimini yaşıyoruz. Sizce sosyal medyanın iletişime, reklama katkıları neler?
Geçen hafta New York’ta düzenlenen Advertising Research Foundation's Re:think 2013 konferansında, Coca-Cola’nın üst düzey pazarlama yöneticisi sosyal medyanın, ürün satışına dönüşmediğini tespit ettiklerini açıkladı. Dünyanın en büyük FMCG firmalarından birinin bu itirafı hakkında daha geniş malumat edinmek isteyenlere http://www.coca-colacompany.com/stories/buzzworthy-social-at-the-heart-creates-impact bağlantısına bakmalarını öneririm.

Bu yola yeni başlayanlar için ne söylemek istersiniz?
Çok okumalarını, dünyayı çok iyi takip etmelerini, kendilerini Türkiye sınırları içine kapatmamalarını ve bir yabancı dile (şimdilik İngilizce) çok iyi en az ana dilleri kadar hakim olmalarını öneririm.

İzmir Kırmızı Kent Ödüllerine katılan çalışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kırmızı Kent Reklam Yarışması, 2013 içinde altı il özelinde gerçekleşecek. İzmir ilk etaptı. Bu tür her yarışmada olduğu gibi Kırmız Kent’in oturması da zaman alacaktır. İzmir özelinde dereceye giren işleri kişisel olarak başarılı buldum. Nitekim jürinin değerlendirmesi de bu yönde oldu. Bu arada unutulmaması gereken bir nokta var: Kırmızı Kent’e bir müşteri için bedeli alınarak hazırlanmış reklamlar katılmıyor. Bu yarışma için özel hazırlanmış reklamlar yarışıyor. Yani Kırmızı Kent’te yarışan reklamların zaman ve maliyetini katılımcı kendisi karşılamak zorunda. Dolayısıyla prodüksiyon seviyesinin diğer yarışmalardan alışageldiğimiz seviyede olması beklenilmemeli.

Reklamcılıkta merkez İstanbul ama bu durumu değiştirebilecek potansiyeli olan şehirler var mı ve İzmir bunlardan biri mi?
Hayır, bu potansiyele sahip şehir yok çünkü reklam sektörünün merkezinin İstanbul olmasının sebebi ekonomiktir. Yani İstanbul’un GSMH’daki, payı ile orantılıdır. Bu ekonomik gerçek sürdükçe İstanbul sadece reklamcılığın değil dah apek çok diğer endüstrinin de merkezi olmayı sürdürecektir. Bu tabii ki İstanbul dışındaki reklamcılar İstanbul’dakiler kadar başarılı değil anlamına gelmez. Bu yılın Kırmızı Ödülleri’nde de gördük, Ankara’dan Rekmay iki kategoride birden ödül kazandı.

İzmir size ne ifade ediyor?
Eğitim hayatıma Hakimiyet-i Milliye İlköğretim Okulu’nda başladım. Birinci sınıfı burada okuduktan sonra babamın tayini nedeniyle İstanbul’a geldik. İzmir dendiğinde, benim aklıma çocukluk yıllarım gelir.

Blog yazmanın ne gibi kuralları var? Herkes blogger olabilir mi mesela?
Bence blog yazmak, günlük tutmak gibidir. Dolayısıyla herkes blogger olabilir ve bence herhangi bir kuralı yok. Dileyen dilediği gibi yazabilir. Eğer belli bir amaç için blog yazılıyorsa, tabii o zaman durum değişik. Örneğin kişisel blogum Reklam Ȃlemi için benim açımdan önemli olan mümkün olduğunca çok iletişim profesyoneline ulaşmaktır. Bunu sağlamak için de elimden geldiğince taze içeriğe yer vermeye çalışıyorum ve Tumblr üzerindeki blogumu Twitter ve Facebook ile entegre ediyorum.

Pek çok kişi artık blog yazıyor ve internette gerçekten büyük bir bilgi karmaşası var. Herkes her şey hakkında fikirlerini doğru ya da yanlış belirtiyor. Bu bilgi karmaşası sizce nasıl yorumlanmalı? Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bilgi karmaşası nerede yok ki? Önemli olan medyanın nasıl tüketilmesi gerektiğini iyi öğrenmek. Nasıl her gazetede, dergide veya televizyon kanalında çıkan haberi mutlaka doğrudur diye kabul etmiyorsak aynı ilke internet içinde geçerli.

Yakın zamanda işte ‘big idea’ budur dediğiniz reklam çalışmaları var mı?
Yakın zamanda değil, her gün her saat “big idea” olarak tanımlanabilecek reklam uygulamaları ile karşılaşıyorum ve bunları http://reklamalemi.tumblr.com/ adresinde paylaşıyorum.

Magazinizmir.com'un özel röportajıdır. Tüm hakları saklıdır. Başka yerlerde izinsiz kullanılamaz. 

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER gürül öğüt, gürül öğüt röportaj, reklamcı gürül öğüt, gürül öğüt kimdir, en iyi reklamcılar, gürül öğüt sosyal medya, gürül öğüt kırmızı kent ödülleri