Ege İş Kadınları Derneği Başkanı 'Işın Yılmaz' ile Kadınlar Günü'ne Özel Söyleşi!

Egikad Başkanı Işın Yılmaz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü, İzmir kadınlarını ve kadınların iş dünyasındaki yerini anlattı.



Işın Yılmaz kimdir ? Biraz sizi tanıyabilir miyiz?
İzmir doğumluyum. Tekstil mühendisiyim. 16 yıldır da eşimle birlikte Mergü Tekstil’de ortak olarak çalışıyoruz. Yani hazır giyim konfeksiyon işiyle uğraşıyoruz. Benim görev alanım araştırma, geliştirme, pazarlama ve yerel koordinasyon. Yüksek markalara işler yapıyoruz. İtalya’da bilinen Dolce Gabbana, Diesel, Prada gibi meşhur markalara üretim yapıyoruz. Bu dönemlerde biraz sıkıntılar yaşadığımız için yönümüzü İskandinav ülkelerine Almanya’ya doğru çevirdik. Bu aralar bu yönde daha aktif üretimler yapıyoruz. Ayrıca 5 yıldır da Egikad da Başkan olarak görevimi icra ediyorum.

Egikad nedir ve ne zaman kuruldu?
15 temmuzda kuruldu. Yaklaşık 4.5 yıldır faaliyet gösteriyoruz. Bende başkanlıkta 5. yılın içindeyim. 1. dönem çömezliğimden sonra 2. dönem ustalıkla devam etti. Üyelerimiz de beni tekrar başkanlığa seçtiler. Tabi şuan da ustalık döneminin en iyi evrelerindeyim. Fakat bu sadece benle alakalı bir durum da değil. Ekip çalışması dayanışma her zaman başarıyı kapçılar ve ilerletir. Benim başarılarımın arkasında da Egikad üyelerinin büyük payı bulunuyor. Misyon ve vizyonu bize uyan artık kendi için değil de başkaları için bir şeyler yapmaya uğraşan insanları bir araya getiriyoruz. Bizim amacımız şiddet gören kadınlarımızı hayata kazandırmak. Bu konudan mütevellit daha önce yaptığımız bez bebek projemiz de çok dikkat çekti ve ilgi gördü. Türk eğitim vakfıyla başarılı genç kızlarımızın eğitimde ilerlemesini sağlamak için bir burs vermiştik. Sanayi odasının sağladığı burslar var. Onlara da destek olmaya çalışıyoruz.
Genelde dezavantajlı kadınlara, geleceğin iş kadınlarına yardımcı olmak esas amacımız. Bizim gibi kadınların da ön plana çıkmasını sağlıyoruz. Bu nedenle daha iyi bir şeyler yapabilmek için Batı Anadolu Sanayici ve İş adamları Dernekleri Federasyonuna girdik. Önce saymandım şimdi başkan yardımcısıyım. Güzel bir serüvenle TÜRKONFED Yönetim Kuruluna girdik. Bunun yanı sıra İş Dünyası Kadın Komisyonu Başkanıyım. Önceden İlknur Denizli’yle beraberdik. O milletvekili olduktan sonra 25 kişilik yönetim kurulundaki tek aktif bayan benim. Sanayi Odasında meclis üyesiyim ve 4 yıldır da oradayım. Açıkçası 144 kişinin içerisinde 4 kadın olarak yer alıyoruz. Daha saymakla bitmeyeceğim üyeliklerim ve Egikad olarak yaptıklarımız var.

Bu denli yoğun ve aktif iş hayatınız özel hayatınızı etkilemiyor mu?
Eh pek etkilemiyor diyebilirim. Çünkü tek bir çocuğum var o da sürekli yurtdışında. Kızım 2,5 yıldır Milano’da yaşıyor. O da Koç Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunu. O bölümü bitirdikten sonra İtalya’ya gitti. Yüksek İtalyan modası ile ilgili master yaptı. Şimdi Bokoni’de de finansla ilgili master yapıyor. Malesef ki birbirimizi fazla göremiyoruz. Zaten 17 yaşından beri de hep dışarıda. Ben de kendimi işime adadım. Hani derler ya “armut dibine düşermiş”. Sanırım benim kızım da bu yüzden okumaya ve çalışmaya fazlasıyla mehilli. Bir de insanlar hep çocuklarına yaşamak istedikleri hayatları sunar. Ben de kızıma bu hayatı sunmaya çalıştım. Hep yurtdışında çalışmak, yaşamak isterdim fakat olmadı ama kızımı bu yolda yönlendirdim ve o da şimdi sürekli okumak ve çalışmakla vaktini geçiriyor.
Şuan bende en verimli çağımdayım. 16 yıldır en iyi markalara hizmet ediyoruz. Artık bir doygunluğa da ulaştım. Para benim için bir araç. Çünkü hayat sınırlı. Belirli bir ömrümüz var ve kefenin de cebi yok. Onun için parayı asla amaç olarak görmedim. Hayatımı da etrafımdaki insanları da kızımı da bu yöne doğru ilerlettim.

Son dönemlerde artık kadınlarımız iş hayatında daha aktif ve daha güçlüler. Sizce bunun sebebi nedir?
Bu ülkemiz ve şehrimiz için çok büyük bir gelişme demek ki doğru yolda ve doğru yöntemlerle ilerliyoruz. Cinsiyetin kurumsallaşmadığı ve kadınlarımızın iş dünyasında yer aldığı eşit bir ülke temenni ettik. Bu amaçla çıktık yola. Böyle güzel etkileri görmek de bizi bir hayli memnun ediyor. Benim geçmişimde 5 yıllık bir Yaşar Holding tecrübesi var. Orada çalıştığım dönemde karşılaştığım manzara her daim kadının iyi muamele gördüğü ve değer verildiği bir yer olması. Selçuk Yaşar’ı kadınlara olan katkısından dolayı da her zaman takdir eder ve bunu dile getiririm. İki kızını da ardı ardına yönetime getiren ve böyle çağdaş düşünebilen muazzam bir insandır.

Mesela ben Bornova Anadolu Lisesi mezunuyum. Erkeğin fazla olduğu bir ortamda ama eşit bireylerin yer aldığı bir lisede okudum. Annemin de 5. kızıyım. Evde 6 kadının ve bir de babamın olduğu bir ortamda yetiştim. Babamda çok güçlü, otoriter, aşırı disiplinli biriydi. 90 yaşında vefat etti. O yaşına kadar hala gömleğinin düğmesini boğazına kadar ilikler öyle otururdu. “Neden” diye sorduğumuzda da “saygısızlık olamasın” diye cevap verirdi. Mümkün olduğunca da kravatla gezerdi. O an sıradan gibi gelen şeyler sonradan hayatınızda imge haline gelebiliyor. Ben de şuan babam gibi otoriter, disiplinli ve bir o kadar da neşeli güler yüzlü bir kadınım. Bu güçlere sahip olmadan da bugünlere gelmiş başarılı bir kadın olabileceğimiz zannetmiyorum.

Peki sizden İzmir'i ve İzmir kadınlarını anlatmanızı istesek. Neler söyleyebilirsiniz?
İzmir kadınlarını Kagider’de anlattım ben bu sene. Yani Uluslar arası Kadın Zirvesinde konuştum. Adana, Konya, Diyarbakır, Silivri, Samsun gibi aklınıza gelebilecek bir çok büyük şehrin Kadın Derneği Başkaları var. Bana da o konferansta bu soruyu sordular. Neden İzmir kadını? Neden İzmir’de kadınlar daha etkin rol alıyorlar ?

Ben bunu kendi hayatımdan kesitler vererek anlatıyorum. Erkek yoğun olan bir okulda okudum ve kadın yoğun olan bir ailede yetiştim. Ablalarımın hepsi de eğitimlerini tamamladı. Kimi doktor, kimi öğretmen oldu. Onlar da bana hep örnek oluşturdu. Babamın ve annemin tek hedefi bizi okutmaktı. O dönemde bir kız çocuğu okutmak çok önemli bir misyon. İzmirli kadınlarının da başarılı olmasının sebebi böyle bir öngörüye sahip olmaları. İzmir gerçekten kadın olsun, erkek olsun akademik başarıya gerçekten çok önem veren bir şehir. Ailelerin kızlarına olan güvenleri de paha biçilmez. Özgüven fazladır bu şehir kadınlarında. İstanbul’a, Ankara’ya gidin ve başarılı kadınların hikayesini dinleyin. 10 kişiden 9’u kesin İzmirlidir. Duruşundan, konuşmasından, özgürlüğünden ve geçmişinden gelen eğitimden kaynaklı nereye giderse gitsin İzmir kadını çok başkadır ve öncüdür.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bugüne özel neler söylemek istersiniz? 
Şiddetin olmadığı, aile eğitiminin yeterli verilebildiği ve güçlü kadınlar görmek istiyorum gelecekte. İzmir’de özellikle eğitimli işsizlik yüksek, fakat kadın girişimciliği de bir o kadar yüksek. Ne mutlu ki Türkiye genelinde de çok fazla. Bu demektir ki ağaçlarımız iyi bakılmış ve artık meyve verme sürecinde kadınlarımıza rol modeli olabilmiş ve onları cesaretlendirmişiz. İzmir bu nedenle de öncü bir şehir. Benim amacım da temsil noktalarında kadın sayılarımızın artması.
Hem kadınlar arasında hem de erkeklerin bulunduğu kurumlar arasında güç birliği oluşturulmalı. Bununla ilgili en son Adana da bir konuşma yaptım. Hatta şuan birçok basından arkadaş bu konuşmanın peşine düşmüş durumda. Sanırım Adana ve genel anlamda bir çok şehri etkiledim.

Konusunu açılmışken bizler de sormak isteriz size. Adana konferansı neden bu denli ses getirdi?
Adana’da 600-700 kişinin önünde “Erkekler artık koltuklarından kalksınlar çok uzun soluklu başkanlık yapanlar başkanlıkları bıraksınlar. Lütfen, artık onların yerine kadınlarımız aday olsun. Meslek Komitesine girin. Meclis Üyesi olun. Yatırımlar yapın Meclis Başkanı olun, yönetim kuruluna girin” diye çağrı yaptığımda inanılmaz bir alkış ve destek gördüm. Arkamdan Adana’da bu sözlerim günlerce konuşulmuş ve hala da konuşuluyormuş. Açıkçası konuşurken bu denli ses getireceğini düşünmemiştim ama böyle olmasına sevindim.

Peki size magazin ve kadın desek ?
Aslında magazinle benim pek bir ilişkim yok. Kısa bir süre öncesine kadar da çok doğru bulmadığım bir şeydi. Aslında bana göre magazinin artıları da var eksileri de. Mesela benim şahit olduğum ve bundan dolayı da mutu olduğum magazinin eğlence dışında faydalı bir şeylere de imza attığını gördüğüm bir durumdan bahsedeyim. Aile ve Sosyal Çalışma Bakanlığı’nın bir gsm firmasıyla gerçekleştirdiği “Şiddete karşı 0 tölorans” adlı seminerde, birçok ünlü ismi orada gördük. Türkan Şoray’dan Hadise’ye, Necati Şaşmaz’dan Ajda Pekkan’a, Özcan Deniz’den Arzu Balkan’a kadar topluma mal olmuş sanatçı kadrosu yer alıyordu. Magazinin topluma faydalı bir şeyler yapabileceğini ilk kez orada gördüm. Çünkü o ünlü insanlar sahneye çıkıp “Şiddete karşı 0 tölorans” diyerek ve kendi samimi cümlelerini ekleyerek, onları seven kitlelere seslenmiş ve insani vazifelerini de bu nedenle fazlasıyla yerine getirmişlerdir.

Son olarak magazinizmir ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Magazinin gündemimize oturduğu ve toplumumuzun bu denli ilgili olduğu bir alanda sizlerin de yepyeni bir renk kazandırdığını düşünüyorum. İzmir’i yükseltecek ve güzelleştirecek bu projeyi, Egikad olarak destelemekten mutluluk duyuyoruz ve sizler gibi profesyonel bir ekip kadrosuyla İzmir yine bu işlerde de öncü ve eşsiz bir şehir olmayı başaracak bunu çok iyi biliyoruz.

 

Magazinizmir.com'un özel röportajıdır. Tüm hakları saklıdır. Başka yerlerde izinsiz kullanılamaz.


Haberin Galerisi İçin Tıklayın.

  • PAYLAŞ:

BENZER HABERLER

ETİKETLER egikad, ege iş kadınları derneği, ışın yılmaz kimdir, ışın yılmaz egikad başkanı, ege iş kadınları derneği hakkında